Arama Sonucu: 1281 Aranan: Greek-Orthodox
Bu çalışmanın amacı; 2-4-D (2,4-Diklorofenoksiasetik asit) herbisitinin, zebra balığı (Danio rerio Hamilton, 1822) solungaçlarında akut oksidatif strese neden olma potansiyellerinin spektrofotometrik yöntemlerle belirlenmesidir. Kontrol grubu (Grup-K) dışındaki balıklar, 96 saat süreyle 2-4-D herbisitinin subletal dozlarının (0.1, 0.5 ve 1 ppm) etkisine bırakılmıştır. Solungaç dokusunda lipid peroksidasyon seviyelerinin belirlenmesi amacıyla malondialdehit (MDA), antioksidan sistemlere etkisini belirlemek amacıyla da indirgenmiş glutatyon (GSH), katalaz enzim aktivitesi (CAT) ve total protein (TP) seviyeleri spektrofotometrik yöntemler kullanılarak belirlenmiştir. Bu çalışmada 2,4-D’nin subletal dozlarına maruz bırakılan zebra balıklarının solungaçlarında total protein seviyelerinin kontrol grubuna oranla azaldığı gözlenmiştir. MDA seviyeleri kontrol grubuna oranla önemli ölçüde artmıştır. GSH seviyeleri 2-4-D herbisitinin en yüksek dozunda artarken diğer gruplarda azalmıştır. CAT aktivitesinde ise kontrol grubuna oranla önemli bir fark gözlenmemiştir.
Cilt 18 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 143 - 148
Figen Esin Kayhan, Güllü Kaymak, Cansu Akbulut, Nazan Deniz Yön Ertuğ
Bitki patojeni Fusarium culmorum dünyada ve ülkemizde tahıllar üzerinde kök çürüklüğü ve başak yanıklığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olmaktadır. Bu çalışmada F. culmorum ile mücadele kullanılabilecek yeni ve potansiyel bir ajan olarak 2,4-Dimetilpirol’ün patojen üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu amaçla farklı konsantrasyonlarda 2,4-Dimetilpirol (0, 0.5, 1, 2 ve 4 mg mL-1) uygulanmış F. culmorum 20F izolatında artan konsantrasyonlarda doğrusal büyüme oranındaki (DBO)  değişim incelenmiş ve kontrol ve deney grupları arasında anlamlı bir düşüş olduğu görülmüştür.  Ayrıca seksüel üreme ve hücre çeperi bütünlüğünden sorumlu Mgv1 geninin anlatımı gerçek zamanlı kantitatif polimeraz zincir reaksiyonu (k-PZR) ve ters transkripsiyon PZR (RT- PZR) ile incelenmiştir. Deney gruplarında kontrol gruplarına göre Mgv1 geni için 5.21±0.05x102 kat artma saptanmıştır. Elde edilen bulgulara göre 2,4-Dimetilpirol’ün, F. culmorum türünde potansiyel bir antifungal etkili ajan olabileceği gösterilmiştir. İleriki çalışmalarda bu ajanın tarladaki fungal biyokütlenin ve toksin üretiminin azaltılmasını sağlayarak hastalık ile mücadelede yeni bir yaklaşım olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.
Cilt 4 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 103 - 113
Özlem SEFER, Emre YÖRÜK, Elif Sedef DEVELİ, Ayşe Server SEZER, Zeynep KONUKCU
The present study was conducted to investigate total phenolic content, antioxidant and antibacterial activity of four Senecio L. (Asteraceae). The in vitro antioxidant activities of extracts were evaluated with different antioxidant testing systems. Their antioxidant activities were assessed by phosphomolybdenum reduction, DPPH and β-carotene bleaching assay. The extracts exhibited strong antioxidant activity and high scavenging activities against DPPH free radicals. While the extracts exhibited weak to moderate β-carotene bleaching activity. The antimicrobial activity of Senecio extracts was tested against 15 microorganisms using agar diffusion and broth microdilution assays. The extracts were found to be weak to moderate effective against 8 out of the 15 microorganisms tested with minimal inhibitory concentration (MIC) values ranging from 1.5 to 12.5 mg/ml. In conclusion, it can be concluded that Senecio extracts may be considered as natural sources in many industry such as food and pharmacy.
Cilt 2 , Sayı 2 , Oca 2015 , Sayfalar 26 - 36
Sevil ALBAYRAK, Ahmet AKSOY, Lutfiye YURTSEVEN, Abit YAŞAR
The mycenoid taxon, Mycena pterigena (Fr.) P. Kumm.  (Mycenaceae) is given as new record from Turkey. A brief description of the taxon and photographs related to its macro and micromorphologies are provided.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 9 - 11
Yasin UZUN, Kenan DEMİREL
In this study, macrofungi samples identified as Russula decolorans were collected in Akdağmadeni (Yozgat) province and recorded for the first time for the Turkish mycota. A short description of new record, illustrations, locality, collection date and  habitat are provided. 
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 1 - 3
Hakan IŞIK, İbrahim TÜRKEKUL
Bu çalışma ile Adana ilinde dağılış gösteren kurbağa ve sürüngen türlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. 2013 yılında; Eylül ve Kasım aylarında, 2014 yılında ise Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yapılan arazi çalışmaları sonucunda Adana ilinde 3 familyaya ait 4 anur türü, bir familyaya ait 2 semender türü, 5 familyaya ait 6 kaplumbağa türü, 6 familyaya ait 16 kertenkele türü, bir kör kertenkele ve 4 familyaya ait 19 yılan türü olmak üzere toplam 48 farklı kurbağa ve sürüngen türü tespit edilmiştir. Literatür kayıtlarında tespit edilen Neurergus strauchii, Pelobates syriacus, Anatololacerta pelasgiana, Darevskia valentini, Eirenis decemlineatus, E. eiselti, E. lineomaculatus, Rhynchocalamus melanocephalus türleri ise arazi çalışmalarında bulunamamıştır. Arazi çalışmaları ve literatür kayıtları ile Adana ilinde 21 familyaya ait 56 kurbağa ve sürüngen türünün Adana’da dağılış gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca türlere ait korotip bilgileri ve Adana’da dağılış gösterdiği lokaliteler detaylı olarak verilmiştir.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 1 - 11
Burhan Sarıkaya, Mehmet Zülfü YILDIZ, Göksal Sezen
Bu çalışmada, agulu mantar olarak bilinen ve zehirli olan Omphalotus olearius (DC.) Singer mantarının Adana veAntalya illerinden toplanan örneklerinin Toplam antioksidan seviyesi (TAS), toplam oksidan seviyesi (TOS),oksidatif stres indeksi (OSİ) değerleri ile ağır metal içeriklerinin belirlenmesi ve kıyaslanması amaçlanmıştır. TAS,TOS ve OSİ değerleri Rel Assay kitleri kullanılarak belirlenmiştir. Ağır metal içerikleri atomik absorpsiyonspektrofotometresi kullanılarak ölçülmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda; Antalya’dan toplanan örneğin oksidatifstres indeksinin ve genel olarak ağır metal içeriklerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir.  
Cilt 21 , Sayı 3 , Oca 2017 , Sayfalar 324 - 327
Mustafa Sevindik, Hasan Akgül, Celal Bal
Due to the mushrooming of industrial activities nowadays, the released contaminants have posed risks to the stability of ecological system. In particular, the mixture consisting of colourants used in the textile industry and water resources is detrimental to human health. In order to circumvent this problem, strategies such as precipitation, membrane filtering, adsorption and electrochemical procedures have been applied. It is commonly known that adsorption is economical, eco-friendly and easy to operate. In this study, microalg, which is a kind of cyanobacteria (i.e. Spirulina plantensis), was used to eliminate azo-dyes from the aqueous solution via adsorption. Microalg was tested at various conditions (i.e. pH, dye concentration, temperature, biomass amount and contact time). The removal percentages of Acid Black 210 and Acid Blue 7 dyes by using microalg biomass at pH=2 were 95.35 % and 92.56 %, respectively. Meanwhile, conditions such as 100 mg/L dye concentration and 0.5 g/L biomass would lead to removal percentages of  98.55 % and 97.05 % for Acid Black 210 (60 minutes contact time) and Acid Blue 7 (75 minutes contact time), respectively. The spectrofotometric measurements show that adsorption method has a great potential for removing colourants in aqueous solutions. It could serve as an alternative method for.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 19 - 27
Abdullah Al Hamadi, Güven Uraz, Hikmet Katırcıoğlu, Özlem Osmanağaoğlu
Abstract: Chondrostoma regium (Heckel, 1843) samples (n=359) were collected from Almus Dam Lake (Tokat) between March 2006 and April 2007 in order to estimate age and growth properties. Total lengths of specimens ranged from 13.7 cm to 28.1 cm and weights ranged from 19 g to 240 g. The overall ratio of females to males was 1:0.66. Ages of fish varied between 1-6 years. The von Bertalanffy growth parameters were L∞ = 33.50 cm, k = 0.219 year-1 and t0 = -2.369 year for females, and L∞ = 27.50 cm, k = 0.397 year-1 and t0 = -1.455 year for males. The length-weight relationship was found as W = 0.0036 TL3.316 in females and W = 0.0038 TL3.269 in males. The growth performance index (Ф') values of females, males and entire samples were 2.391, 2.477 and 2.407, respectively. The relative condition factor value was 1.006 for entire population. Key words: Almus Dam Lake, Age and growth interactions, Chondrostoma regium, Turkey Özet: Chondrostoma regium örnekleri (n=359), yaş ve büyüme özelliklerinin tespit edilmesi amacıyla Mart 2006-Nisan 2007 tarihleri arasında Almus Baraj Gölü (Tokat)'den toplanmıştır. Örneklerin toplam boyları 13,7-28,1 cm ve ağırlıkları 19-240 g arasında dağılım göstermiştir. Tüm örnekler için dişi-erkek oranı 1: 0,66 olarak belirlenmiştir. Yaş dağılımı 1-6 yıl arasında değişmiştir. Von Bertalanffy büyüme denklemi parametreleri dişiler için L∞ = 33,50 cm, k = 0,219 yıl-1 ve t0 = -2,369 yıl, erkekler için L∞ = 27,50 cm, k = 0,397 yıl-1 ve t0 = -1,455 yıl olarak hesaplanmıştır. Boy-ağırlık ilişkisi dişilerde W = 0,0036 TL3,316 ve erkeklerde W = 0.0038 TL3,269 şeklinde bulunmuştur. Büyüme performans katsayısı (Ф') dişi, erkek ve tüm bireylerde sırasıyla 2,391, 2,477 ve 2,407 olarak tespit edilmiştir. Nispi kondisyon faktörü değeri tüm bireylerde 1.006 olarak hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: Almus Baraj Gölü, yaş ve büyüme etkileşmeleri, Chondrostoma regium, Türkiye
Cilt 6 , Sayı 2 , Oca 2011 , Sayfalar 82 - 90
Menderes Suiçmez, Savaş Yılmaz, Tuğba Şeherli
Bu çalışmada Ammannia auriculata Willd. var. arenaria (Kunth) Koehne (Lythraceae)’nin tanımlanmasını sağlamak ve diğer bitkilerle karıştırılmasını önlemek amacı ile bazı anatomik özelliklerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bitkinin kök, gövde yaprak kısımları Formalin-Aceto-Alcohol (FAA)’da fikse edilip değişik boyalarla boyandıktan sonra mikroskopta incelenmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Sonuç olarak; 1) yaprak anatomisinin kısmen mezofit karakterleri gösterdiği, gövde ve kök anatomisinin aerankimatik geniş bir korteks ile sucul karakterleri daha fazla taşıdığı, 2) kök ve gövdede sekonder ksilemin kalın lignifiye dokularının dışa doğru yer aldığı dikkat çekmiştir. Bulgular, benzer çalışma sonuçları ile karşılaştırılmıştır.
Cilt 17 , Sayı 2 , Oca 2016 , Sayfalar 111 - 115
Mehmet AYBEKE
Scutellaria is found on every continent except for Antarctica. Especially it is found in Eurasia which has rich areas with the most species. The objective of this study is to focus on the importance of this genus. Scutellaria species need to be set a value upon and evaluated. Because the genus Scutellaria is rich in flavonoids and diterpenoids and has a wide range of pharmacological effects such as antitumor, anti-angiogenesis, hepatoprotective, antioxidant, anticonvulsant, antibacterial, antiviral activities and cancer cell inhibition. Furthermore Scutellaria species have very beautiful blooms. Some countries such as the US and China achieved cultivation of this genus and they grow some species of Scutellaria as a crop production and ornamentals. But in Turkey, cultivation for crop production hasn’t been worked on yet. Scutellaria species can be cultivated so as to gain economic and ecological benefits. Even though the wild populations of Scutellaria is widely distributed in the world, some of these species are becoming rare or threatened with population pressure, environmental pollution, and destruction of their natural habitat. Conservation by cultivation is an effective means for protecting genetic resources. 
Cilt 4 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 35 - 46
Ersin Minareci, Sinem Pekönür
In this study, temporal changes and trends in the series of annual, seasonal, and monthly evaporation of Çanakkale station of Turkish State Meteorological Service were analyzed. Time series of evaporation data set has been organized as climatological seasons that spring (March, April, May), summer (June, July, August), autumn (September, October, November), and winter (December, January, February). Non-parametric tests and Box-Jenkins method were used to determine climatic trends. Pettitt change-point analysis was applied to determine the change point of evaporation. Trend analysis results showed that a statistically significant increasing trend occurred in evaporation. Mean annual evaporation is estimated to increase 1.4498 mm per year and it is anticipated to reach 215.3356 mm in 2022. Furthermore, mean seasonal evaporation are estimated to increase 1.2251 mm, 1.6485 mm, and 0.4117 mm per year for spring, summer, and autumn, respectively. Therefore, Çanakkale is thought to be affected by global warming and climate change and this effect will continue. Evaporation should be continuously measured and monitoring program should be established to allow sustainable use and management of water resources. Global or regional climate change scenarios and projections must be considered in order to moderate the possible effects of climate change and global warming on Çanakkale.
Cilt 3 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 69 - 82
Semih KALE
Özet: Bu araştırma Antalya batı kıyılarında dağılım gösteren ekonomik olabilecek deniz alglerinin belirlenmesi amacıyla 5 istasyonda (Lara, Faselis, Beymelek, Kaş, Kalkan) mevsimsel örneklemelerle yürütülmüştür. Çalışma sonunda Rhodopyhta'dan Corallina elongata Ellis & Solander, Corallina officinalis (Linnaeus), Gelidium capillaceum (S.G. Gmelin) Kützing, Gelidium latifolium (Greville) Bornet & Thuret, Jania adhaerens Lamouroux, Jania rubens (Linnaeus) Lamouroux, Porphyra leucosticta Thuret; Heterokontophyta'dan Cystoseira compressa (Esper) Gerloff et Nizamuddin, Cystoseira crinita Duby, Cystoseira elegans Sauvageau, Cystoseira spinosa Sauvageau, Cystoseira stricta (Montagne) Sauvageau, Padina pavonica (Linnaeus) Thivy, Sargassum vulgare C. Agardh; Chlorophyta'dan Enteromorpha intestinalis (L.) Nees, Gayralia oxysperma (Kützing) K.L. Vinogradova ex Scagel et al. ve Ulva lactuca Linnaeus türlerinin bölgede önemli ekonomik potansiyelde oldukları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akdeniz, Antalya, ekonomik deniz algleri The Seaweeds for Economic Purosun of Antalya Province (Lara - Kalkan) West Coastwise Abstract: This study has been carried out with seasonal samples in five stations in order to determine commercial seaweed in west coast of Antalya Province (Lara, Phaselis, Beymelek, Kaş, Kalkan). At the end of study, Rhodophyta (Corallina elongata Ellis & Solander, Corallina officinalis (Linnaeus), Gelidium capillaceum (S.G. Gmelin) Kützing, Gelidium latifolium (Greville) Bornet & Thuret, Jania adhaerens Lamouroux, Jania rubens (Linnaeus) Lamouroux, Porphyra leucosticta Thuret), Heterokontophyta (Cystoseira compressa (Esper) Gerloff et Nizamuddin, Cystoseira crinita Duby, Cystoseira elegans Sauvageau, Cystoseira spinosa Sauvageau, Cystoseira stricta (Montagne) Sauvageau, Padina pavonica (Linnaeus) Thivy, Sargassum vulgare C. Agardh), Chlorophyta (Enteromorpha intestinalis (L.) Nees, Gayralia oxysperma (Kützing) K.L. Vinogradova ex Scagel et al. ve Ulva lactuca Linnaeus). Species belong to the families have been determined as an important economic potential in this region. Key Words: Mediterranean, Antalya, seaweeds for economic purposing
Cilt 9 , Sayı 2 , Oca 2014 , Sayfalar 1 - 11
Furkan DURUCAN, İsmail TURNA
Bu çalışmada, Haziran 2013 - Mayıs 2014 tarihleri arasında Antalya ili içme suyu kaynağı olarak kullanılan Duraliler 1, Duraliler 2, Boğaçay, Yeniköy depo ve Yeşilbayır depo istasyonlarından aylık olarak alınan su numunelerinin arsenik (As) miktarları 1 yıl süreyle incelenmiştir. Analizler ICP-MS cihazında EPA 200.8 metodu kullanılarak yapılmış ve elde edilen sonuçlar aylık ve mevsimlik olarak değerlendirilmiştir. Çalışma süresince en yüksek arsenik miktarı Şubat ayında 13,01 µg/L ile Yeniköy depo istasyonunda, en düşük arsenik miktarı ise Haziran ayında 0,07 µg/L ile Boğaçay istasyonunda ölçülmüştür. Su depolarındaki mevsimlik ortalama en düşük arsenik içeriği 0,08-0,97 µg/L ile Boğaçay istasyonunda, en yüksek arsenik içeriği ise 8,30-10,67 µg/L ile Yeniköy depo istasyonunda tespit edilmiştir. Diğer istasyonlardaki mevsimlik ortalama arsenik içerikleri ise; Duraliler 1 istasyonu 2,58-3,97 µg/L, Duraliler 2 istasyonu; 3,62-4,62 µg/L ve Yeşilbayır depo istasyonu; 8,30-10,04 µg/L aralığında belirlenmiştir. Çalışma sonucunda Yeşilbayır ve Yeniköy depolarında elde edilen bazı verilerin İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen 10 μg/Llimit değerinin üzerinde olduğu tespit edilmiştir.
Cilt 13 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 186 - 194
İsmail KIR, Mehmet ULUSOY
The purpose of this study was to determine the antibacterial activity of C. officinalis callus derived from cotyledon explants. Cotyledons excised from in vitro germinated seedlings were used as explants. Explants were transferred on MS medium supplemented with benzil amino purine (BAP; 2 mg l-1), α-naphthalene-acetic acid (NAA; 2 mg l-1) for callus studies. The cultures were maintained on the same media compositions and were sub-cultured at an interval of 4 weeks. Callus cultures were harvested at the end of the 16th week. Calli were dried at 40̊ C in the dark for antimicrobial studies. Calendula officinalis callus extracts were tested for their antibacterial activities by using agar well diffusion method. Ethanol and chloroform extracts from these plants were assayed against nine bacteria species (Staphylococcus aureus ATCC 6538, Escherichia coli ATCC 25922, Bacillus cereus ATCC 7064, Bacillus subtilis ATCC 6633, Salmonella typhimurium CCM 5445, Proteus vulgaris ATCC 6896, Enterococcus faecalis ATCC 29212, Enterobacter cloacae ATCC 13047, and Kocuria rhizophila ATCC 9341). The test antibiotics penicillin G, novobiocin, amphicillin, chloramphenicol and erythromycin were used for comparison. Callus formation was observed at the end of the 5th week on cotyledon explants. C. officinalis callus extracts showed 38 mm inhibition zone against S. aureus, and chloroform extracts showed 32 mm inhibition zone against B. cereus. These results are very close to the test antibiotics used and C. officinalis is found more effective on gram positive bacteria.
Cilt 4 , Sayı 3, Special Issue 1 , Oca 2017 , Sayfalar 257 - 263
Burcu Çetin, Fatih Kalyoncu, Betül Kurtuluş
Many of the volatile oils showed important biological and pharmacological activities, these compounds as part of the traditional medicine in many cultures used as long time. Potencies of them caused these natural products gained many scientific researches in felid of natural products. The volatile oils of Actinotrichia fragilis (Forsskål) Børgesen, Liagora ceranoides J.V.Lamouroux and Colpomenia sinuosa (Mertens ex Roth) Derbes and. Solier were extracted by hydrodistillation. These volatile oils were analyzed by GC-MS and GC-FID techniques and tested for their toxicity against Oryzeaphilus mercator and Tribolium castaneum, antimicrobial activity against Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa and Staphylococcus aureus using by the disc diffusion method also free-radical-scavenging properties. The identified constituents of these volatile oils represented 92.7%, 99.9% and 93.8% of the total volatile oils, respectively, of A. fragilis, L. ceranoides and C. sinuosa. Ethyl cinnamate and Tetradecane were the main compounds in L. ceranoides, 1-dodecanol and caryophyllene oxide in A. fragilis whilst hexadecane and 7-pentadecanone were the principal components of C. sinuosa volatile oil. All three volatile oils showed 55-90% mortality of O. mercator and 60-80% mortality of T. castaneum at a dose of 12 μL/L air after 48h of exposure. Based on the observed contact toxicity of the essential oils of these species, it is fair to state that these volatile oils may have some potential as an insecticide against the crop pests, O. mercator and T. castaneum. Also antibacterial activity of L. ceranoides volatile oil against Pseudomonas aeruginosa and Staphylococcus aureus is significant.
Cilt 3 , Sayı 2 , Oca 2016 , Sayfalar 66 - 73
Ardalan Pasdaran, Azadeh Hamedi, Nazim A. Mamedov
Microorganisms such as bacteria and fungi can cause serious health and hygiene problems for this reason, products with antimicrobial activity gains importance day by day. As is known, textile products can also provide a suitable environment for the development of microorganisms. In this context, we aimed to develop textile products which can provide antimicrobial and antifungal effect. For this purpose, woolen fabrics were dyed with onion (Allium cepa) skins and juice of gilaburu (Viburnum opulus) plant fruit in our study. The dyeings were carried out without using of any mordanting agent and no prior extraction of the herbal sources was carried out in other words these natural dye sources (onion skins and juice of Viburnum opulus plant fruit) were directly added to the dye bath. Samples after dyeing with these natural dye sources were tested in terms of antimicrobial activity using two bacteria (Escherichia coli, Enterobacter aeroginosa) and a yeast strain (Candida albicans). Meanwhile the dyed samples were also investigated in terms of obtained colors. For this purpose, color measurement of the dyed samples has been managed and color efficiencies and color values has been collected. After the evaluation of the results, it was observed that onion (Allium cepa) skin and gilaburu (Viburnum opulus) fruit juice had an antimicrobial effect. While the dyed fabric with Viburnum opulus juice showed higher activity on bacterial strains, the onion skin had a higher effect on the yeast. Viburnum opulus provided the highest activity on E. coli, whereas onion skins showed the highest activity on C. albicans. Meanwhile it was observed that different colors can be obtained with the use of these tested natural dye sources.
Cilt 4 , Sayı 3, Special Issue 1 , Oca 2017 , Sayfalar 280 - 284
Handan Şapcı, Fazlıhan Yılmaz, Cem Vural, Muhammet İbrahim Bahtiyari, Hüseyin Benli
The aim of this study was to investigate the antimicrobial and antioxidant activities of different extracts from Echinops emiliae Schwarz ex P. H. Davis. Antimicrobial activity was estimated against several common human pathogenic bacterial strains using the agar disc diffusion and minimal inhibitory concentration assays. Antioxidant activity was evaluated using the total flavanoid and total phenolic content methods. On the light of these experiments, E. emiliae would seem to be an important natural antioxidant. Antimicrobial and antioxidant of E. emiliae have not been reported up to now. The results of this study obviously reported that the antimicrobial and antifungal activity could be change with used extracts. Also, the micro dilution method was more sensitive than disk diffusion. This study is first report on the biological activity of E. emiliae as regarded endemic species from Turkey. The results show that E. emiliae could use in the treatment of some illness.
Cilt 4 , Sayı 3, Special Issue 2 , Oca 2017 , Sayfalar 400 - 405
Handan Şapcı, Cem Vural, Servet Özcan
Different parts of Cistus species are traditionally used in folk medicine as a remedy for several microbial disorders and infections. At the beginning of the study, crude extract of the Cistus leaves was obtained to determine its antioxidant and antimicrobial activities. Then volatile compounds were extracted using hydrodistillation and hexane. The Cistus oil was obtained by hydrodistillation of fresh material, using leaves in an altered Clevenger-type device. Aqueous extract of Cistus leaves was neutralized to precipitate gums. The yield of gum was determined as 1%. Resinoid was obtained after ethanol extraction of gum. Antibacterial activities of extract were determined using disc diffusion and micro-dilution assays against gram-positive and gram-negative bacteria. The extract of Cistus leaves tested and exhibited antibacterial activities by inhibiting one or more microorganisms. The tested plant extract was more active against gram-positive bacteria compared with gram-negative bacteria. Total phenol content of the extract was determined with Folin-ciocalteu method. Total phenolic content of Cistus extract was 520 ± 15 mg Gallic Acid Equivalent (GAE)/ g extract. The water soluble (ACW) and lipid soluble (ACL) antioxidant capacities of the extract were also determined. ACW and ACL antioxidant capacities of Cistus extract were found as 650±80 μg Ascorbic acid/ mg extract and 540 ±30 μg Trolox Equivalent/ mg extract, respectively. In this study, there is a clear relationship between the total antioxidant and phenol content analysis results and antibacterial activities. Hereby, bioactive natural compounds present in Cistus species can be used as natural raw material in some related industrial applications.
Cilt 4 , Sayı 3, Special Issue 2 , Oca 2017 , Sayfalar 434 - 444
Merve Deniz Köse, Buse Nur Tekin, Oğuz Bayraktar, Emre Taylan Duman, Yücel Başpınar
Some non-wood forest products are brewed and consumed as tea. Among the reasons for the consumption of herbal tea, digestive problems are located in the first row. Antioxidants help to human body for arranging digestive and immune system. Herbal tea is brewed in various ways such as boiling at different durations or waiting in hot water at different temperatures etc. Type of brewing can affect to bioactive properties of herbal tea. In this study, it was investigated the bioactive properties (total phenolic content, total flavonoid content, condensed tannin content and antioxidant properties) of some herbals brewed (Green tea / Camellia sinensis., senna / Cassia sp., corn silk / Zea mays, rosemary / Rosmarinus officinalis) at different temperature.  These herbs were brewed for 10 minutes at 60oC, 80 oC and 100 oC temperatures. After cooling, total phenolic, flavonoid content, total condensed tannin content and antioxidant properties of these herbs were determined. Consistently, the highest results were found in the tea brewed at 100oC. The highest total flavonoid (0.305 ± 0.005 mg QE/g) and ferric reducing ability (670.150 ± 2.121 µmol FeSO47H2O/g) was in Rosmarinus officinalis. The highest condensed tannin (9.443 ± 0.524 mg CE/g) and the highest total phenolic content (4.872 ± 0.005 mg GAE/g) was in Camellia sinensis and Cassia sp., respectively.
Cilt 4 , Sayı 3, Special Issue 1 , Oca 2017 , Sayfalar 142 - 148
Ceyhun Kılıç, Zehra Can, Ayşenur Yılmaz, Sibel Yıldız, Hülya Turna
Yaprak senesensinin düzenlenme ve işleyiş yapısı birçok biyokimyasal ve düzenleyici yolağın aktivasyonunu içeren kompleks bir olaydır. Daha önce yapılan çalışmalar sonucunda, yaprak senesensinin moleküler mekanizmasını anlamak için senesens ile ilişkili bazı genler (SAGs=Senescence Associated Genes) belirlenmiştir. Bu çalışma ANAC018, ANAC019, MYB75 (PAP1) ve MYB2 genlerinin senesens ile ilişkili olabilme potansiyelini araştırmak için planlanmıştır. Bu amaçla GUS (β-glukuronidaz) ve GFP (Yeşil Fluoresans Protein) işaretleyicileri ile ANAC018, ANAC019, MYB75 (PAP1) ve MYB2 promotör genlerini içeren Arabidopsis thaliana (L.) Heynh. (ekotip Columbia) bitkisi kullanılmıştır. GUS ve GFP analizinde promotörün ne zaman ve hangi hücre ya da hücre tiplerinde aktif olduğuna bakılmıştır. Karanlığın teşvik ettiği senesens modeli oluşturulmuş ve GUS boyama ve konfokal mikroskopi ile genlerin aktif olduğu zaman ve hücre tipleri belirlenmiştir. Elde edilen veriler ışığında ANAC018, ANAC019, MYB75 (PAP1)ve MYB2 genlerinin senesens sırasında, epidermis, epidermal hücrelerin nükleusları, mezofil ve stoma hücrelerinde aktif oldukları belirlenerek bu genlerin yaprak senesensinde rol oynadıkları ortaya konulmuştur. 
Cilt 18 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 175 - 183
Nihal Gören Sağlam
Dünyada çekirdeksiz üzüm çeşitleri tüketiciler tarafından daha fazla tercih edilmektedir. Islah çalışmalarında çekirdek-sizliğin iki ana kaynağı vardır. Bunlar stenospermokarpi ve partenokarpidir. Çekirdeksiz üzümlerin en belirgin özelliği tane-lerinin çekirdeksiz ancak küçük olmalarıdır. Asma ıslahında çekirdeksiz ve iri taneli yeni üzüm çeşidi elde etmede bir diğer yol poliploididir. Kyoho, Pione, Olimpia, Heukgoosul önemli tetraploid çeşitlerdir. Bunların diploidlerle melezlenmesi sonu-cu triploid Honey Seedless, King Dela ve Mirai çeşitler elde edilmiştir.
Cilt 14 , Sayı 2 , Oca 2013 , Sayfalar 103 - 107
Zeliha ORHAN ÖZALP, Onur ERGÖNÜL
Bu çalışmada; hem toprak altı hem de toprak üstü şartlarda pesta tabletlerin Orobanş kontrolünde ne derecede etkili olabileceklerinin tespit edilmesi ve her iki ortam şartında da uygun tablet formülasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Sonuçlara göre T-1, T-2, T-3, T-5, T-12 ve T-13 tabletleri, özellikle ekim öncesi yüksek doz kırık tablet uygulaması ile toprak altı orobanş bulaşmasını büyük oranda indirgemiştir. Toprak üstü uygulamalarda ise herhangi bir tablet uygulamasının veya doğrudan sklerot temasının orobanş biyokontrolünde önemli olduğu ve başarılı bir toprak üstü uygulama için küfün orobanşa yakınlığının veya temasının şart olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak; fungusun sert çevresel koşullara dayanıklılığı ve onun sklerotial yapısı dikkate alındığında, toprak altı veya toprak üstü olmak üzere tek bir ortamda veya özellikle birbiri ile eşgüdümlü olarak her iki ortamda uygulandığında uzun dönemde onun yüksek seviyede orobanş biyokontrolünü sağlayacağı tespit edilmiştir. Sklerotial özelliği ve orobanş biyokontrolündeki etkinliği, Aspergillus alliaceus’a diğer alternatif fungal ajanlara göre üstünlük kazandırmaktadır. 
Cilt 17 , Sayı 1 , Oca 2016 , Sayfalar 65 - 70
Mehmet AYBEKE
İnülinazlar fonksiyonel besin maddeleri olarak kullanılan inülin ve fruktooligosakkaritlerin enzimatik hidrolizi ile fruktoz şurubu üretiminde kullanılabilen önemli bir enzim grubudur. Bu çalışmada inulinaz eldesi için yeni bir kaynak olan ve üretim ortamında tek karbon kaynağı olarak yer elması kullanılarak üretilen Aspergillus wentii inulinazının kaba enzimatik ekstraktlarının kısmi karakterizasyonunun gerçekleştirilmesi hedeflendi. Derycke ve Wandamme (1984)’ın kullandığı, karbon kaynağı olarak sadece inülin içeren tarama medyumu, inülin yerine yer elması tozu kullanılarak yeniden düzenlendi ve A. wentii’nin inülinaz üretimi için kullanıldı. A. wentii inulinazı’nın aktivite ve stabilite açısından kısmi karakterizasyonu gerçekleştirildi. Kaba enzimatik ekstrakt için optimum pH, sıcaklık ve inkübasyon süresi sırası ile pH 6,0, 35˚C ve 10 dk olarak belirlendi. A. wentii inülinazı için Km değeri yaklaşık 1×10-4 M, Vmax değeri ise 6,134 mmol/ml/dk olarak hesaplandı. Enzimin pH 3,0-6,0 aralığında aktivitesinin kararlı olduğu (%96,8) ve 50˚C ye kadar aktivitesini koruduğu ve 80˚C’de %62,3 bağıl aktiviteye sahip olduğu görüldü. Elde edilen sonuçlar A. wentii inulinazının subtratı ile olan ilişkisi, iyi bir pH ve termal kararlılığa sahip olması göz önüne alındığında endüstriyel olarak kullanılabilir bir enzim olduğunu doğrulamaktadır. A. wenti inulinazı inulin içeren tarımsal ürünlerden saf fruktoz şurubu hazırlanması için yeni ve uygun bir kaynak olabilir. 
Cilt 16 , Sayı 1 , Oca 2015 , Sayfalar 25 - 30
Filiz Sanal, Rümeysa Karatop