Arama Sonucu: 874 Aranan: Greek-Orthodox
Araştırmada tasarlama kipleri içinde yer alan ve dil bilgisi kitaplarında dilek-şart kipi olarakanılan -sA eki incelemeye alınmış, ekin ‘dilek’ ve ‘şart’ işlevlerini hangi tür cümlelerde ve kelimelerdetaşıdığı ve ‘dilek’ ile ‘şart’ işlevlerinin dışında sahip olduğu işlevler incelenmiştir.Çalışma sonucunda ekin ‘dilek, şart, buyruk, ihtimal ve karşılaştırma ile zıtlık’ işlevlerininolduğu, ‘dilek’ ve ‘şart’ işlevlerinin ada ve fiile, basit ve birleşik cümleye, basit ve birleşikçekimli fiillere eklenmesine göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre ek, fiilcümlelerinde, basit cümlelerde ve basit fiil çekimlerinde ‘dilek’; ad cümlelerinde, birleşikcümlelerde ve birleşik fiil çekimlerinde ‘şart’ işlevini taşımaktadır.
, Sayfalar 131 - 140
Ahmet BENZER
Ebü'l-Gâzî Bahadır Han'ın Secere-i Terâkime adlı eseri, Zuhal Kargı Ölmeztarafından "Transkripsiyonlu Metin-Gramer-Dizin" bölümleriyle 1996 yılındayayınlanmıstır. Eserde bazı eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu yazıda, eksikliklerin neleroldugu ve bu eksikliklerin nasıl giderilebilecegi üzerinde duruldu. Çalısmada, önceeserin kısa bir tanıtımı yapıldı. Bize göre hatalı olan kısımlar maddeler hâlinde verildi.Ardından da kendi görüslerimiz ifade edildi.
, Sayfalar 189 - 205
Mustafa TOKER
Orta Çağ Türk topluluklarının hayatında, tarihin akışını değiştiren ve Türklüğün kaderinibelirleyen iki önemli tarihî olay meydana gelmiştir. Bunlardan biri, Türklerin X. yüzyıldanitibaren “Gök Tanrı” inancı ile “Atlı-Göçebe Türk medeniyeti”ni terk edip, İslâm dinine vemedeniyetine girmeleridir. Diğeri ise, XI. yüzyıldan itibaren Anadolu’yu fethedip, bu ülkeyibir Türk vatanı haline getirmeleri ve Türkleştirmeleridir. Bu makalenin konusu, birinci tarihîolayın bir bakıma doğal sonucu olan ikinci tarihî olaydır. Türklerin Anadolu’yu fethetmeleri veTürkleştirmeleri, ilk Selçuklu hükümdarı Tuğrul Bey zamanında (1040-1063) başlamış olup,1071 Malazgirt zaferinden sonra gittikçe hızlanmış ve Anadolu’da kurulan Türk Devletleri veBeylikleri zamanında da tamamlanmış ve gerçek hedefine ulaştırılmıştır. Bu arada geçen bu3-4 asırlık süre içinde, Türklerin “Diyâr-ı Rum” (Roma Ülkesi) adıyla andıkları Anadolu,nüfus ve kültür yapısıyla tam bir Türk yurdu haline gelmiştir. Nitekim, Batı dünyasının tarihyazarları, II. Haçlı seferi sırasında (1148) Türklerle dopdolu olarak gördükleri ve onların büyükbir gayretle savundukları Anadolu’ya, bundan böyle “Türkiye” (Turkhia, Turquia) demeyebaşlamışlardır. Batı dünyasının tescil etmiş olduğu bu tarihî gerçeği, Anadolu’nun eskisahibi olan Bizans da 1176 Miryokefalon yenilgisinden sonra kabul etmek zorundakalmıştır. Aynı şekilde, Batılı gezginler ve coğrafyacılar da XV. yüzyıldan itibarenDoğu Anadolu’ya “Türkmen Ülkesi” (Turcomanie, Turquemenie veya Turkomania)demek suretiyle bu gerçeği pekiştirmişlerdir.
, Sayfalar 1 - 53
Salim KOCA
Türkçede zaman içerisinde bazı kelimelerin ses, yapı, anlam ve tür bakımından değişikliklereuğradıkları görülür. Bu yazıyla incelediğimiz haydi kelimesi ve fonetik türevleri de bize görefiil iken edata dönüşmüş kelimelerimizdendir. Kelimenin kökeni hakkında dört görüş ileri sürülmüştür:1. Yabancı kökene dayanır. 2.hay+di- yapısından ortaya çıkmıştır.3. hay+di yapısındanoluşmuştur. 4.hayda- fiiline dayanır. Kelime hakkında daha önce ileri sürülen görüşlerdekelimenin diğer Türk topluluklarında kullanılıp kullanılmadığı üzerinde durulmaksızın,Türkiye Türkçesindeki şekli üzerinden sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu araştırmada diğerTürk lehçelerindeki şekilleri de göz önünde bulundurularak kelimenin hayda- fiiline dayandığıispat edilmeye çalışılmıştır
, Sayfalar 55 - 70
Mustafa TOKER
Bu makalede, efsane kavramı üzerinde durulmuş, uluslararası ve ulusal efsane tasniflerindenhareketle; Özbek Türkçesinde yayınlanmış olan, Mämätqul Corayev’in, “İpäk Yoli Äfsånäläri”adlı derlemesinde geçen efsanelerin tasnifi yapılmıştır.
, Sayfalar 39 - 56
Bekir DİREKÇİ
Makalede genel olarak İslam ülkelerinde meydana gelen fikrî ve siyasî gelişmelerhakkında Rusya kamuoyuna bilgi vermek; bu gelişmelerin Rusya Müslümanlarına etkileriniincelemek, Rusya Müslümanlarının yayınlamakta olduğu gazete ve dergilerin yazılarınıtakip ederek onlar arasında revaçta olan fikirleri, sosyal, siyasi çeşitli talepleri Rus aydınlarnave Rus idarecilerine aktarmak amaçlarını taşıyan Mir İslama (İslam Dünyası) dergisinin KazanTatarlarının eğitim faaliyetlerine yaklaşımı incelenmektedir. Bu kapsamda derginin ortayaçıkışını hazırlayan tarihi süreç ve dergiye yüklenen misyon ele alınmıştır. Derginin takip ettiğiTatar basın organları ve Tatar aydınlarının eserleri belirtilmiştir. Mir İslama’nın Kazan Tatarlarınıneğitim faaliyetlerine dair çizdiği genel tablo ile mektep ve medreselerin bu tablodaki yeri incelenmiştir.
, Sayfalar 327 - 345
Alper ALP
Divan şiirinin önemli bir tarafını oluşturan redif, gazelin bütününde ses ve âhenk açısındanyarar sağladığı gibi, muhtevaya da önemli oranda katkı sağlamaktadır. Bu katkının daha iyianlaşılabilmesi, müşterek redifli gazellerin tespit edilip karşılaştırılmasıyla mümkün olabilir.Bu nedenle “güler” redifli gazeller, inceleme konusu seçilmiştir.Araştırmalarımız sonucunda, Ahmedî, Ahmed Paşa, Necati Bey, Muhibbî, Âşık Çelebi,Pertev ve Enderunlu Hasan Yâver’in “güler” redifli gazel yazdığı tespit edilmiştir.Çalışmamızda, 14. yüzyılda bir, 15., 16. ve 18. yüzyıllarda ikişer tane olmak üzere tespit edilentoplam 7 “güler” redifli gazelin, muhteva ağırlıklı olmak üzere çeşitli açılardankarşılaştırılması yapılmıştır
, Sayfalar 181 - 207
Kaplan ÜSTÜNER
Bu yazıda Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun’un Gülnar adlı romanı ile kendi hayatıarasındaki bağlantı araştırılmaktadır.Gülnar romanının şahıs kadrosunun çoğu günümüzde yaşayan kişilerdir. Bukişilerden biri de Mehmet Eryiğit adıyla yazarın kendisidir. Romanın iki ana kahramanıOğuz ve Gülnar yazarın düşünce dünyasını yansıtan kahramanlardır.Romanda Türk destanlarının etkisi açık bir şekilde görülür. Bu da yazarın gerçekhayatıyla roman arasında sıkı bir bağ olduğunu göstermektedir.
, Sayfalar 389 - 399
Ekrem ARIKOĞLU
Türk lehçeleri Rusçanın kelime hazinesinin zenginleşmesindeönemli rol oynamıştır. Rusçada günlük yaşamla ilgili bir çok kelime Türklehçelerinden alınmıştır. Özellikle Rusçadaki ekmek türlerininisimlerinin bir çoğunun Türkçe kökenli olması dikkat çekicidir. Bukelimelerden bazılarının kökeni tartışmalıdır. Dilde eski dönemlerdebenimsenmiş kelimelerin kökeni her zaman tartışmasız değildir. Bukelimelerin farklı etimolojik açıklamaları olabilir. Türkçe “kalaç”kelimesi de bunlara örnek olarak gösterilebilir.
, Sayfalar 321 - 333
Murat ULUOĞLU
Bu makalede, İdris-i Bitlisî’ye ait “Kânûn-i Şehinşâhî” adlı eserin Türkçe’ye çevrilerindekibazı tercüme hatalarına işaret ederek bunları düzeltmeye çalıştık. Makalemizde, belirlenenhataların tamamını değil, sadece onların bir makale hacmini tecavüz etmeyecek ve maksadakâfi gelecek kısmını zikrettik.
, Sayfalar 103 - 120
Abdüsselam UYGUR
Eski Türkçe metinlerden bugüne uzanan tarihî seyir içinde, kür kelimesinin ve ondantürediğini ileri sürdüğümüz şekillerin semantik ve morfolojik yapısı üzerine detaylı tahlillerinsunulduğu bu makalede, kür kelimesi ve ondan türemiş şekiller; tarihi ve çağdaş şiveler, çeşitlileksikolojik açıklama ve görüşler göz önüne alınarak dilbilimsel bir metotla karşılaştırmalıolarak incelenmiş, elde edilen veriler ışığında varılan sonuçlar ortaya konulmuştur
, Sayfalar 171 - 182
Mehmet Turgut BERBERCAN
Bu makalede, barışın bir savaş stratejisi, savaşın da bir barış stratejisi olduğu kabulünden hareketle, I. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve müttefiklerinin literatürde ihmal edilen barış stratejileri ele alınmıştır. Savaşın başından 1916 yılı sonuna dek geçen dönemde münferit bir sulh stratejisinin izlendiği öne sürülmektedir. İtilaf devletleri arası anlaşmazlıklar ve savaşın gidişatına göre itilaf devletlerinin her biri müttefiklerinden kopabilecek ve münferit sulh yapılabilecek bir düşman olarak değerlendirilmiştir. 1916 yılı önce kamuoyu sonra diplomatik kanallar üzerinden müttefiklerin sonuçsuz kalan müzakere ve sulh tekliflerine sahne olmuştur. Nihayet savaşın iki blok arasında cereyan etmesi ve iki blok arasında diplomatik ilişkilerin yokluğu üçüncü tarafların aracılığı stratejisini gerekli kılmıştır. Başta ABD olmak üzere bitaraf devletler, ruhani otorite olarak papa ve muharip ülkelerden sosyalistler muharip taraflarca farklı biçimlerde yorumlanan ve karşılanan sulha aracılık girişimlerinde bulunmuşlardır.
, Sayfalar 341 - 391
MUSTAFA GÖLEÇ
Eldeki mevcut çalışmalarda +DIr ekinin, ek-fiilin geniş zamanının 3. teklik ve çoklukşahıs çekimlerinde bir yüklemleştirici olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. Yani buçalışmalarda +DIr, bir cevher fiili olarak değerlendirilmekte; +DIrın Türkçenin öncekidönemlerinden günümüze kadar böyle bir işlevinin olduğundan bahsedilmekte ve buyönde örnekler verilmektedir. Yazıda mevcut çalışmalarda söylenilenlerin aksine +DIrekinin bir yüklemleştirici / cevher fiili olarak değil; bir tekit / bir enklitik olarakTürkçenin her döneminde kullanıldığı, bugün de Türkiye Türkçesinde ve çağdaş Türklehçelerinde kullanılmaya devam ettiği zengin tanıklı örneklerle dikkatlere sunulmuştur.
, Sayfalar 37 - 54
Turgut BAYDAR
Romantik ekolün bir yansıması olarak ortaya çıkan tarihî romana ilgi günümüzde de artarak devam etmektedir. Padişahlar, sultanlar, şehzadeler, vezirler ya da büyük savaşlar üzerinde yoğunlaşan günümüz tarihî romancılığının sıradan insanın hikâyesine de yönelmesi gerekir. Saray postacılarının en trajik hallerini tarihin tozlu raflarından indirip günlük hayatımıza katıp karıştıran bir roman olarak Tatar, bu anlamda önemli bir örnektir. Gürbüz Azak, bu romanda Osmanlı posta teşkilâtının hata götürmez disiplini içinde Türk Devlet geleneğinin sağlamlığını “devlet-i ebed müddet” fikriyle ortaya koyarken, bu fikre yürekten bağlanmış insanların kesişen hayatlarını da göstermiştir.
, Sayfalar 171 - 184
Türkan GÖZÜTOK
Bu mesnevide “Gül ile Bülbül” arasında geçen aşk, tasavvufî açıdan ele alınmaktadır. Mesnevidekikahramanların her biri tabiat unsurları arasından seçilmiştir. Gül ile onun etrafındaşekillenen aşklar ve bu aşkların hangi boyutlarda (yüceltici, aşağılatıcı gibi) yaşandığınıngözler önüne serildiği hikayede Gül, benlik kaygısının ön plana çıktığı bir kişiliği temsil etmektedir.Bülbül’ün Gül’e olan aşkı ile bunun neticesindeki ruh haleti ise olayların esas yönünü belirler.
, Sayfalar 89 - 103
H.Gamze DEMİREL
Bu yazıda, öncelikle, 16.yüzyıl divan şairlerine ait on bir Türkçe divanda geçen veşiirle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgisi bulunan kelimeler tespit edilmiştir. Böylece “şiir,söz ve şair”le ilgili, altmış civarında kelimeden oluşan, üç temel poetik anlam alanı eldeedilmiştir. Bu anlam alanları, divan şairlerinin şiir dünyalarıyla ilgili çalışmalar içinoldukça önemli işlevlere sahiptirler. Çünkü sözü geçen anlam alanlarında yer alankelimeler, divan şairlerinin şiirle ilgili görüşlerinin özeti niteliğindedirler.Yazıda daha sonra, bu poetik kelimeler üzerine kurulmuş olan terkipler ele alınmıştır.Teşbih, tenasüp, teşhis, telmih ve istiâreyle yakından ilgili olan bu terkipler, divan şairlerininşiirle ilgili benzetmeler dünyasını ortaya koymakta ve onların poetikalarınıyansıtmaktadırlar.
, Sayfalar 53 - 64
Yavuz BAYRAM
“1640-1650 yılları arasında Konya’da Sosyal ve Ekonomik Hayata Dair Bazı Tespitler” ismindekibu çalışma da öncelikle idarî durum ele alınmış, daha sonra demografik yapı hakkındabazı tespitler yapılmıştır. Çalışmanın önemli bir bölümü, Müslümanlar, Hıristiyanlar, Müslümanolan Hıristiyanlar ve köleler ekseninde Konya şehri gündelik yaşamı hakkında bazı değerlendirmeleriiçermektedir. Ayrıca dönemin ekonomik yapısının aydınlatılmasına imkantanıyan mülk satışları hakkında da bazı değerlendirmeler yapılabilmiştir.
, Sayfalar 201 - 232
Hüseyin MUŞMAL
Kölelik, Antik dönemden başlayıp 19. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüş bir kurumdur. İslamhukuku köleliği kaldırmamışsa da, ona daha insancıl bir içerik kazandırmıştır. İslam hukukunuhukuk sistemi olarak kabul etmiş Osmanlı İmparatorluğu’nda da kölelik, bu insancıl özellikçerçevesinde yaşamıştır. Diğer taraftan, köle azadı, devlet tarafından sürekli teşvik edilmiş vehalk buna özendirilmiştir.Köleler, cinsiyet ve etnik köken bakımından çeşitlilik göstermekteydi. Kölelerin, Osmanlı İmparatorluğu’ndadaha çok ev işlerinde kullanılmakla beraber daha nadir olarak tarlada da çalıştırıldıklarıbilinmektedir. Rusçuk kadı sicillerinden yola çıkılarak yapılan bu çalışma Osmanlıİmparatorluğu’nda belirtilen tarihlerde, yaşamış kölelerin özellikleri ve durumları üzerinedir
, Sayfalar 219 - 235
Duygu TANIDI
Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Birincisi 17. yüzyılın sonunda Osmanlı Devleti tarafından ilan edilen nefîr-i âmm uygulaması çerçevesinde hangi toplumsal katmanların sefere sürüldüğünü tespit etmek, ikincisi ise bu sürülenlerin sefere katılım konusunda nasıl bir tavır sergilediklerini ortaya koymaktır. Nefîr-i âmm, Müslüman bir beldeye yönelik istila tehdidi söz konusu olduğunda savaşa gücü yeten herkesin sefere çağrılması olarak tanımlanabilir. Bu teorik çerçeve, toplumun tüm katmanlarını kapsaması itibariyle istihsalle uğraşan reaya ile bilgi üreten ehl-i kalemi de içermektedir. Hâlbuki Osmanlı devlet-toplum anlayışının temelini teşkil eden erkân-ı erba’a teorisine göre toplumsal katmanlar sadece kendi işleriyle ilgilenmelidir. İncelenen savaşta açıkça görülmüştür ki nefîr-i âmm ilanıyla asker, reaya, kadı, müftü, bezirgân, seyyid gibi toplumun tüm katmanları sefere sürülmüştür. Dolayısıyla nefîr-i âmm, Osmanlı Devleti’nde olağan savaş koşullarından çok daha fazla askere ihtiyaç duyulduğunda, kişilerin toplumsal statülerine bakılmaksızın uygulanmıştır. Çalışmada uygulamaya yönelik bazı direnç hadiseleri tespit edilmekle birlikte dini ve kanuni zorlamanın da tesiriyle bunların çok ciddi boyutlara erişmediği ortaya konulmuştur.
, Sayfalar 87 - 110
Murat TUĞLUCA
Siyasal iletişim süreci siyasal aktörler tarafından belirli amaçlara yönelik olarak geliştirilen çeşitli iletişim tekniklerinin kullanıldığı bir iletişim sürecidir. Özellikle seçim dönemlerinde daha çok ön plana çıkan bu süreçte farklı iletişim araçları kullanılmaktadır. Bu iletişim araçlarından biri de yazılı basındır. Araştırmanın amacı; 30 Mart 2014 yerel seçim sürecinde yazılı basında yeralan haberlerin, özellikle Cemaat-Hareket (Hizmet) Ak Parti ilişkilerini ne şekilde yansıttığıdır. Farklı siyasal eğilimler gösteren beş gazete seçilmiş ve seçimlerden önceki otuz gün boyunca sayfalarda yer alan haberler; türü, niteliği ve anlamsal açıklığı yönünden incelenmiştir. Yine gazete haberlerinin siyasi olayları yansıtma düzeyi nitel içerik çözümlemesi ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. İncelenen gazete haberlerinden elde edilen veriler ışığında, gazetelerin benimsediği ideoloji doğrultusunda haberleri vermeye çalıştıkları net bir şekilde görülmüştür.
, Sayfalar 281 - 297
ibrahim Toruk, M. Salih GÜRAN
17. yüzyıl saz şâiri âşık Ömer’in doğum yeri hakkında bilim adamlarının farklıgörüşleri ele alınarak şâirin gerçek doğum yerinin Konya’nın Hadim ilçesine bağlıGezlevi (yeni adı Korualan) olduğu belgelenmeğe çalışılmıştır. Ayrıca şâirin Divanınınnüshaları tanıtılmış ve Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te Rıza Fazıl’ın yayınladığı “ÂşıkÖmer” adlı çalışma ile Sadettin Nüzhet Ergun’un “Âşık Ömer” adlı eseri karşılaştırılmış ve bir Cönk’te yer alan 27 şiiri bilim dünyasına kazandırılmıştır.
, Sayfalar 177 - 215
Yakup KARASOY, Orhan YAVUZ
Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girişinden sonraÇarlık Rusya’sının talebi üzerine İngiltere ve Fransa’nın Çanakkale Boğazı’na karşı 18Mart 1915’de donanma ile düzenledikleri saldırı ele alınmakta ve savaşın sebepleri,gelişimi, beklentileri ve sonuçları 1915 yılının Kasım ayından itibaren içinde bulunulanpsikolojik durum da göz önüne alınarak değerlendirilmektedir.Çalışma giriş bölümünü takip eden “Neden Çanakkale?, Çanakkale SavaşıSırasında İstanbul’da Durum Ne İdi?, Çanakkale Tahkimatı, 18 Mart ÖncesiÇanakkale’ye Yapılan Öncü Taarruzlar, 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı ve Sonuç”bölümlerinden oluşmaktadır.
, Sayfalar 221 - 247
Yaşar SEMİZ