Arama Sonucu: 167 Aranan: Greek-Orthodox
‘Binbirkilise’: Yeniden Bir BakışOrta Anadolu’nun güneyinde bir yer olan Binbirkilise 19. yüzyıl sonlarında Gertrude Bell tarafından ziyaret edilmiş ve tanıtılmıştır. Burada geç Hitit devleti Tarhuntasa’nın ana ibadet yeri ve göze çarpan Doğu Roma (Bizans) kiliseleri ve manastırları bulunmaktaydı. Volkanik dağın zirvesindeki bu yer günümüzde kısmen tahrip edilerek askeri bir yerleşme tarafından ulaşılmaz bir hale getirilmeden önce, yazar burayı çeşitli kereler ziyaret etmiş, yüzey araştırmaları yapmış ve planlar çıkarmıştır. Makalede, bu çalışmanın sonucu olarak edinilen yeni bulgular tanıtılmaktadır.Yanardağın zirvesinde şunlar tanımlanmıştır: a) Zemin planda Doğu Roma (Bizans) kiliseleri ve yak. 1995 yılındaki yüksekliği; b) Zirvedeki özel kaya oluşumları çizimlerde kaydedilmiştir. Böylece eski Anadolu kaya kült alanının bölümleri tanımlanabilmiş ve yazıtlarla bağlantısı kurulabilmiştir. Bell ve daha sonraki ziyaretçiler bunu atlamış ve sonucunda da hatalar yapmışlardır. Burada hem doğal kaya oluşumlarından hem de geç Hitit yontma taşlarından oluşan iki odalı açık bir kült cella’­sı vardı; c) Kilisenin güneyinde, kısmen yontulmuş yuvarlak bir taş, baitylos izlenimi uyandırmaktadır. Nişler için Assos’tan erken döneme ait Yunanca bir yazıtı da olan bir benzer bir örnek gösterilmekte ve tartışılmaktadır; d) Yazar, Üçkuyu köyünden itibaren doğrudan kuzey-güney istikametinde 2271 m yükseklikteki zirveye ve eski üsse doğru yukarı çıkan eski bir yoldan izler bulmuştur. Yukarı tırmanan yolun belirtileri ve yol izleri görülebilmektedir. Zirvede, ‘üssün’ olduğu platoda ve yukarı giden yolda, çok sayıda değişik niteliklere sahip kaya oymaları tanımlanmıştır. Bunlar, Anadolu’da bulunmuş olan, açık kült cella’ları, steller, baitylos’lar, kayaya oyulu kaplar ve nişler gibi di­ğer yayımlı buluntularla karşılaştırılmıştır.Kronoloji, tarihleme ve kullanımı ile ilgili, bir şeyin el yapımı olup olmadığı ya da kült içerikli olup olmadığı vb. konularda çeşitli öneriler yapılsa da, bu makale belgelemeye önem vermekte, tahrip edilmeden önce orada ne görülebildiği konusunda tanımlar yapmakta, bunu planlar, çizimler ve fo­toğraflarla göstermektedir. Makale manastır kalıntılarıyla ayakta duran Değle / Deyle / Deghile kö­yüyle sonlanmaktadır. Bu yapı grubunun yeni bir zemin planı orada büyük bir Doğu Roma (Bizans) manastırının olduğunu göstermektedir. Değle’de, kabartmalı bir khamosorion bazı detaylarıyla tanımlanmaktadır.Sonuç olarak, bu makale geniş ölçekli bir ‘kent planlamacılığı” bakımından yeni ve kapsamlı bağlantılar sunmaktadır. Makalede daha önce yayımlanmamış olan, daha fazla sayıda mimari plan, ze­min planları, yükseltiler, krokiler, perspektif çizimleri ve de açıklamalı yapı rekonstrüksiyonları su­nulmaktadır. O zamanki (yak. 1995 yılı) mevcut korunma durumu gösterilmektedir. Makalede kaya kült alanının yeni planları ile kayadan oyma özellikler taşıyan yeni buluntular sunulmaktadır. Kullanılan çizim tekniği yıkık duvarlar ve kaya oluşumları için yeterli olacak şekilde, yapının planına bağlı olarak yapılan serbest el çizimidir. Yazar bu rapor hakkında canlı bir tartışma beklemektedir.
Cilt 13 , Oca 2016 , Sayfalar 165 - 210
Gerhard Huber
Özet Çevirileri
“Lykiarkhes” SorunuBu yazı, yazarın ölümünden kısa bir süre önce yayım içim hazırladığı bir makaledir. Yazıda, pek çok bilim insanı tarafından uzun zamandır tartışma konusu olan Lykiarkheia makamının içeriğinden bahsetmektedir. Bu bağlamda yazarın görüşü Lykiarkheia sürecinin Grammateia makamı ile başladığı, Arkhierosyne ile devam ettiği ve sadece onursal bir unvan olarak yaşam boyu korunduğu yönündedir. Yazar bu görüşünü daha önceki yazılarında da (Şahin 2006; Şahin 2012) belirtmiş ve modern çalışmalarda Grammateus'un sürekli göz ardı edildiğine vurgu yapmıştır. Bu yazısını ise çok daha detaylı ve geniş içerikli tutup, yakın zamanlarda D. Reitzenstein (2011) tarafından destek bulan communis opinio karşıtı uzun bir incelemeye yer vermiştir. Çevirmen Notu: Bu makale, hocamız merhum Prof. Sencer Şahin'in hazırlamakta olduğu pek çok çalışma arasında olup, üzerine pek çok not alınmış şekilde evindeki çalışma masasının üzerinde bulunmaktaydı. Eşi N. Eda Akyürek Şahin'in izni doğrultusunda İngilizceye çevirmeye karar verdim. Belki de Sencer hocamız bu makaleye daha ekleme yapacaktı bunu bilemiyoruz ama fakat makale bitmiş ve neredeyse yayın için hazır görünüyordu. Hocamızın yarım kalan diğer çalışmaları da devam ettirilip, sırası geldikçe yayımlanacaktır.
Cilt 11 , Oca 2014 , Sayfalar 1 - 13
Sencer Şahin
13. ve 14. Yüzyıllarda Likya Limanı Patara ve Çevresi - Bir Yorum - Patara'da yarımada yakınındaki hamamda ve buna bitişik olan sur duvarın üst bölümündeki yüzey kalıntıları Rum Selçuk'un buradaki varlığına tanıklık eder. Olasılıkla yeniden kullanılan Roma Deniz Feneri yapısı buna dahildir. Bu dönemde halen önemli bir yükseklikte olan yapı, Piri Reis'in haritasında açıkça işaretlendiği üzere 1524 yılı sonrasına kadar bu kıyıdaki denizcilere nirengi noktası teşkil etmekteydi. Liman, Lüzinyan Haçlıları'nın Patara'yı Mayıs 1362'deki işgalinden sonra işlerliğini büyük ölçüde kaybetmiş olmalıdır. Bu nedenle de Piri Reis'e kadar buna dikkat çekilmemiş veya işaretlenmemiştir. 1211 tarihli Rum Selçuk – Doğu Roma sınır anlaşması, 1216 tarihli Kıbrıs Kralı Hugh'un korsanlığı içeren mektubu, Antalya'nın 1216 yılında yeniden ele geçirilmesi sırasında muhtemelen Patara'da konuşlanan gemileri de içeren Selçuklu donanmasının Lykia limanlarını kullanımı ve 1220 tarihli Rum Selçuk – Venedik ticaret antlaşması Lykia ve onun hem Türkmen hem de Rum nüfusları ile Patara dahil olmak üzere Lykia limanlarındaki kontrolü 13. yy.'ın ilk çeyreğinde sıkı bir Selçuklu devlet otoritesine işaret etmektedir. 1280'li yıllara kadar izlenebilen bu Rum Selçuk kontrolü, muhtemelen Selçuk destekli Menteşeoğulları Beyliği'nin 14.yy.'ın hemen başındaki yükseldiği döneme kadar sürmüştür. Limanın 13.yy. başlarından yağmalandığı 1362 yılına kadar kullanımı ve önemi bilinmektedir. Bu esnada yerel deniz ticareti ile Aziz Nikholaos'un doğum yerine varmak isteyen Latin ve Rum hacılarına yönelik korsanlık hareketlerinin kontrol edilmesinde Selçuklu donanmasının merkezi durumundadır. 1270'li yıllardan itibaren ise Latin ve Rum toprakları ile gemilerine yapılan cihat saldırılarının üssü olarak hizmet vermiştir. Yavaş yavaş dolmasının yanı sıra 1362 yılındaki yağmalama sonrasında liman eski önemine tekrar kavuşamamasının nedenlerinden birisi, kente yakın olan Rhodos'ta 1310 yılından 1522 yılına kadar hüküm sürmüş olan Kudüslü St. Jean Şövalyeleri'nin (Hospitaller), artık liman girişi iyi bir şekilde korunmayan Patara'ya sürekli saldırılarda bulunmalarıdır. Şövalyelerin civardaki deniz yollarını donanmalarıyla etkili şekilde kontrol etmeleri ve Müslüman gemileri yerine sadece Latin-Rum ticaret gemilerinin bu yolu kullanabilmesi, Karia'da daha güvenli üslerin ortaya çıkmasına ve 14.yy.'dan itibaren görüldüğü üzere cihat hareketlerinin kuzeye, Miletus - Balat, Milas - Peçin ve Ephesos – Ayasoğluk ve İzmir – Smyrna (1344'e kadar) taraflarına yönelmesine neden olmuştur. 1347 yılındaki pandeminin nüfusun büyük bölümünü yok etmesi ve limanın büyük kent merkezlerine karayolu ulaşımının uzun olması kentin önemini kaybetmesinin dikkate değer diğer bir etmenidir. 1522 yılında Rhodos'un ele geçirilmesiyle Patara yakınından geçen İstanbul-Mısır deniz ulaşımının Osmanlı tüccarları için güvenlik sorununu ortadan kaldırması, Antalya Limanı aracılığıyla yapılan ticarette düşüşe yol açmıştır, fakat Patara Limanı da ondan sonra dolmuş ve kent terk edilmiştir.
Cilt 7 , Oca 2010 , Sayfalar 47 - 72
Terrance Michael Duggan
Adapazarı Müzesi Antik Yazıtlar Kataloğu Makalede 1993 yılında kurulan Adapazarı Müzesi'nde korunan, çoğunun üzerine yazıt işlenmiş olan taş eserler biraraya getirilmiştir. Muhtemelen Denizli kökenli olan iki mezar stelinin dışında tüm eser­ler Sakarya il sınırları içerisinde bulunmuştur. Yazarların görüşüne göre İlkçağ'da sadece küçük yerle­şimlerin bulunduğu Adapazarı Ovası tümüyle Nikomedeia kentine dahildi. Geyve Boğazı'nın güne­yinde kalan Geyve, Pamukova ve Taraklı bölgeleri ise Nikaia kentine aitti. Nikaia territoryumunda ele geçen mezar taşlarının bir özelliği, üzerlerinde dikildikleri yılın kayıt edilmiş olmasıdır. Bu tarihlerin o dönemde yönetimde olan imparatorların yönetim yılı ile ilgili olduğu kabul edilmektedir. Geyve, Pa­mukova ve Taraklı civarında çok sayıda ele geçen kapı biçimli Roma Dönemi mezar stelleri, bölgede Bitinyalıların yanı sıra Frig kökenli halk kesimlerinin de yaşadığına işaret etmektedir. Stellerde sık sık karşımıza çıkan pulluk, çapa, yün sepeti, iğ ve öreke gibi aletler mezar sahiplerinin çiftçilik ile uğraş­tıklarını göstermektedir. Stellerin yanı sıra sunaklar ve phalloslar da mezar taşı olarak kullanım gör­müştür. Akyazı yakınlarından müzeye getirilen Helenistik Dönem'a ait büyük bir stel Roma Dö­nemi'nde yeni isimler ilave edilerek tekrar kullanılmıştır. No. 32'de incelenen phallos üzerinde görülen dört işaret büyük bir olasılıkla bir phryg sözcüğüne ait harflerdir. Sözcüğün ne anlama geldiği bilinmemektedir. Müzenin en eski ve önemli yazıtı emekli asker Puplius Alfius'un İmparator Tiberius ve Zeus Soter'e adadığı steldir. Aurelia Rufina'nın panayırlarda kullanılmak üzere köyü Sau- için sunduğu krater, or­tak şarap tüketiminin dini bayramlarda ne kadar önemli olduğunu yansıtmaktadır. Nikomedeia territoryumunda ele geçen başka yazıtlardan, oinoposion sırasında köy sakinleri tarafından tüketilen şarabın zorunlu olarak zenginler tarafından karşılandığı anlaşılmaktadır. Adapazarı Müzesi'nde yer alan yazıtların çevirileri şöyledir: 1. “İmparator Kaisar Tiberius'a, Puplius Alfius, 6. Sidera (Ferrata) Lejyonu'nun emekli askeri (ve) köyün hayat boyu rahibi, (ve) Kurtarıcı Zeus'a köyün selameti için bir kartal sundu.” 2. “Kurtarıcı Zeus Olynpios Hadrianus'a.” 3. “Hayırlı Uğurlu Olsun! Ben Khrestos kızı Aurelia Rufina, köyüm Sau- - - için (bu) krateri yaptır­dım.” 4. “Koilios bu mezarı ebeveynleri Pollion ve Titha ve kardeşleri Pollion ve Publius için (dikti).” 5. “Marcus Iunius Faustinus'un kahyası 50 yıl yaşayan Phillys; Sağlıcakla!” 6. “Euangelos'un 21 yıl yaşayan kahyası Quirinus; Sağlıcakla!” 7. “Menandros'un kızı, Asklepiades'in karısı Eia; selam olsun ey yolcular! 59 yıl yaşadı.” 8. “Solon'un kızı Pompeia: Karpos (bu steli) 25 yıl yaşayan eşinin anısına (diktirdi); Sağlıcakla!” 9. “Kalle- - - kızı filanca hayatta iken (bu steli) 9 yıl yaşayan kızı Domna için diktirdi. Siz yukardakiler Sağlıcakla!” 10. “Agathokles oğlu Thedotos; 70 yıl yaşayan Lupus; Sağlıcakla! Lupus oğlu 15 yıl yaşayan Laronianos; Sağlıcakla! Theodotos kızı, Lupus'un 60 yıl yaşayan karısı Iulia; Sağlıcakla!” 11. “Pollion oğlu filanca bu mezar taşını 60 yıl yaşayan babası Pollion ve (henüz hayatta olan) annesi Titha için yaptırdı; Sağlıcakla! Dindarlığı vesilesiyle.” 12. “Ben Hostilios, (bu steli) ben henüz yaşarken babamın anısına yaptırdım.” 13. “Aurelia Tryphaina bu mezarı 41 yıl yaşayan kendi kocası Aurelius Kallistos için dikti. Eğer her­hangi bir kimse bu mezara kasıtlı olarak zarar verirse, yeraltı tanrılarına hesap versin! Sağlı­cakla!” 14. “10. yıl. Apollonios (bu mezarı) kendi eşi Ia'nın anısına (yaptırdı).” 15. “4. yıl. Filanca kızı filanca steli kocası filanca için diktirdi; Sağlıcakla!” 16. “11. yıl. Filanca  - - -.” 17. “14. yıl. Nossos oğlu Diophanes; Sağlıcakla!” 18. “Philumenos babası Philumenos ve annesi Tittha için (bu steli diktirdi).” 19. “15. yıl. Menodotos kızı Apphe kendisi ve 80 yıl yaşayan kocası Pylaimenes oğlu Nikandros için (bu steli diktirdi); Sağlıcakla!” 20. “Aurelius Attikos ve Gaiane bu mezarı 19 yıl yaşayan oğulları Attikos için yaptırdılar.” 21. “4. yıl. Erdemli oğulları; zahmetli hayata katlanan her iki ebeveynleri Papias ve Babou için (bu mezarı) yaptırdılar. Bir çift olarak aşkları ile saadetle yaşadıkları gibi; ölümden sonra da onlar aynı mezarda birlikteler.” 22. “13. yıl. Syriskos oğlu Syriskos, Metin ol! Sağlıcakla!” 23. “Demetrios oğlu 7 yıl yaşayan Demetrios; 25 yıl yaşayan Theodotos; 21 yıl yaşayan Heras; 18 yıl yaşayan Demetrios; 25 yıl yaşayan Khrestos; 35 yıl yaşayan Lucius; Rhuphion oğlu 18 yıl yaşa­yan Theophilos.” 24. “8. yıl. Pylaimenes oğlu Demetrios (bu altarı) 31 yıl yaşayan kardeşi Glykon için dikti.” 25. “ Theodoros oğlu Sosthenes 31 yıl (yaşadı).” 26. “Filanca yıl. The- - - kızı Eia bu mezarı kendisine ve 60 yıl yaşayan biricik kocası filancaya (yap­tırdı). ” 27. “Plistarkhos oğlu, Nikolaos torunu, bir adı da - - -eastos olan kutsal bayramların galibi - - - -as, heros, sağlıcakla!” 28. “Attalos yatıyor burada - - -.”. 29. “Nikomedes - - - - 58 - - - -.” 31. “Zoilos - - - . ”
Cilt 2 , Oca 2005 , Sayfalar 133 - 172
Mustafa Adak, N. Akyürek Şahin
Adı bilinmeyen Romalı ordu mensuplarına ilişkin yazıtlar Makalede Nikaia kentinde bulunmuş ve bugün İznik Müzesi'nde korunan 4 adet yazıt tanıtılmaktadır. Yazıtların ortak noktası; her birinin Roma ordusunda görev yapan kişilerle bağlantılı olmalarıdır. Yazıtlar parça halinde ele geçtiği için ilgili ordu mensuplarının adları korunamamıştır. No. 1 süvari mensubu bir şahsın onurlandırılma yazıtıdır. Bu şahıs orduda en az iki komutanlık yaptıktan sonra memleketi Nikaia'ya geri dönmüş ve orada başarkhonluk ve rahiplik gibi üst düzey memuriyetler üstlenmiştir. Adını bilmediğimiz bu şahsın kariyeri INikai no. 56'dan tanınan Patroles'inkiyle büyük benzerlik göstermektedir. No. 2 yine üst rütbeli bir ordu mensubunun çift dilli kaleme alınmış mezar yazıtıdır. Bu şahıs yazıtta lejyon tribunusu olarak tanıtılmaktadır. Başka subaylıkların anılmamasından dolayı bu şahısın görev sırasında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Latince ve Yunanca kaleme alınan mezar yazıtı subayın azatlısı [Da]phnus tarafından dikilmiştir. No. 3; II. Parth Lejyonu'nda görev yapan bir erin mezar yazıtıdır. Bu er olasılıkla Parth seferleri sırasında lejyonuyla Bitinya'dan geçerken vefat etmiştir. Latince kaleme alınan yazıtta erin yaşı ve ordudaki hizmet yılı belirtilmiştir. Söz konusu lejyon Caracalla tarafından Parth Seferleri için kurulmuştur. Tanıtılan son yazıt yine Latince kaleme alınmış bir mezar yazıtıdır. Burada da vefat eden lejyon erinin adı, yaşı ve hizmet yılı verilmiştir.
Cilt 9 , Oca 2012 , Sayfalar 86 - 91
Konrad Stauner, Livia Stauner
Afyon Arkeoloji Müzesi'nden Yeni Adaklar (Ek: İki Yeni Mezar Taşı) Phrygia Bölgesi'nin kültleri üzerindeki çalışmalarımız nedeniyle Afyon Arkeoloji Müzesi'de de çalışmış ve ilgili eserleri kaydetmiştik. Bu makalede üzerinde çalıştığımız küçük adak taş­larının büyük bir kısmı tanıtılmaktadır. Ayrıca, müzede çalışmış olduğumuz iki küçük me­zar taşı da bu çalışmaya 'Addenda' adı altında eklenmiştir. Makalede 92 adet eser tanıtıl­maktadır. Bunlardan iki tanesi mezar taşı, diğer tümü ise adak taşıdır. Bundan başka, maka­ledeki kataloda No. 52, 53, 57, 58, 63, 66 ve 92 numaralı yazıtların içinde fotoğrafı olmayan 11 yazıt da envanter bilgileriyle birlikte verilmektedir. Müzede çalışılan eserlerden büyük bir kısmı daha önce yayımlanmamıştır. Ancak, içlerinden onbir tanesi tanınmaktadır, bkz. No. 6, 36, 37, 56, 58, 63, 64, 65, 69, 70, 88. Katalogda yayımlanan küçük adaklardan bazıları 1936 yılında İstanbul'daki Fransız Araştırma Enstitüsü tarafından Yazılıkaya/Midas ören yerinde yapılan ön kazılarda bulunmuştur, bkz. Nr. 71, 72, 73, 74 ve 75. Fakat bu eserler o yıllarda yayımlanmamıştır. Emilie Haspels 1971 yılında yayımlanan 'The Highlands of Phry­gia' isimli kitabında bu buluntuların henüz yayımlanmadığını söylemektedir (bkz. orada S. 139; 154 dp. 43; 188 dp. 122). İlgili eserlerin o yıllardan sonra yayımlandığına dair bilgi bu­lamadığımız için bu eserlere katalogda yayın verilememiştir. Eserlerin tamamı Phrygia'nın adak taşları, tanrıları ve kültleri tablosuna uymaktadır. Maka­lede eserler yazıtlarından alınan bilgiler doğrultusunda tanrı isimlerine göre gruplan­dırıl­mıştır. Adaklar Zeus Thallos, Zeus Anpelites veya Ampelikos, Zeus Alsenos, Zeus Peta-re­nos, Zeus Abozenos, Zeus Orkamaneites?, Zeus Matiokometes, Zeus Amorianos, Zeus Kandionenôn, Zeus, Apollon, Theos Epekoos, Men Kseunagonenos, Meter, Meter Theon, Meter Theon Kasmeine, Meter Kasmeina, Meter Keidnene, Meter Okene, Artemis, Hosios, Helios, Helios Lerbenos, Hekate Soteira ve Hekate'ye sunulmuştur. Tanrı adının kaybol-duğu ve stil­lerine göre belirli bir tanrıya sunulmuş olabilecekler ilgili tanrının adı altında gruplanmıştır. Yazıtlarında tanrı adı korunamamış adaklar ise ayrıca sıralanmıştır. Mermerden veya kireç­taşından işlenen adaklar üçgen alınlıklı küçük steller, yuvarlak steller, tabula ansata­lar, kabartma Zeus büstleri, çok küçük altarlar, küçük kartal heykelcikleri ile heykelcik par­çaları şeklindedir. Yazıtlar basit olmalarına rağmen Phrygia Bölgesi'nin inanç tarihi ve epi­grafi bilimi açısından zengin bilgiler vermektedir. Yazıtlarda birçok şahıs ismi korunmuştur (bkz. Personennamen). İsimlere bakıldığında karşımızda Phryg ve Yunan isimlerinden bir karışım durduğu görülmektedir. Buna birkaç Latin adı dahildir. Yazıtlarda ayrıca, bir yer adından oluşturulmuş etnik isimlerine de rastlanmaktadır (bkz. Ethnika). Burada tanıtılan eserlerin birçoğu Afyon'un değişik köylerinde bulunmuştur. Fakat, Esk­işehir'in Çifteler, Kütahya'nın Altıntaş ilçeleri ile Uşak'ın, Ahlat çevresinden de eserler var­dır. Katalogda buluntu yeri bilinmeyen adaklar da tanıtılmaktadır. Burada incelenen adaklar ve  iki mezar taşı genel olarak Roma İmparatorluk Dönemi'nin 2. ve 3. yüzyıllarına aittir. Katalogdaki Yazıtların Çevirileri: No. 1. Menothemis Zeus Thallos'a adağı (sundu). No. 2. Telesphoros Zeus Thallios'a adağı (sundu). No. 3. - - - - - - - - - (Zeus) Thallos'a (adağı sundu). No. 4. Proklos (ve) - - - -etes mal varlıkları için (Zeus) Thallos'a adağı (sundular). No. 5. - - - -ndios oğlu Kyrillos Zeus Anpeleites'e? (adağı sundu). No. 6. Gordeneli Aurelius Sosandros - - - - - - - - - - - - No. 7. Nam- - - - - -lı Mikkos oğlu/kızı - - - - - - - (Zeus - - - - - -'a adağı sundu). No. 8. - - - - - - - - - - - adağı (sundu). No. 25. - - - - - - - -e Zeus Alsenos'a adağı (sundu). No. 26. Krikaros? Zeus Petarenos'a adağı (sundu). No. 27. Eutykhas oğlu Kerdon Zeus'a adağı (sundu). No. 28. Menisios? çocuğu için - - - - - - - - - - No. 29. Euakos'un? kızı Aphia - - - - - - - - - - - - No. 30. - - - - -onios (Zeus'a?) adağı (sundu). No. 36. Rufus oğlu Karikos kendi esenliği için Zeus Abozenos'a adağı (sundu). No. 37. Montanos Zeus Orkamaneites'e (adağı sundu). No. 39. Helios Zeus'a adağı (sundu). No. 40. Aleksandros Zeus'a adağı (sundu). No. 41. Diogenes Zeus'a (adağı sundu). No. 42. - - - - - - - - Zeus'a adağı (sundu). No. 43. - - - - - - - - Zeus'a adağı (sundu). No. 44. -poukotinoulene? halkı Zeus Matiokometes'e adağı (sundu). No. 53. Rahip Philodespotos Tanrı Apollon'un emri üzerine bağışlanan paralarla (adağı) dikti. No. 54. - - - - - - karısı/kocası Th- - - - - - ve çocukları için (Apollon'a) adağı (sundu). No. 55. EOYENKERENH? halkı adağı Duaları İşiten Tanrılara insanlar ve dört ayaklılar(ın esenliği) için (sundu). No. 56. Papas Men Kseunagonenos'a adağı (sundu). No. 57. Mana Meter'e adağı (sundu). No. 58. Nike Meter Theon Kasmeine'ye adağı (sundu). No. 59. Mateis Meter Kasmeina'ya adağı (sundu). No. 60. - - - - ve - - - - Meter'e? - - - - - - - adağı - - - - - - No. 63. Kseuna Artemis'e adağı (sundu). No. 64. - - -ekia Artemis'e adağı (sundu). No. 65. Asklepides Hosios'a adağı (sundu). No. 66. Apollon'un gizem töreninde bu Helios'u bir şahadet belgesi olarak diktik. No. 67. Kurtarıcı Hekate'nin rahibesi Appes (bu) adağı dikti. No. 68. Aristonymos oğlu Artemon, oğlu Karikos('un esenliği) için Hekate'ye adağı (sundu). No. 69. Amia Auksanon('un esenliği) için Hekate'ye adağı (sundu). No. 70. P- - - - - - - oğlu Andras? - - - - - - - - No. 71. Asklepas ve Appas kardeşler - - - - - - - - No. 72. Anta- - - - oğlu Synphoros - - - - - No. 73. Aspatros oğlu Papias - - - - - - - - - No. 74. - - - - - - - - - - adağı (sundu). No. 75. - - - - - - - - - - adağı (sundu). No. 76. Germana? çocuğu Hagnon için adağı (sundu). No. 77. Nounas oğlu Apas Meter'e? adağı (sundu). No. 78. Hermogenes - - - - - - - - - - - No. 79. Manes oğlu Kokos - - - - - - - - - - - No. 80. Andrios? kızı Daphnike - - - - - - - No. 81. Apollonios - - - - - - - - - - No. 82. Pyremos? - - - - - - - - - - - No. 91. Doulion oğlu Eutykhos, şimdi bir Heros, iyi insan, sağlıcakla! Dostları ve kardeşleri tarafın­dan anıldı. No. 92. Demetrios Didymos'a hatırası nedeniyle (bu büstü dikti). Makalede tanıtılan diğer yazıtların çevirileri: No. 52'nin içinde: 1. Zeus Amorianos'a Aristonides oğlu Aristeides kendilerinin ve Malos Demos'unun esenliği için adağı (sundu). 2. -akhon kendisi ve eşi(nin esenliği) için Kandioneliler'in Zeus'una adağı (sundu). No. 53'ün içinde: 3. Artemon oğlu Papas bütün aile üyeleri(nin esenliği) için Apollon'a adağı (sundu). 4. Rahibe Apphia Apollon'a adağı (sundu). No. 57'nin içinde: 5. Nana Meter Theon'a adağı (sundu). 6. Semne kendisi(nin esenliği) için Meter Keidnene'ye adağı (sundu). No. 58'in içinde: 7. Attalos Meter Kasmeina'ya ve Meter Okene'ye adağı (sundu). No. 63'ün içinde: 8. Artemon Eimenos Artemis'e adağı (sundu). No. 66'ın içinde: 9. Meliton kızı Ammia Helios Lerbenos ve Meter'e adağı (sundu). No. 92'nin içinde: 10. Erasmios sütannesi Ourania'nın hatırası nedeniyle (bu mezar stelini dikti). 11. Papias'ın kızı, Pantagathos'un ise eşi Mateis. Rahmetli. Sağlıcakla!
Cilt 4 , Oca 2007 , Sayfalar 59 - 115
N. Akyürek Şahin
Özet Çevirileri
Agrophylaks Synekdemos'un Epitaph'ı 2002 yılında, başkanlığını Prof. Dr. Neşe Atik'in yaptığı bir ekip, “TÜBA Denizli-Aydın İlleri Kültür Envanteri Projesi” kapsamında yürütülen yüzey araştırması sırasında, Aydın İli'nin Çine İlçesi'ne bağlı Soğukoluk Köyü Karıncalıkaya Mevkii'nde bulunan Ancin Öreni'nde kayaya oyulmuş bir mezar tespit etmiştir. Mezarın oyulduğu ana kayanın alt kısmında, traşlanarak düzeltilmiş alana kazınmış toplam üç satırdan oluşan bir mezar yazıtı bulunmaktadır. Yazıtın çevirisi “Agrophylaks Synekdemos'tan. Güle güle” şeklindedir. Yazıtın önemi metinde geçen agrophylaks'lık görevinden kaynaklanmaktadır. Hellenistik Çağ'dan itibaren kentlerin kırsal alan güvenliğinden sorumlu olan orophylaks, diogmites ve neaniskos'luğun yanı sıra; kökleri Roma Çağı'na dayanan ve yine kırsal alan güvenliği için teşkil edilmiş olan eirenarkhes ve paraphylaks'lık gibi memuriyetler Küçükasya'dan da belgelenen memuriyetlerdir. Muhtemelen ekili köy arazi­leri­nin güvenliğinden sorumlu olan agrophylaks'lık ise, şimdiye kadar Küçükasya'dan bilinen bir görev değildi.
Cilt 9 , Oca 2012 , Sayfalar 81 - 85
Filiz Dönmez-Öztürk
Indos Nehri Üzerinde Bir Erken Bizans Köprüsü İlkçağda Likya ile Karya'yı birbirinden ayıran Indos (Dalaman) Vadisi Anadolu'nun en az araştırılmış bölgelerinden birisidir. Indos Nehri üzerinde şimdiye kadar tespit edilen tek tarihi köprü Kaunos'un 32,5 km kuzeydoğusunda yer alan Akköprü'dür. Bu köprünün keşfini yapan ilk modem gezgin Julius August Schonbom (1841) olmuştur. Yapıya daha sonraki dönemlerde değinen araştırmacılar Hüseyin Saraçoğlu, Hansgerd Hellenkemper ve Friedrich Hild olmuştur. Son iki araştırmacı köprünün Geç Osmanlı döneminde inşa edilen bir yapı olabileceği tahminini öne sürmüşlerdir. Köprünün karmaşık şekilsel tasarımı ve çeşitli inşat malzemelerinin kullanılmış olması köprüye her ne kadar bir geç donem görünüşü veriyor olsa da, bu tarihleme bir yanılgıdır. Çünkü köprünün güney cephesinde küçük kemerin üzerine pişmiş toprakla işlenen 6,80 m uzunluğundaki yazıt, bu yapının Erken Bizans döneminde inşa edildiğine kanıt getirmektedir. Köprünün yapımından sorumlu olan Ioannes'in ismi sadece İ.s. 5. ve 6. yüzyıllarda kullanılan bir monogram tipinde işlenmiştir. Monogramı takip eden sigma ve chi harfleri, Ioannes'in bir σχ(ολαστικός) olduğunu düşündürmektedir. Hukuk ve hitabet dallarında uzman şahısların taşıdığı bu unvanla Erken Bizans döneminde kentin baş yöneticiliğini yapan pater poleos özleştirilmekteydi. Kamu yapılarını inşaatı ve onarımı bu yöneticinin himayesi altında gerçekleşmekteydi. Akköprü Karya'yı Likya ve Kibyratis ile bağlayan önemli bir yol hattı üzerinde kurulmuştur. Söz konusu yolun Roma Dönemi'ne ait bazı kalıntıları Patara Yol Kılavuzu çerçevesinde yapılan araştırmalarımız sırasında tespit edilmiştir. İ.s. 6. yy.a tarihlediğimiz köprünün ayaklarının büyük kesme taşlardan inşa edilmiş olması; aynı yerde daha eski bir köprü yapısının bulunduğunu düşündürmektedir. Burası İlkcağ'da büyük olasılıkla köprünün 8 km güneyinde yer alan Oktapolis kentinin kontrolü altındaydı.
Cilt 3 , Oca 2006 , Sayfalar 201 - 212
Mustafa Adak
Akmonia Gerusia'sıMakalede Akmonia'dan ele geçen ve 2006 yılında Ender Varinlioğlu tarafından yayımlanan üç yazıt aracı­­lığıyla Gerousia kurumu incelenmektedir. Demades kararnamesi (İ.S. 64), yazıtın içerisinde geçen ifa­de­ye göre halkın proegoros'u (avukat) tarafından takdim edilmektedir. Bu proegoros mevkii Ge­rou­sia'nın adli ve mali meselelerinin çapraşık doğasını ortaya sermektedir. Ayrıca, özellikle Demades (Azat­lı Karpos) tarafından seçilen yeni bir üyeye verilecek asymbolos statüsü ödülü, Gerousia'nın kendi üye­lerine düzenli destek verdiğinin ilk tartışmasız delilidir. Bu kararnamenin Gerousia'nın kendisi tara­fın­dan mı ya da Gerousia'nın girişimine cevaben danışma ve halk meclisleri tarafından mı yasan­dığın­dan emin değiliz. Fakat Demades'in ödül için üye seçiminin oylamayla tasdiklenmesi, özenle dile ge­ti­ril­­miş bir tasarıyı resmetmektedir. Bu tasarı Yunan sivil toplumlarının ve birliklerinin işleyişini sağ­layan ortak gayrı-şahsi ilkelerin gereklerine, önde gelen bir bireyin yetki kullanımının entegre edil­me­sini amaç­­lamaktadır. Aynı dönemlerden, İ.S. 68 yılına tarihlenen bir kararname Dionysogenes'in oğlu Dema­des'in kent kapısı önünde Polis, Demos ve Gerousia'yı betimleyen üçlü bir heykel grubu dik­tirdiği hakkında bilgi vermektedir. Boule'nin bu grup içerisinde bulunmayışı, Akmonia'nın politik bir­liğinin sembolik gösterimi söz konusu olduğunda, sivil hiyerarşinin Gerousia'nın daha önemli bir yer tuttuğunu vurgulayabilecek kadar esnek olduğu ile ilgili olabilir. Akmonia'da Gerousia'nın halk içeri­sindeki önemini, İ.S. 2. ya da 3. yy.'a tarihlenen ve Roma subayı L. Egnatius Quartus için çıkarılan pan­­demon kararnamesindeki halk müdahalesi öne çıkarmaktadır. Aynı kişi daha önceleri sadece Danış­ma ve Halk meclisleri tarafından onurlandırılmışken, ona daha üst derecede itibarı olan ktistes ve eu­er­getes unvanları verilmek istendiğinde Gerousia'nın da iştiraki gerekli olmuştur.
Cilt 10 , Oca 2013 , Sayfalar 13 - 31
Nikos Giannakopoulos
Özet Çevirileri
Anadolu Tarihi ve Nümizmatiği Üzerine Yazılar 11. Kartal işaretleri: Zeus'un Emri Üzerine Kent ve Kült KuruluşuBu makale, hem antik kaynaklarda hem de sikkeler üzerindeki betimlemelerde sıkça karşılaştığımız bir mitologem (mitoloji içindeki temel bir motif) ile ilgilidir. Ne yazık ki bu mitologemin sikkeler üzerindeki betimlemeleri genellikle üstünkörü geçilmiş, tanımlanamamış ya da hatalı yorumlanmıştır. Bu yüzden bu yazı nümizmatlar için olduğu kadar tarihçilerin de dikkatlerini bu sikkelere vermelerine yardımcı olabilir. Söz konusu mitologem kentlerin kuruluşu ile ilgilidir: Zeus tarafından gönderilen bir kartal gökyüzünden aşağı süzülür, bir altar üzerinde yakılan bazı kurban etlerini ve kemiklerini kapar ve bunları Zeus'un o kurban sunusunu yapan kişi tarafından kent kurulmasını istediği bir yere götürür. Kurban eti çalan kartal betimlemesi oldukça eskidir ve eldeki veriler, bilgisini kökeni kısmen Yakındoğu geleneklerine uzanan Aisopos (Ezop) masallarından edinen Yunan şairi Arkhilokhos'a kadar geri gitmektedir. Bununla birlikte, kent kuruluşu ile bağlantılı olan bu mi­tologem özellikle Hellenistik Dönem'de kullanılmıştır. Bir şekilde İskenderiye'nin Büyük İskender tarafından Mısır yakınlarında kurulması model oluşturabilir, çünkü sonrasında benzer hikayeler oluşturulup yayılmıştır. Büyük İskender'in yaşadığı dönemde bile zaten yaygın olan İskenderiye'nin yerel (Patria) öyküleri, İskender'in kurban eti çalan bir kartal tarafından, bilinmeyen bir dönemden beri Serapis'in tapınım gördüğü bir yere yönlendirildiğini söylemektedir. Kendi kültünün kuruluşu ile İskenderiye'nin kuruluşu tamamlanmıştır: İskenderiye koruyucu tanrıçasına sahip olmuştu. Kent kuruluşuna ilişkin bir başka hikaye, muhtemelen tarihsel olmamakla birlikte, Aleksandreia Troas'ta ortaya çıkmıştır. İlginç bir şekilde Zeus tarafından değil de, yerel tanrı Apollon Smintheus tarafından gönderilen bir kartal, İskender'i bu Aleksandreia'yı kurduğu yere getirmiştir. Bir kurbanın uyluk kemikleri üzerine tüneyen bir kartal, Phrygia kentleri Blaundos ve Amorion'un sikkeleri üzerinde betimlenmiştir. Bu, yerel inanışın bu kentlerin kuruluşunu Zeus'in kartalının görünmesiyle ilişkilendirdiğini kesinleştirmektedir. Her iki durumda da Büyük İskender bu kentlerin kurucusu olabilir, fakat bu tam olarak açık değildir. Büyük İskender örneği kısa bir süre sonra Seleukos krallıkları tarafından kentlerin kuruluşu hakkında oluşturulan efsanevi hikayeler için kullanıldı. Syria'­daki Antiokheia, limanı Seleukeia Pieria ve yakınındaki Laodikeia'nın, Zeus'un kartallarının doğru yerlere yönlendirdiği I. Seleukos tarafından kuruluşunun sikkeler üzerine yansıtılan edebi anlatıları mevcuttur. Laodikeia örneğinde bu mitologem, başarılı bir av sonrasındaki kent kuruluşu mitologemi ile birleştirilmiştir: Kartal büyük bir yaban domuzunu öldürdükten sonra Seleukos'u bu liman yerleşimini kurmaya yönlendirmiştir. Ayrıca Karia'daki Antiokheia'nın vatandaşları da kartal mitologemini I. Antiokhos tarafından yapılandırılan kentlerinin Zeus'un iradesi ile kurulduğunu iddia etmişlerdir. Bithynia'nın Hellenistik kralları da, bu tip hikayeleri yaygın bir şekilde kullanmışlardır. Kral I. Nikomedes yeni ikametgahı Nikomedeia'yı Zeus tarafından gönderilen kartalın ve Demeter'in kutsal hayvanı olan yılanın önderliğinde kurmuştur. Ekin tanrıçası yeni kentin kurulduğu bölgenin sahibesiydi. Olympos Dağı dibindeki Prusa, başarılı bir av sonrasında ve kartal alameti üzerine Kral I. Prusias tarafından kurulmuştur. Belki de Hellenistik Dönem'de dahi krallar değil ama kahramanlar tarafından kurulmuş olan bazı kentler de kartal mitologemini kullanmışlardı. Bunlardan birisi, bir kartalın işaretiyle Asur Kralı Ninos tarafından kuruluşu hakkındaki Patria an­latılarının sadece kabartmalarda hala görülebildiği, fakat bu yazıda tartışılan tüm paralel anlatıların yardımıyla bu öykülerin tam olarak anlaşılabildiği Karia kenti Aphrodisias'tır. Küçük bir Lykia kenti olan Arykanda'nın sikkeleri, iki eponym kahraman olan Arys ve Kandys'ün bir yaban domuzunu çuvala koyma başarısının anlatıldığı bir kuruluş hikayesini yansıtmaktadır. Bu iki kahraman domuzun kafasını kurban olarak sunduklarında, kartal bunu çalar ve bu iki kahramanın kendi isimlerini vererek Arykanda'yı kurdukları yere götürür. Kartal hikayesinin kullanımının Byzantion'da da çok eski bir geleneği vardır. Patria anlatıları bize Byzantion'un, yeni kenti kurması gerektiği kayalık bir yere bir kartal önderliğinde giden Trakyalı kahraman Byzas tarafından kurulduğunu anlatan bir efsaneden bahsetmektedir. Daha öncesinde kartal Byzas'ın sunduğu kurbanın kalbini çalmıştır. Ön yüzünde Byzas'ın portresinin betimlendiği bir kent sikkesinin arka yüzünde yakında Byzantion olacak olan kayalıkların üzerinde oturan bu kartalı göstermektedir. Sikke tahrip edilmiş ve küçük düşürülmüş olan kente yardımlarından dolayı “Yeni Byzas” olan Caracalla'nın imparatorluğu sürecinde basılmıştır. Daha sonra kartal mitologemi Constantinus'un Konstantinopolis'i kuruşunda kullanılmıştır. Son olarak da, küçük bir Peloponnesos kenti olan Kleonai'dan bir örnek kartal mitologeminin Yunan anakarasında da yayıldığını göstermektedir. Ayrıca makalede bu hikayelerin ne için kullanıldığı ve Yunan kurucuların rasyonel ve efsanevi düşünceyi birbirleriyle nasıl birleştir­diği ya da kaynaştırdığı konuları da tartışılmaktadır.
Cilt 12 , Oca 2015 , Sayfalar 1 - 88
Johannes Nollé
Özet Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Antik Apollonia Kentinden Bir Mezar Taşı 2010 yılının Temmuz ayında Isparta Arkeolojik Surveyinde (IAS), antik Apollonia kenti yakınındaki Uluğbey köyünde bulunan Seyyit Veli Baba Sultan Türbesinde, Aurelios Asklepiades'in oğulları olan Auxanon'a, Zoticus'a ve onların ailesine ait olduğu anlaşılan bir mezar taşı bulunmuştur. Daha önce J. R. S. Sterrett tarafından yayınlanan bu mezar taşının üzerinde bulunan yazıtta bazı hatalar tespit edilmiştir. Bu makalede söz konusu hataların düzeltilmesi amaçlanmıştır. Taşın üzerinde yer alan figürlerden yola çıkılarak, söz konusu mezar taşının sahibinin ve ailesinin, geçimlerini hem çiftçilik hem de balıkçılıkla kazandıkları tespit edilmiştir. Dolayısıyla, söz konusu mezar taşının, dönemin ekonomik ve sosyal yaşantısına ışık tutacak bir nitelik taşıdığı anlaşılmıştır. Mezar taşının ön yüzünde (A) ve sağ yüzünde (B) toplam on bir satır uzunluğunda bir yazıt bulunmaktadır. Asklepiades'in oğlu Auxanon'un ölümü vesilesiyle ailesi için yaptırdığı mezar yazıtının çevirisi şöyledir: Ön Yüz (A): Andronikos'un oğlu Aurelios Asklepiades (bu mezarı), kendi çocukları Auxanon'un ve Zotikos'un, hem kendilerinin hem de çocuklarının hatırası için (yaptırdı). Güzel evlad(ımız) Auxanon. Sağ Yüz (B): Her kim bu mezar taşına uğursuz elini sürerse, evi barkı olmasın, hanesi harab olsun!
Cilt 8 , Oca 2011 , Sayfalar 129 - 132
Asuman Coşkun Abuagla
Antik Conana Kentinde Meter Theon Kültü Antik Conana kentinden çıkan ve birincisi Attalos adlı bir rahip tarafından Meter Theon'a (Tanrı-ların Anası), diğeri ise Titus Aelius Onesimus adlı bir rahip tarafından kurtarıcı tanrılara adanmış iki yeni adak yazıtı, Pisidia bölgesinde bulunan Conana antik kentinde bir zamanlar Ana Tanrıça ve başka tanrılara/ tanrıçalara ait bir kült olduğunu kanıtlamaktadır. Harf karakterleri doğrultu-sunda İ.S. 2. veya 3. yüzyıla tarihlenen yazıtların çevrisi şöyledir: 1) Papas'ın oğlu, ömür boyu (tanrıçanın) rahibi Attalos, (bu) heykelciği, sunağıyla ve (yemek) masasıyla birlikte kendi kesesinden (yaptırıp), (yakarışları) duyan tanrıların anasına (Meter Theon'a) adadı. 2) Filanca tanrının rahibi Titus Aelius Onesimus, (bunu?) kurtarıcı tanrılara (adadı).
Cilt 10 , Oca 2013 , Sayfalar 135 - 137
Asuman Coşkun Abuagla
Antik Sikkelerin Yorumlanmasını ve Tarihlenmesini Yeniden Ele Almak: Menedemos Argeades Adına Basılan Dodona SikkeleriDodona’daki tapınakta ΜΕΝΕΔΗΜΟΣ ΑΡΓΕΑΔΗΣ ΙΕΡΕΥΣ (RAHİP MENEDEMOS ARGEADES) adına basılan bir dizi bronz sikke bulunmuştur. Bu önemli sikkelerin ikonografisi Zeus Dodo­naios ve kartalı, Artemis ve onun sembolleri (ok ve sadak) gibi geleneksel Apeiros (Epirus) baskı tiplerini yansıtmaktadır. Bunları ilk çalışan bilim insanı Franke, sikkeler için tarihsel veriler doğrultusunda İ. S. 168-148 arasını önermiştir. Bu makalede, stil, epigrafik ve metrolojik gözlemlerin antik kaynaklarla karşılaştırılması neticesinde bu sikkeler için yeni bir kronoloji sunulmaktadır. Özellikle, bu baskıların stillerinin Geç Cumhuriyet Dönemi’nde basılan gümüş denarii tiplerine benzediği görülmektedir. Zeus Dodonaios büstü, Lucius Staius Murcus’un (İ. Ö. 42-41) ilgili Roma denarius tiplerine ve Artemis’in saç tipi de Gaius Hosidius Geta’nın (İ. Ö. 68) ve temel olarak, Caesar’ın yandaşları olan Gaius Antius Restio’nun (İ. Ö. 47) ve Titus Carisius’un (İ. Ö. 46) gümüş sikkelerinde betimlenen Diana’nın saç tipine benzemektedir. Augustus Dönemi’nde Diana’nın bu saç tipi terkedilmiştir.Bu araştırma için kafa karıştırıcı bir durum, Dodona serisinin C tipi gibi, ağır bronz sikkelerin Yunan baskılarına uygulanan sınıfsal sistemi ile ilgilidir. Burnett, Romalı subaylar Marcus Junius Brutus, Marcus Antonius ve Gaius Octavius’a atfettiği bu uygulamanın dağılımını, İkinci İç Savaş sürecinde gözlemlemiştir. Bununla beraber, Kremydi-Sicilianou, Dion’un parasal üretimini inceleyerek, Roma kolonisi Colonia Felix Diensis’in kuruluşunun arkasındaki fikir babasının – bu kuruluş onun öldürülmesinden sonra gerçekleşmiş olsa bile – Julius Caesar olduğu sonucuna ulaşmıştır. Julius Caesar tarafından kurulan diğer bir koloni de yeni para sisteminin uygulandığı Colonia Iulia Felix Sinope idi.Dodona’daki bronz sikkelerde ethnikon görünmemesi Yunan nümizmatiğinde tekil bir durumdur. Franke, Argeades ismini Makedonya’nın kraliyet hanedanlığı ile ilişkilendirmektedir. Yazıtın yayılı­mı, Büyük İskender ve ardıllarının dönemlerindeki Makedonya kralları tarafından basılan sikkeler üzerindekileri anımsatmaktadır. Menedemos Argeades’in gizemli kimliği, Caesar’ın İç Savaş kitabının ve Cicero’nun mektuplarının satırlarından ortaya çıkarılabilmektedir. İç Savaşlar’ın bir bölümünde Caesar, Macedonia libera princeps’i Menedemos’a kendi müttefiki olarak referans vermektedir. Bununla beraber, Cicero Menedemos ve Petraios’un politik çatışmalardaki rollerine ilişkin çok önemli bir bilgi vermektedir. Onun anlatımına göre, her ikisi de Caesar’ın sadık yandaşları ol­muşlardır ve Roma vatandaşlığı ile ödüllendirilmişlerdir. Caesar’ın otokrasisi esnasında Thessalia Birliği (strategos) Patraios adına gümüş ve bronz sikkeler basmış, Menedemos ise bu bronz sikkelerin baskılarının piyasa sürümü için Dodona Tapınağı’na para yardımında bulunmuştur. Kendisini gururla Zeus Dodonaios rahibi ve Argeades kraliyet soyuna ait göstererek döneminin anlayışını yansıtmaktadır. Onun politik etkinliği uzun sürmemiştir. Caesar’ın öldürülmesinden bir yıl sonra, Marcus Junius Brutus tarafından Petraios ile birlikte idam edilmiştir.
Cilt 13 , Oca 2016 , Sayfalar 127 - 148
Atalante Betsiou
Özet Çevirileri
Askeri Yazıtlı Bronz Bir Roma Hacim Ölçüsü (sextarium) ve Benzer Yazıtlar Üzerine DeğerlendirmelerBu yazının hareket noktasını zarar görmüş küçük bir bronz kap üzerinde kısmen kalmış olan bir yazıt oluşturmaktadır. Bunun bir Roma ölçüsü olarak, III. olarak belirtilen bir lejyonun sextarium’u olduğu söylenebilmektedir. Kabın hacmi teorik Roma sextarius’una (546 cl.) neredeyse denktir. Gü­nümüze ulaşmış olan sextarium bronz kaplar sadece birkaç tane olduğundan bu eser oldukça önem arz etmektedir. Kabın III. lejyonda yiyecek, özellikle şarap ve tahıl dağıtımında kullanıldığını düşünebiliriz. Ayrıca, yazar Naissus’ta (günümüzde Niş/Sırbistan) bulunmuş olan 4. yüzyıla ait bir sextarium ve Kuzey Afrika’da (Libya) Kyrene’den ele geçen bir başka sextarium üzerindeki yazıtlar için yeni oku­ma önerileri sunmaktadır.
Cilt 13 , Oca 2016 , Sayfalar 119 - 125
Peter Rothenhöfer
Assos'tan Beş Yazıt FragmanıMakalede Çanakkale ili sınırları içerisindeki Assos kazı evinin deposunda bulunan beş adet yazıt fragmanı tanıtılmaktadır. Bunlardan ilki, daha önce Assos'tan bir onurlandırma dekretinde yargıç olarak adı kayda geçmiş Kleomortos oğlu Latimos adlı kişiyi onurlandıran bir dekretten günümüze kalan satırlardır. İkinci fragmanın Killaios adlı bir kişinin mezar yazıtı olduğu anlaşılmaktadır. Üçüncü yazıt, büyük olasılıkla bir mezar yazıtının parçasıdır. Dördüncü yazıt, Ariston oğlu Menophantos tarafından Tanrıça Isis'e sunulmuş bir adak yazıtıdır ve bu yazıt, Assos'ta bir Mısır kültünün varlığına dair ilk sağlam kanıttır. Bu yazıtla birlikte, Sarapis kültü müritlerinin topluluğu ile ilişkili olabilecek, Assos tiyatrosundan bir topos yazıtı da tanıtılmıştır. Beşinci yazıtta, Aleksandreia Troas kenti tarafından Apollon Smintheus onuruna düzenlenen Smintheia Pauleia spor oyunlarında çocuklar kategorisinde pankration dalında zafere ulaşmış Lucius Calventius Faustinus onurlandırılmaktadır. Yazıtların Türkçe çevirileri şu şekildedir: No. 1: Kleomortos oğlu Latimos... daha önceki bir zamanda... birçok işler ve... No. 2: ... Killaios için. No. 3: Bu yazıt büyük oranda tahrip olduğundan kesin bir çeviri vermek mümkün değildir. No. 4: Ariston oğlu Menophantos, Isis'e [adadı(?)].; Sarapis kültü müritleri No. 5: Pythia oyunlarına eş Smintheia Pauleia (oyunlarında), çocukların yarıştığı pankration'u kazanan Lucius Calventius Faustinus'u [filanca kişi onurlandırdı].
Cilt 12 , Oca 2015 , Sayfalar 179 - 189
Tolga Özhan
Augustus ve Tiberius Dönemi Galatya Eyaleti Vali Listesine ilişkin Bazı Bibliyografik Ekler Yazar makalesinde bu süreli yayının 6. sayısında yayımladığı daha önceki bir makalesine (bkz. Gephyra 6, 2009, 159–164) ilaveler yapmaktadır. Yazar yukarıda değinilen önceki makalesinde Metilius'un valiliği devraldığı yılı İ.Ö 2'ye geri çekmek, böylece de erken dönem Galatia valileri Metilius, Fronto, Silvanus ve Basila'nın görevde oldukları yılları geleneksel kronolojiden 20 yıl kadar öne almak gerektiği ana tezini ileri sürmüş; buna karşın Sotidius Strabo'nun valiliğinin ise Augustus sonrasına tarihlenmesinin kesin olduğunu belirtmiştir. Yazar bu genel girişin ardından Galatia eyaletinin erken dönem valilerinin gözden geçirilmiş kronolojisine kısaca değindikten sonra Augustus ve Tiberius dönemlerinde görevde olan Galatia valilerine ilişkin en son çalışmaları ele almaktadır. Buna göre (T. Helvius) Basila'yı legatus Augusti olarak gösteren sikkelerin daha önce düşünüldüğü gibi Caligula Dönemi'ne değil, Augustus'un ölümünden önceye veya Tiberius'un hükümranlığının hemen başına tarihlenmesi gerektiğini saptayan Andrew Burnetts'in (şurada: Roman Imperial Coinage I, Londra 1992) gözlemleri yazarı Galatia eyaleti valilerinin kronolojisini gözden geçirmeye teşvik etmiştir. Bunun ardından yazar makalesine kendisi tarafından ortaya konan yeni kronolojinin yakın zamanda yayımlanan Ankyra Yazıtları (Mitchell – French 2012) külliyatında (corpus) kabul gördüğünü dile getirerek devam etmektedir. Yazar makalesinde ayrıca adı geçen külliyatta bu konudaki en önemli epigrafik kaynak olan Ankyra Sebasteion'un sol ante'sine kazınan rahip listesinin sanıldığı gibi İ.Ö. 4'te değil, İ.Ö. 5 yılında başladığının ikna edici bir şekilde ortaya konduğunu vurgulamaktadır.  Attaleia ve Perge arasındaki yolun tamiratına ilişkin üç yazıtı yeniden yorumlayan yazar makalesini bu yazıtların T. Helvius Bassus'un valilik görevinin Geç Augustus – Erken Tiberius Dönemi'ne tarihlenmesini doğruladıkları yorumuyla bitirmektedir.
Cilt 9 , Oca 2012 , Sayfalar 124 - 127
Altay Coşkun
Bazı yayımlanmamış in situ ve 13. yy. Rum Selçuklu dönemine kaydedilmiş Antalya, Belkıs (Aspendos) Sarayında dış ve iç duvarlardaki kabartma figürlerinin yorumlanması Bu makale dört bölüme ayrılmıştır: İlk bölüm, Belkıs-Aspendos'taki Roma tiyatrosunun Rum Selçuklu Sarayına dönüşümü için emsal olan Suriye Busra'daki Roma tiyatrosunun Eyyubi Sarayına dönüşümünden elde edilen örneğini ve 13. yy.ın ilk yarısında Rum Selçuklu Sultanları tarafından önemli mimari projelerdeki bilinen yaygın Suriyeli eğitimli mimar kullanımını incelemektedir. İkinci bölümde, 2007 yılında yazar tarafından keşfedilmiş, boyu yaklaşık 10 metreye kadar uzanan kediler ve bir geyikten oluşan iki sıra Selçuk hafif kabartma tasvirleri betimlenmektedir. Bu tasvirler, parados üzerine kurulu köşk-pavilionun güneye açılan kapısının dış duvarında, bir dizi yeniden oyulmuş Roma kireçtaşı blokları ve bu kapı üstündeki lento üzerinde bulunmaktadır. Bu hafif kabartma tasvirleri yüzeyindeki incelikli darbelerin, sarayın dış duvar yüzeyindeki kabartma işçiliğini tamamlayan sıva, boya ve oyma uygulanmış kabartmayı birleştirmeyi sağladığı önerilmektedir. Üçüncü bölüm, 13. yy'da sceanae frons alınlığındaki Roma Dionysus kabartmasının altında gizli olan alçı plasterden yapılmış, boyalı Selçuk tympanum heykel kabartmasını anlatır. 19. yy'in erken dönemlerinde, Charles Texier tarafından hem metninde hem de özenli ve detaylı bir şekilde yapmış olduğu çizimlerinde tesadüfen kaydedilmiş, çıplak kadın figürlü heykel kabartma tasviri ve aynı şekilde sceanae frons alınlığında yeniden kazınmış korniş üzerinde bulunan altı adet taştan oyulmuş ön cepheli Selçuk büstlerinden geriye kalan kalıntılar tanımlanmaktadır. Önceki görünümüne dair hem bu kaydedilmiş ve in situ bulgular, hem de bu 13. yy saray içi kabartmasının anlamı ve yine buna bağlı olarak Aspendos yakınındaki yerleşim yerinin neden 13. yy. da olduğu gibi bugün hala Belkıs olarak adlandırıldığı belirtilmektedir. Bu boyalı plaster kabartmanın, Belkıs Sarayı hareminin iç duvarını süslemiş olduğu ve bu, “Pınarda Yıkanan Şirin” temalı geç minyatür boyamalarında ün kazanmış ve yaklaşık 1186 yılında tamamlanan Nizami Gencevi'nin Hemse'sindeki beş büyük eserinden ikincisinin, yani Nizami'nin ünlü Hüsrev ve Şirin metninin beraberinde verildiği sahnenin bütün örnekleri arasında en erken kayıtlı betimleme olarak görünmektedir. Bu heykel kabartmasının, ilk görünümünün büyük olasılıkla, bu işi Nizami'den sipariş eden ve yine Nizami'nin “Hüsrev ve Şirin” eserini ithaf ettiği 1176–1194 yıllarında hüküm süren son büyük Selçuklu Sultanı üçüncü Tuğrul'un sarayına ait Nizami'nin eserinden resmedilmiş saray minyatür resminin bir kopyasına dayandığı ileri sürülmektedir. Bu bakımdan, aksi halde bilemeyeceğimiz Selçuk saray minyatür resmine ilişkin önemli bilgiler sağlar, zira 12. yy Selçuk saray resim işçiliği örnekleri yüzyılların akışı içerisinde hayatta kalmamıştır. Texier tarafından kaydedilen alınlıktaki bu Rum Selçuk boyalı sıvası, yüksek kabartma heykelinin in situ kalıntıları, bugün hala alınlıktaki sıva ve yeniden oyulmuş korniş üzerindeki Selçuklu büstlerinde belirlenemeyen bir tarihe ait boya işçiliği izleri kalmışsa da, 19. yy'ın ortasında silah atışıyla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Yine aynı şekilde, alınlıktaki çıplak Şirin figürüne doğal büyüklükte katılımcı figürler olarak bu altı adet büstü tamamlayan sıvalı alçı kaplama, Palasın bu bölümünün üzerinde duran çatının kaybını takiben daha korunmasız hale gelen konumlarından ötürü, 19. yy'dan uzun zaman önce kaybolmuştur. Son bölümde ise bu saray kabartma işçiliğine dair 1236–1240 yılları arasına yapılan tarihlendirme önerilerinin nedenleri verilmektedir. Rum Selçuklu Sultanlığında, Sultan Keyhüsrev'in uzun zamandır beklenen gelininin –Keyhüsrev'in Şirin'inin– gelişi ve Gıyassedin Keyhüsrev tarafından Kafkas eşine, Keyhüsrev'in Şirin'ine, “onun Belkıs'ına” –zira ikinci Gıyaseddin Keyhüsrev çağdaşları tarafından ikinci bir Süleyman ve eşi Şirin ise Belkıs olarak biliniyordu– düğün hediyesi olarak sunulan bu yapının Selçuklu Sarayına dönüştürülmesi 1240 tarihine rastlamaktadır.
Cilt 8 , Oca 2011 , Sayfalar 143 - 184
Terrance Michael Duggan
Bilecik'ten Bir Grup Zeus Büstü ve Zeus BrontonBursa, Bilecik, İstanbul, Eskişehir, Söğüt ve İznik müzelerinde birbirlerine tip ve tarz açısından çok benzeyen taşra stilinde işlenmiş bir grup Zeus büstü bulunmaktadır. Hiç birisi kazı buluntusu olmayan otuzdan fazla sayıdaki bu büstlerin büyük çoğunluğu Bursa ve Bilecik müzelerindedir. Büstler bu makalede çok yönlü incelenmiş ve arkeolojik, topoğrafik, ikonografik ve kült kapsamında yorumlanmıştır. Müzelerin envanter defterlerinde büstlerin buluntu yerleriyle ilgili kısımlara bakıldığında, eserlerin ço­ğunlukla Bilecik iline ait köylerde ve birkaçının da civar bölgelerde bulunmuş olduğu dikkati çekmek­tedir. Buluntu yeri bilinmeyen büstlerin de Bilecik kökenli olduğu düşünülmelidir. Büstlerin üzerinde yazıt yoktur ama Zeus'u betimledikleri kesindir. Çünkü, eserlerin Zeus'un bilinen ikonografik özelliklerini göstermesinin yanı sıra, büstlerin bulunduğu bölgede Zeus tapınımı yazıtların da belgelediği gibi yaygındır. Bundan başka, stil olarak aynı tarzda olmasa da aynı bölge ile yakın bölge­lerde bulunmuş bazı yazıtlı Zeus büstlerinin Zeus'a sunulmuş olması bu yöndeki düşünceyi desteklemektedir. Yörede birçok farklı epitheton ile tapınım gören Zeus en çok 'Bronton' yan ismi ile karşımıza çıkmaktadır. Büstlerin bulunduğu aynı bölgede bu tanrıya adanmış sayısız adak taşı ele geçmiştir. Eskiçağ'da boyalı şekilleriyle daha canlı bir ifade taşımış olması gereken ve oldukça tahrip olmuş şekilde günümüze ulaşan Zeus büstleri çeşitli boylarda ve göğüs hizasında betimlenmiş olup bir tanesi (no. 10) hariç hepsi de çıplak işlenmiştir. Başlarının arkasında taç taşıyan ve keskin bir simetri ve uslûplaştırma eşliğinde betimlenmiş olan büstlerin önemli bir özelliği de alın saçlarındaki anastole'dir. Bu bakımdan büstlerin işlenişinde Sarapis ikonografisinin bir şekilde etkili olmuş olduğu düşünülebilir. Eserler büyük bir olasılıkla adak hediyesi olarak işlev görmüşlerdir. Düşüncemize göre, büstler zamanında büyük adak altarlarının üst kısımlarına monte edilmiş biçimde duruyor olmalıydılar (bkz. s. 130: Temsili Fotoğraflar). Bugüne kadar henüz elimize bir altar üzerinde duran ve o altar ile aynı taştan iş­lenmemiş bir Zeus büstü geçmemiş olsa da, bazı bilgi ve deliller bu büstlerin zamanında altarların üzerinde duruyor olduklarına işaret etmektedir. Büstlerin alt kısımlarındaki dübel delikleri, her koşulda eserlerin bir yere oturtulduklarını göstermektedir (krş. s. 130). Keza yine, Bilecik bölgesinde ele geçmiş olan bazı altarların üst kısımlarında da benzer dübel delikleri görülmektedir. Ayrıca, yine Bilecik kökenli bazı eserler ve yazıtlar bu büstlerin zamanında altarlar üzerinde durdukları düşüncemize yol açmıştır (bkz. yuk. s. 127-130). Yazıtsız büstler, olasılıkla, yazıtlı altarların üzerinde duruyorlardı ve yazıtlardan büstlerde betimlenen tanrının kimliği açıklık kazanıyor olmalıydı. Makalede ayrıntılarıyla incele­nen ve tartışılan veriler sonucunda büstlerin özellikle Bilecik bölgesinin baş tanrısı olduğu anlaşılan Zeus Bronton için kullanılmış ve belki de onu betimlemiş olabileceği sonucuna varılmıştır. Yukarıda da vurgulandığı gibi, büstlerin Zeus Bronton adaklarının çok yoğun ele geçtiği bir çevrede bulunmuş olmaları bu düşünceyi desteklemektedir. Fakat bu büstlerin, başlıca Zeus Bronton betimi için kullanılmış olmalarına rağmen, zaman zaman Zeus Agathios, Zeus Bennios v.b. gibi tanrıların adakları için de kullanıldıklarını düşünmek mümkündür. Zeus büstlerinin atölyelerde önceden fabrikasyon usûlü hazırlanarak üretilmiş ve müşteriye sunulmuş oldukları anlaşılmaktadır. Yerel ustaların belli bir tipi takip ederek üretim yaptıkları görülmektedir. Her bir büst diğerinden farklı olsa da sanatçısına özgü olan uslûp farklılıkları yoktur. Bazı büstlerin tip olarak birbirlerine çok benzemeleri onların farklı ustalar tarafından yapıldıklarına işaret etmektedir. Zeus büstleri yörenin adak ve mezar taşlarının da işlenmiş olduğu yerel atölyelerde üretilmiş olmalıdır. Şimdi olduğu gibi Eskiçağ'da da kırsal özellik gösteren Bilecik ve teritoryumu Kuzeybatı Phrygia ile Bithynia Bölgesi'nin güneyi arasında sınır bölgesi konumudadır. Phrygia Bölgesi kendisine komşu olan bölgeleri birçok açıdan olduğu gibi sanatsal üretim açısından da derinden etkilemiştir. Roma İmparatorluk Dönemi'nde Phrygia'da bütün eserlerde görülen stil özellikleri Bilecik büstlerinde de gözlemlen­mektedir. Phrygia'nın kırsal kesimlerinde Zeus heykel biçiminde değil de, daha çok büst biçiminde be­timlenmekteydi. Bu bölgelerde Zeus'un tam boy heykel olarak betimlenmesi ya tanınmıyor ya da tercih edilmiyor olmalıydı. Taşra insanının Phrygia'daki Zeus tapınımında büst tipini tercih ettiği anlaşılmaktadır ve Phrygia bu bakımdan da Bilecik büstlerini etkilemişe benzemektedir. Yani Bilecik ve çevresinde Zeus'un büst olarak betimlenmesi olgusunun Kuzeybatı Phrygia'dan buraya yayıldığını düşünmekteyiz. Çünkü Bithynia'da gelenek olmayan Zeus büstü sunusu Kuzeybatı Phrygia'da çok yaygındır. Büstlerin (Bilecik'ten önce de) Kuzeybatı Phrygia'nın önemli tanrısı olan Zeus Bronton ile ilişki içinde olması bi­le bu düşüncenin başlıca kanıtıdır. Büstlerin hiçbirisi, hatta üzerinde durduklarını düşündüğümüz altarların da hiçbirisi in situ bulunmamıştır. Üzerlerinde büst taşıyan ve Zeus Bronton'a sunulmuş altar adakları tanrının tapınak ya da kutsal alanlarında (belki de açık havada) duruyor olmalıydılar. Zeus Bronton'un çok yoğun tapınım gördüğü Bilecik'in güneyi ile güneydoğusunda bu tanrı için birkaç kutsal alan belirlenebilmektedir. Bilecik büstlerini kesin tarihlemek bugün için olanaklı değildir. Ancak, incelemelerimiz sonucunda Bi­lecik büstlerinin İ. S. 180 ile 220 yılları arasında üretilmiş olan Kuzeybatı Phrygia'nın kabartma büstlerden biraz daha sonraki bir zaman diliminde oluşmuş olduklarını söyleyebiliriz. Buna göre bu büstleri İ. S. 2. yy.'ın sonu ile 3. yy.'ın ilk yarısı arasındaki zamana tarihlemek mümkündür.
Cilt 11 , Oca 2014 , Sayfalar 121 - 171
N. Eda Akyürek Şahin
Bir Hata ve Sonuçları: Side'li Marcellus, İmparator Hadrianus'un Özel Bir Hekimi ?Yeni dergi “Philia”nın ilk sayısında Mustafa Adak ve iki asistanı Pamphylia bölgesindeki Side’de bulunan bazı yeni yazıtları yayımlamışlardır. Makalede yayımlanan yazıtların pek çoğunun trans­kripsiyonları ve yorumları oldukça yetersiz kalmıştır. Fakat bu yazıda Johannes Nollé sadece, İmparator Hadrianus döneminde yaşamış olan Sideli hekim ve şair Markellos’un onurlandırıldığı yazıtın oldukça hatalı olan yayımı üzerinde durmaktadır. Nollé, Mάρκελλον  | Σίδητον | ἀρχιιατρὸν | ἡ πατρίς şeklinde sadece beş sözcükten oluşan bu önemli metnin transkripsiyonunu, gramer yönünden verilen anlamı ve yorumlanmasını eleştirmektedir. Adak ve asistanlarının inandırmaya çalıştığı şekliyle Σίδητον, akusatif haldeki Μάρκελλον’un sıfatı olmayıp, ἀρχιιατρόν’a bağlı genitif bir tamlayandır. Zira, Side’nin ethnikonu aslen Σιδήτης’tir. Adak ve asistanlarının dolaylı olarak önerdiği Σίδητος şeklinde bir ethnikon yoktur ve ΣΙΔΗΤΟΝ kısmını Σιδητ῱ν (= Σιδητῶν) olarak anlamamız gerekmektedir. Sonuç olarak, bu yeni yazıtta Markellos Side kentinin hekimi olarak övülmektedir. Bu nedenle, bu yazıtın Adak ve asistanlarının belirttiği şekliyle Markellos’un Hadrianus’un özel hekimi olarak gösterdiğini kabul etmemiz için bir neden yoktur. Tam olarak tersi daha mümkündür: Bu yazıt ve diğer mevcut veriler, Markellos’un tıbbi bilgileri ve şiir yeteneğiyle Side dışında da bilinen biri olarak Side’nin ünlü bir kent hekimi olduğunu daha mümkün kılmaktadır. Bu hekimin Roma’da bulunduğu bile kesin değildir.
Cilt 12 , Oca 2015 , Sayfalar 245 - 249
Johannes Nollé
Bir Kez Daha Lykiarkheia Üzerine Likya Birliğinin Hellenistik Çağda en üst düzey yöneticisi olan Lykiarkhes'in Roma İmparatorluk Çağındaki yönetim sistemi kapsamındaki kullanılış biçimi modern araştırmalarda en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Bugüne kadar üzerinde genel mutabakat gören çözüm şu olmuştur: Lykiarkhes unvanını sadece görev başındaki ya da görevini tamamlamış bir Ar­kh­iereus kullanabilir. Bu anlayış, Likya Birliği İmparator Rahiplerine vakfedilmiş en yeni bilimsel çalışmada da kabul gördüğü için (Reitzenstein, Bundespriester) konuya tekrar değinme gereği duyulmuştur. Çünkü; bu tür bir anlayış durumunda, Likya Birliği'nin ikinci derecede en üst düzey yöneticisi konumundaki Grammateus'un Birlik yönetiminde hiçbir fonksiyonu kalmamakta, zira özellikle Birlik ile Roma makamları arasındaki tüm icraatların Lykiarkhes unvanıyla emekli Arkhiereuslar tarafından yürütüldüğü sonucu çıkmaktadır. Modern araştırma, görev başında bir Grammateus dururuken, onun görev sahasına giren işlerin neden emekli Arkhiereuslar tarafından yürütüldüğü sorusuna cevap aramamıştır. Makalede S. Şahin, daha önce de savunduğu üzere, Likya Birliğinin en üst düzey iki yöneticisi olan Arkhiereus (İmparator Başrahibi) ve Grammateus'un (Likya Birliği Genel Sekreteri) ayrı ayrı Lykiarkhes unvanını taşıdıklarını, bu unvanı taşıyan bir Grammateus'un ertesi yılın Arkhiereus adayı olduğunu ve dolayısıyla İmparator Başrahipliği için doğrudan aday olunamayacağını bir kez daha konuya ilişkin yazıtlardaki ifadeleri yeniden gözden geçirerek, açıklayarak ve Reitzenstein'ın ifadeleriyle karşılaştırarak teyit etmektedir. Birlik Grammateus'unun Lykiarkhes unvanını taşıması, Arkhiereus'lar için yukarıda belirtilen genel kanıya dayanarak şimdiye kadar teklif edilmiş görev yıllarının da değiştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Yani örneğin görev başındaki bir Arkhiereus'un yanısıra görev başında gözüken bir Lykiarkhes, emekli bir Archiereus'u değil, tam tersine iş başındaki Arkhiereus'tan sonra bu en üst düzey görevi devralacak olan bir Grammateus'u göstermektedir.
Cilt 9 , Oca 2012 , Sayfalar 119 - 123
Sencer Şahin
Bithynia'dan Yeni Yazıtlar Makalede Bithynia Bölgesinden dokuz adet yazıt tanıtılmaktadır. Yazıtlardan ilki Zeus H?iarazaios'a adanmış bir adak yazıtı, diğerleri ise mezar yazıtlarıdır. Yazar ilk yazıtta yer alan ve Dor dialektinde yazılmış olan epitheton'un ilk kez karşımıza çıktığını söylemektedir. Diğer yazıtların çevirileri ise şöyledir: 2. 11. yıl. Papias'ın kızı, Metrobios oğlu Bersor'un ise zevcesi olan Eia; sağlıcakla. 3. 5. yıl. Hippomakhos'un beslemesi, Sousos'un ise karısı olan Epiktesis; sağlıcakla. 4. 15. yıl. Protokrates (bu anıtı) babası Demosthenes için anısı vesilesiyle diktirdi. 5. 19. yıl. Eia ve Philippis bu anıtı babaları 50 yıl yaşam süren Hieron oğlu Gaius için vasiyet uyarınca yaptırdı. Vekilharçlar Hieron ile Basilikos harcamayı onun (Gaius'un) (parasından yaptılar). 6. 9. yıl. (Bu anıtı) Atticus oğlu Atticus ile Demetrios kızı Eia henüz yaşarlarken kendileri ve kendi çocularının anısına (yaptırdılar). 7. Peducaeus Longinus Asklepiodotos bu anıtı kendisi ve zevcesi Polle için yaptırdı. 8. (Ben) Pollio oğlu Gaius (bu anıtı) oğlum Dionysios'un anısına diktim. 9. (Biz) Antilokhos ve Dionysia karı-koca olarak müşfik ve yarar dolu bir yaşamın huzuru içinde yaşarken bu anıtı bir erdem ödülü olarak ebeveynimiz Epigenes –henüz yaşarken- ve Eia için yaptırdık.
Cilt 4 , Oca 2007 , Sayfalar 145 - 154
Ebru Akdoğu Arca
Özet Çevirileri
Bithynialı bir Hayvan Savaşçısının (archikynegos) Sosyal YükselişiBolu'nun merkezinde 2010 yılında hafriyat sırasında bulunan bir mezar sütununun üzerinde yer alan yazıt, arenalarda vahşi hayvanlara karşı savaşan bir gladyatörün sosyal yükselişini yansıtmakta-dır. İ.S. 2. yy.a ait bu yazıtta mezar sahibi Iustus «başavcı» (arkhikynegos) sıfatıyla tanıtılmış ve kendisinin Nikaia, Prusa, Smyrna, Ephesos ve Pergamon kentlerinin vatandaşı olduğu belirtilmiştir. Iustus'un ve mezarı yaptıran iki kardeşi Valerius ile Iulius'un kendilerini tek bir (Latince) isimle tanıtmaları ve de baba ismini vermemiş olmaları bu kardeşlerin köle kökenli olduğunu göstermektedir. Yazıtta geçen aneksodiaston ve skule sözcüklerinin kullanım alanının Bithynia'da Nikaia bölgesi ile kısıtlı olması ve de bu kentin Iustus'a ait vatandaş listesinde ilk sırada anılması, onun Nikaia topraklarında büyüdüğünü kanıtlamaktadır. Gladyatör eğitimini muhtemelen memleketi Nikaia'da alan Iustus, Bithynia arenalarında vahşi hayvanlara karşı verdiği mücadelelerde uzun yıllar hayatta kal­mayı ve popüler olmayı başardıktan sonra azat edilmiş olmalıdır. Mesleğini takip eden beş kent va­tandaşlığı (ethnikon) bunun kesin ispatıdır. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra mesleğine devam eden Iustus şöhretini Bithynia sınırları dışında da duyurmayı başarmış ve Smyrna, Ephesos ve Per­ga­mon gibi Asia eyaletinin önde gelen kentlerinden olasılıkla büyük ücret karşılığında kendi arenalarında sahneye çıkması için çağrı almıştır. İmar faaliyetleri ve unvan yarışlarının yanı sıra (gladyatör savaşlarının da dahil olduğu) eğlence sektöründe de birbirleriyle yarışan Asia kentlerinde özellikle imparator kültü çerçevesinde düzenlenen gladyatör ve hayvan döğüşleri önem kazanmış ve bu oyunları düzenleyen asiarkhes'­ler büyük paralar harcamışlardır. Dio Chrysostomos ve başka kaynaklar özellikle Smyrna, Ephesos ve Pergamon'u örnek göstererek bu kentlerin gladyatör savaşlarının da içine girdiği eğlence sektörüne yaptıkları savurgan harcamaları kınamaktadır. Iustus bu kentlerde de bir «yıldız» olmayı başarmış ve hatta bir gladyatör için başarılması neredeyse imkansız olan bir imtiyazla, yani Smyrna, Ephesos ve Pergamon kentlerinin ona vatan­daşlık hakkı vermesiyle onurlandırılmıştır. Iustus bu konuda aynı hakkı elde eden bazı sofist ve sporcularla kıyaslanabilir. Bir gladyatöre vatandaşlık hakkı verilmesi ender uygulanan bir durumdur ve bu sebepten dolayı da ilk bakışta basit bir mezar yazıtı görünümü veren, Iustus'a ait bu epigrafik belge tarihi öneme sahiptir. Iustus'un dışında Anadolu'da böyle bir başarıyı elde eden tek örnek Ankyra'da bulunan mezar yazıtından bilinen Pergamonlu P. Aelius'tur. Aelius başka gladiatörlere karşı verdiği mücadelelerde üstün başarı gösterdikten sonra azat edilmiş ve Roma vatandaşı yapı­larak dönemin hükümdarı Hadrianus'un soy ismini almıştır. Aelius kariyerine gladyatör oyunlarını denetleyen başhakem (summa rudis) olarak devam etmiş ve Roma'daki hakemler derneğine üye olmuştur. Aelius'un 37 yaşındaki ölümüne kadar aralarında Thessalonike, Abdera ve Nikomedeia kentlerinin de bulunduğu dokuz kentten vatandaşlık hakkı kazanmış olması, onun hakemlik görevinin yanı sıra aktif gladyatör olarak hala arenalara çıkmış olduğunu akla getirmektedir. Iustus'a verilen arkhikynegos unvanı, onun tıpkı bir matador gibi başka gladyatörlerden destek almak­sızın tek başına sahneye çıktığını ve vahşi hayvanlarla teke tek döğüştüğünü düşündürmektedir. Kynegos sözcüğü arenada hayvanlara karşı savaşan gladyatörler için sıkça belgelenmiş iken arkhi­kynegos ifadesi epigrafik kaynaklarda daha önce sadece iki mezar yazıtında geçmektedir. Makalede Troas'ta ve Kuzey Lykia'da bulunan söz konusu bu mezar yazıtlarında isimleri verilen hayvan dövüş­çülerinin de kariyer yapmış gladyatörler olduklarına dair görüşler sunulmaktadır. Oinoanda yakın­larında ölen arkhi­kynegos Philologos'un kayaya işlenmiş mezar stelinde betimlenen bir ayı, arkhi­kynegos'ların arenalarda bu tür yırtıcı hayvanlara karşı teke tek dövüş verdiklerini göstermektedir. Çıkış noktası olarak aldığımız Iustus'un Bolu'da ele geçen mezar yazıtının çevirisi şöyledir: Valerius ve Iulius; kardeşleri avcı başı Nikaia, Prusa, Smyrna, Ephesos ve Pergamon vatandaşı olan Iustus'a anısı vesilesiyle. (Bu mezar) satılamaz! Her kimse bu sunağa zarar verirse, Devlet kasasına 1500 Dinar ödesin! Sağlıcalıkla.
Cilt 7 , Oca 2010 , Sayfalar 1 - 9
Mustafa Adak
Bolu Müzesi'nden Yeni Yazıtlar 1981 yılında hizmete açılan Bolu Müzesi'nde yaklaşık 65 civarında yazılı taş eser korunmaktadır. Bu eserlerin bir kısmı F. Becker-Bertau tarafından 1986 yılında yayımlanan Klaudiu­po­lis kent korpusuna alınmıştır, bkz. Die Inschriften von Klaudiupolis (Inschrif­ten grie­chischer Städte aus Kleinasien 31, Bonn 1986). Bolu şehir merkezinde yapılan bir kazı sırasında bu­lu­nan ve sonradan müzeye getirilen iki gladyatör yazıtı ise M. Ündemiş ve D. French tara­fın­dan yayımlanmıştır, bkz. Epigraphica Anatolica 13, 1989, s. 91-98 (burada dn. 2). Kentin 12 phyle­sinin İ. S. 198 yılında İmparator Septimius Severus'a diktikleri heykel kaidesini de Chr. Marek bilim dünyasına tanıtmıştır, bkz. Museum Helveticum 59, 2002, s. 31-50 (burada dn. 3). Birçoğu müzede korunan ve henüz yayımlanmamış 35 eser ise 2005, 2007 ve 2008 yıllarında Bolu Müzesi'nde yaptığımız çalışmalar sırasında tarafımızdan tespit edilmiş olup bu makalede tanıtılmaktadır. Bu eserlerin beş tanesi 2008 yılında başka eserlerle birlikte ci­var köylerden getirilmiş olup bugün müzenin izni ile Bolu Valiliği'nin bahçesinde durmaktadır (burada no. 12, 18, 19, 25, 26). Makalede Bolu bölgesinden daha önce yayımlanmış bazı eserler için (no. 18, 39 ve 40) ekleme ve düzeltme de önerilmektedir. Burada tanıtılan bazı eserlerin buluntu yerleri bilinmemektir. Bazıları merkezde bulunmuştur ve doğrudan Klaudiupolis kentine aittir. Müze envanterinde kırsal kesimden gelen bazı yazıtlar da bulunmaktadır. İki yazıt Karadeniz kıyısında Akçakoca yakınlarında bulun­muştur (no. 5 ve 17) ve Prusias ad Hypium kentine aittir. İki adak steli (no. 10 ve 15) Afyon Müzesi'ne ait olup Bolu Müzesi'nin kuruluş aşamasında 1979 yılında bu müzeye nakledilmiş­tir. Makalede tanıtılan eserlerin beş tanesi onur yazıtı (no. 1-5), onbir tanesi adak yazıtı (no. 6-16), dört tanesi mezar epigramı (no. 17-20), ondört tanesi mezar yazıtı (no. 21-34) ve üç tanesi de geç dönem (Bizans) yazıtlarıdır (no. 35 ve 37-38). Üzerinde yazıt bulunmayan ama khristogram olan küçük bir sunak da tanıtılmaktadır (no. 36). Son olarak, üzerinde büyük bir olasılıkla hacim ölçüsü veren yunanca 63 rakamı kazınmış olan büyük bir pişmiş toprak pithos tanıtılmaktadır (no. 41). Onur yazıtlarından bir tanesi (no. 1) İmparator Hadrianus onuruna dikilen bir heykelin kai­desidir. Klaudiupolis kentinin, sevgilisi Antinoos'un buralı olması nedeniyle imparator için ne kadar önem arzettiği ve imparatorun bu kente çok cömert davrandığı bilinmektedir. İki numaralı onur yazıtı Klaudiupolisli Domitius Ponticus Iulianus isimli genç bir şahsın kentin bule ve demosu tarafından ölümünden sonra onurlandırılmasıdır. 2008 yılında Bolu'nun ana caddelerinden birindeki bir kazı sırasında tesadüfen antik kentin stadyumunun bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Stadiuma ait yapı yazıtı günümüze kalmış olup yapı İmparator Hadrianus ve Klaudiupolis kentinin demosuna adanmıştır. Stadiumu yaptıran şahsın adı da yazıt­ta geçmekte olup ismi Domitius Ponticus Iulianus'tur. Bu şahıs, adının da açıkca gösterdiği gibi, buradaki iki numaralı yazıtta adı geçen şahıslarla akraba olmalıdır. Stadium ve yazıtı bu makalenin yazarları tarafından yayıma hazırlanmaktadır. Çeşitli valilik görevlerinde bulunmuş senatör Ulpius Arabianus'un amcası Aristaeus için diktiği üç numaralı yazıt hakkında bkz. M. Adak, Gephyra 4, 2007, s. 155-163. Prusias ad Hypium buluntusu olan beş numaralı yazıtta bir kült cemaati (bennos) bir karı-kocayı onurlandırmaktadır. Yazıtta adı geçen cemaat bugüne kadar bilinmemekteydi. Adak yazıtlarına genel olarak bakıldığında ise, iki Phrygia adağı (Zeus Alsenos ya da Petarenos ve Hosios) hariç, Bithynia'da tapınım görmüş tanrılar karşımıza çıkmaktadır: Zeus, Zeus Soter, Meter Theon, Apollon, Artemis. Bunların dışında İmparator Titus için de bir adak sunağı vardır (no. 6). Zeus'a yapılan sunulardan birisi Zeus büstü biçimindedir. Bu ikonografideki büstler Bithynia-Phrygia sınır bölgelerinde (Bilecik ve civarı) çok sayıda ele geçmiştir ve olasılıkla Bithynia'da da tapınım gören Zeus Bronton'u betimlemektedirler. Buradaki büstün de bu tanrıyı betimliyor olması olasılık dahilindedir. Mezar yazıtlarının büyük çoğunluğu profilli sütun biçimli büyük sunaklar üzerinde bulun­maktadır. Bu mezar tipi Doğu Bithynia ve Batı Paphlagonia bölgelerinin tipik bir özelliği olup birçok benzeri bulunmaktadır. Yükseklikleri iki metreyi aşan bu mezar taşları, uzaktan da görülebilmeleri için olasılıkla ölünün gömülü olduğu mezarın üzerinde bulunan Tümülüslerin tepesinde durmaktaydı. Mezar yazıtları dört tanesi hariç, vezinli değildir ve yazıtlardaki ifadeler bölgeye özgüdür. Dört mezar yazıtı ise epigramları da içermektedir (no. 17-20). Bunlardan iki epigram distikhonlar şeklinde kaleme alınmıştır (no. 17 ve 20). 18 numaralı şiir tamamen Heksametronlardan oluşmaktadır. 19 numaradaki şiir ise İambik Trimetron öl­çüsünde yazılmıştır. Mezar taşları üzerine zaman zaman işlenen bağcı bıçağı (no. 20, 25, 26) gibi motifler yörenin çiftçi karakterini vurgulamaktadır. Mezar stellerinden bir tanesi (no. 33) Phryg stilinde yapılmıştır ve Bithynia bölgesinin birçok yöresinde Phryg kültürünün var­lığı bilinmektedir. Hıristiyanlık dönemine ait yazıtlar ise, üzerinde Khristogram içeren yazıtsız ufak bir altlık (no. 36) dışında, üzerinde İncil'e ait bir cümle bulunan levha parçaları (no. 35) olasılıkla bir kiliseye aittir. Yonca yaprağı biçimindeki vaftiz teknesi (no. 37) ve haç biçimindeki (no. 38) levha ise mezar taşları olup üzerlerinde yazıtları vardır. Yazıtlardan birisinde (no. 38) bir pres­byter'in (din görevlisi) adı geçmektedir. Makaledeki yazıtlar özellikleri ve içerikleri itibariyle genel olarak Klaudiupolis ve çevresinin özelliklerine uymaktadır ve bu bölge hakkındaki bilgilerimizi zenginleştirmektedir. Ya­zıt­larda yerli (Phryg isimleri dahil), Yunan ve epeyce de Latin şahıs isimlerine rastlanmaktadır ve bölgedeki Romalılaşma bu isimler aracılığıyla da izlenebilmektedir. Yazıtlarda Bithynia bölgesinde çok gözlemlenen çok sayıda ligatüre rastlanmaktadır. Makalede ayrıca Bolu Müzesi'nde korunan ancak yazıtı olmayan birkaç eser de tanıtılmak­tadır. Bunlar katalogda numara 42-53 arasında incelenmektedir. Yazıtsız iki altar (no. 42-43), iki phallos taşı (no. 44-45), figürlü (no. 46-49) veya figürsüz (no. 50-51) ostothekler, os­tothek biçimli gövdesi olan bir mezar taşı (no. 52) ve bir vaftiz teknesinden (no. 53) oluşmaktadır. Makalede tanıtılan yazıtların Türkçe çevirileri aşağıdaki gibidir: 1. Hayırlı uğurlu olsun! Tanrı Traianus Parthicus'un oğlu, Tanrı Nerva'nın torunu Imparator Kaisar (Augustus Hadrianus'u) - - - - (filanca dikti). 2. Halk ve Danışma meclisi üç kez başrahiplik ve iki kez baş yöneticilik yapan, Gymnasium yöneticisi (Gymnasiarkh) ve kendi parasıyla yarışma şenliği düzenleyicisi (Agonothet) ve imparator kültü rahibi (Sebastophant) olan Titus Domitius Pius Iulianus'un oğlu rahmetli Gnaeus Domitius Ponti­cus Iulianus Neos'u (onurlandırdı). Oğlunun (heykelini) babası dikti. 3. Pek tatlı amcası Ulpius Aristaeus'u konsül sınıfından Ulpius Arabianus (onurlandırdı). 4. Onur yazıtı fragman biçimdedir. Anlam çıkmamaktadır. 5. Totrianos hasat şenliği cemaatı Meiros oğlu Menagoras'ı eşi Menophila ile birlikte ünsever­lik­le­rin­den dolayı (onurlandırdı). 6. Titus Flavius Kaisar Augustus'a kendi rahibi Antipatros oğlu Demetrios (bu sunağı) kendi kesesinden (adadı). 7. Hayırlı uğurlu olsun! Tanrıların Anası'na (bu altarı) M. Octavius ve Claudia Detaris (adadılar). 8. Hayırlı uğurlu olsun! Tanrıların Anası'na (bu sunağı) Maximus ve Asklapis köylerinin (esenliği için) adadılar. 9. Hayırlı uğurlu olsun! Kurtarıcı Zeus'a (bu sunağı) Maximus ve Asklapis köylerinin (esenliği için) adadılar. 10. - - - - - - kendi büyükannesi ve tüm (aile fertleri için) Zeus (Alsenos/Petarenos'a) adağı (sundu). 11. Attalos oğlu, Kallipos torunu Rhodon Zeus'a adak olarak (sundu). 12. Hayırlı uğurlu olsun! Efendi Apollon'a bu hediyeleri taşçı ustası Kyrillos (sundu). 13. Hayırlı uğurlu olsun! Aelius Hippokrates tanrıça Artemis'e adağı (sundu). 14. Demeter, Pluton ve Demeter'in kızı Kore için (bunu) Mummianus (adadı). 15. Straton oğlu Nestor Hosios'a adağı (sundu). 16. Döğüş oyunları organize eden (agonothetes) Flaccianus Paulus (bu) altarı Ksylopolis'te dikti. 17. (Ben) Glykon oğlu, Noukhouros'un torunu, - - - Aur.? Glykon bu mezar odasını kendim ve eşim Symmakhos kızı 29 yıl (yaşayan) Tryphose için ve Noukhouros kızı 50 yıl yaşayan Krysion için yaptırdım; Başka hiçkimse (buraya gömülmeye izinli değildir). Sağlıcakla! Yabancı, yürürken Glykon'un mezarına düşerse yolun, göreceksin resim içindeki şeklini! Yaşarken Pierialı Musaların bilge sözlerini öğrendi ve keşfetti kendi sanatını tüm erdemiyle. Alkinoos devrinde daha çok saygı gören dindarlık ve konukseverlikte öne geçti. Çevrende gördüğün ürün dolu toprağa bilgisiyle bereket verdi; birçok insan ise bu adamın yaşantısını ve zekasını latif dindarlığından ötürü övdüler. 18. Ey erdemi tüm insan! Tüm yaşayanlara dost oldun (sen), çünkü tatlı sözlerle ihtimam eden doktor idin! Vah bana, ben zavallı, nasıl zehir gibi bir acıyı tadıyorum, asil, sevgili kocam alındı elimden! Senin korkunç ölümünle yıkılalı beri ey Prokopios, hoş bir hayatım yok artık benim, aksine isyankar! Sen ey mükemmel (adam)! Hekim, sadakatinle mutluluk dolu, sana olan sonsuz özlemimle bu mezarı senin için asil ana-babanla birlikte yaptırdık. Bu Tümülüs iki doktoru saklıyor (içinde), muhteşem rahmetli, yani Prokopios'u, benim eşimi ve bana aynı ananın doğurduğu ve onu onurlandırmak için meşhur babasının bu mezarı yaptırdığı, onun parlak (küçük) kardeşi Helladios'u! 19. Bütün insanların dost olarak özlemini duydukları (bu) adamı ve delikanlıyı, ömrünü saygıdeğer biçimde geçirmiş olan (bu adamı), bilge Smaragdos'u, tanrının güvenini kazanmış olan (bu adamın heykelini) dikti onunla saygın bir ömür geçiren Kalliste. Hatırası nedeniyle yaptırdı bu mezarı (babalarını) seven evlatlarıyla birlikte. 20. - - - - meşhur (idi?) - - - - - memuriyette, ticarette ve ekip-biçmede - - - -. Saygıdeğer eşi Domna dikti bu mezar taşını, ebedi hatırasının ve dindarlığının bir göstergesi olarak. 21. Quintus oğlu Papias, eşi Gaius kızı, 35 yıl yaşayan Nana'nın anısına (bu mezar taşını dikti.) 22. Benden doğanların ve ebeveynlerinin mezarının - - - - - olması ve - - - - - 23. Aleksandros, Gnaeus ve Lycius pek tatlı ebeveynleri Demokrates und Tittha'nın anısına (bu mezar taşını diktiler.) 24. Byblas? oğlu Herennios hayattayken kendisi için ve eşi Eia'nın anısına (bu mezarı yaptırdı). 25. Aramion oğlu Lucius kendi eşi Tittha'nın anısına ve kendisi için hayattayken ve aklı yerindeyken ve çocukları Lucius ve Khrestos. Sağlıcakla! 26. Aureliuslar Iulianus ve Aleksandros, Domitianus, Kyriainos, biricik ebeveynleri, hayatta olan babaları Aurelius Iulianus ve rahmetli olan anneleri Aurelia Kyriaine'nin anısına. Sağlıcakla! 27. Aelia Tittha, oğlu Nikandros oğlu Nikandros'un anısına (bu mezarı dikti). 28. Moskhos oğlu Lykomedes eşi Kassendra'nın ve çocukları Moskhos ve Menandros ve Straton ve Lykomedes (annelerinin) anısı vesilesiyle. 29. Aurelius Lucius hayattayken ve aklı yerindeyken kendisi için ve erken vefat eden eşi Aurelia Magne'nin anısına (bu mezarı dikti). 30. - - - - - - 20 yıl yaşayan pek sevgili oğlu - - - - - - - anısına (bu mezarı dikti). 31. - - - - - - biricik ebeveynlerinin anısına (bu mezarı dikti). 32. - - - - -ios ve - - - - -os pek sevgili ebeveynleri Arche- - - ve Aphia'nın anısına (bu mezarı diktiler). 33. 7. yılda. - - - - - 34. Menias (?) oğlu Mundus  - - - - - 35. Emmanuel; Tanrı içimizdedir! 36. Eserin üzerinde yazıt yok. Ancak alpha ve omega harflerini içeren bir Christi monogram var. 37. Aleksandros'un adağı için. 38. Burada anısı pek aziz presbyter (din görevlisi) Polykhronis yatıyor. 39. Aleksandros ve Cornutus, hasreti çekilen çocuk, Hermadion ve Syntrophia'nın oğulları, 4 yıl yaşayan Myrismos için (bu mezarı diktiler). Sağlıcakla! 40. Aleksandros'un kızı Seilia'nın hatırası için annesi Aleksandra (bu mezarı dikti). 41. Depolama kabı pithosun üzerinde sadece olasılıkla ölçü bildiren ΞΓ = '63' rakamları ile onların da altında ΚΠ rakamları vardır. Diğer eserlerin üzerinde yazıt yoktur.
Cilt 5 , Oca 2008 , Sayfalar 73 - 120
Mustafa Adak, N. Akyürek Şahin, Mustafa Güneş
Bozüyük'ten (Lamunia) Yeni Bir Epigram Bu makalede, 2008 yılında Bilecik İli'nin Bozüyük (antik Lamunia) İlçesi'ndeki kanalizasyon çalışmalarında bulunan bir mezar taşı ve üzerindeki epigram tanıtılmaktadır. Eser kireçtaşından yapılmış bir stel olup üst kısmı kırıktır. Üzerinde üstte on satırlık mezar şiiri, altında ise profilli bir çerçeve içinde, yine birkaç kez profillendirilmiş bir niş içinde figürler vardır. Nişin üst kısmında olasılıkla bir Gorgo başı işlenmiştir. Nişin içinde iki kısma ayrılmış platformda ise, üstte sağa yönelmiş bir arslan, altta ise önde atlı birisi, onun arkasında bir boğa ve arkasında ayakta bir adam figürü seçilmektedir. Yazıttan bu taşın 24 yaşında ölen bir gencin mezarı olduğu anlaşılmaktadır. Şiir heksametron ölçüsünde yazılmış olup bazı satırların başlangıçları kırık nedeniyle tam okuna­mamaktadır. Yazıt İ.S. 3. yy.a ait olmalıdır. Epigramın Türkçe çevirisi aşağıdadır: “- - - - - - zalim Daimon çok erken kıydı canıma, oniki yılın iki katı yaşayan ben - - - -ius'a. Herkese acı vererek öldüm ey yabancı, ey buradan geçip giden yolcu! - - - - - - - tanı beni ve dikkatle bak bana, yeni evli genç bir delikanlı iken [Fla]minia Lucilla'nın koynundan ve de saygıdeğer ana-babam [Aur]elius Martialis ile Iulia Flaviana'dan koparıldım. [Sonum?] yakınlarım için muazzam bir felaket oldu, ‚müsterih ol' dediler ama ana-babası, biz bu işi, görevimiz olarak, - - - - - - - mezara, ön tarafa bir stel diktik.”
Cilt 7 , Oca 2010 , Sayfalar 89 - 94
Mehmet Oktan