Arama Sonucu: 267 Aranan: Historians
İslam'ın sanat konusundaki tutumu özellikle figüratif temsil/tasvir konusu, oryantalist sanat tarihçileri tarafından ikonoklazm ve anikonizm bağlamında tartışılırken Müslüman dünyada teolojik bağlamda yasak ve gelenek çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu makale, Thomas Arnold, K. A. C. Creswell ve Oleg Grabar'ın kendi metodolojileri çerçevesinde, İslam sanatı ve İslam sanatında figüratif temsil/tasvir konusunda kaleme aldıkları, konu ile ilgili temel metinler olarak kabul edilen makaleleri üzerinden yapılacak bir değerlendirmeyi kapsamaktadır. Söz konusu sanat tarihçilerinin metinlerinde İslam sanatı ve figüratif tasvir, şu başlıklar altında ele alınmıştır: İslam öncesi Arabistan'da sanat; fetihlerin, Hristiyan ve Yahudi sanatının İslam sanatına etkisi; İslam öncesi uygarlıkların İslam sanatına etkisi; Kur'an ve hadisler ışığında sanata yaklaşım; erken İslam anıtlarında tasvir; İslam sanatında psikolojik etkiler.
Cilt 3 , Sayı 24 , Oca 2012 , Sayfalar 155 - 181
Ayşe Taşkent
Özet Çevirileri
Batı Avrasya’da Hun yükselişinin oluşturduğu dalgalar, Roma İmparatorluğunu da içine çekecek bir ‘karmaşa’ ortamı oluşturmuştur. Olayları nakletmeye çalışan Roma müverrihleri**, Kavimler Göçünü’de barındıran bu süreci olabildiğince takip edilebilir kılmışlardır. Ammianus’dan Zosimus’a bu yazarların metinleri tarandığında Hunlara değindikleri satırlarda, bilhassa İskit ve diğer etnonimleri kullanımındaki tercihlerinde, hem onları nasıl algıladıklarının hem de bu kargaşa ortamının izlerinin bir yansıması ortaya çıkmaktadır.
Cilt 37 , Sayı 37 , Oca 2013 , Sayfalar 1 - 13
Abdullah Üstün
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri
Milli edebiyat, Türk edebiyatı tarihçilerinin üzerinde fikir birliğine varamadıkları kavramlardan biridir. Fikir ayrılıkları, "milli edebiyat"ın bir akım adı olup olmadığı noktasında yoğunlaşmaktadır. Bu makalede söz konusu durum ele alınmış ve "milli edebiyat" m bir edebiyat akımı olduğu sonucuna varılmıştır.
Cilt 0 , Sayı 22 , Oca 2006 , Sayfalar 15 - 32
Ahmet BOZDOĞAN
Özet Çevirileri
Geçmişte var olan insanlararası sosyal, ekonomik, kültürel ve psikolojik çok yönlü ilişkileri birincil kaynaklar üzerinden yeniden inşa ederek anlamaya çalışan araştırmalar özellikle Osmanlı sosyal tarihi açısından hâlâ oldukça sınırlıdır. Bu çalışma yeni bir yaklaşımla, kadı sicillerindeki belge türlerinin sosyal ağ analizi yöntemi ile değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini sorgulamaktadır. Osmanlı toplumunda, kişilerin kimlerle, ne tür ve hangi amaçla ilişki kurduklarını anlamada sosyal ağ analizi yönteminin kullanımını örneklendirmeyi hedeflemektedir. Araştırmada öncelikle, sosyal ağ analizi yaklaşımı tanıtılacak, farklı disiplinlerdeki kullanım biçimleri örneklendirilecek, SNA’ya dikkat çeken Osmanlı tarihçilerinin çalışmaları değerlendirilecektir. Daha sonra seçilen kadı sicillerindeki şahitlik, vekâlet, kefalet ve borç ilişkilerini gösteren belgeler SNA ile işlenecektir. Son olarak elde edilen bulgular sunulacak ve yöntemin sınırları tartışılacaktır. Anahtar Sözcükler: Osmanlı Sosyal Tarihi, Sosyal Ağ Analizi, Kadı Sicilleri, Bursa, Tarihyazımı “Being Historian in the Information Age”: Social Network Analysis and Ottoman History Studies  Abstract: The number of researches on analyzing sophisticated social, economic, cultural and psychological relations amongst people in the past and trying to understand by reconstructing them with the help of archival sources are still limited in Ottoman social history. In this article, it is going to be questioned whether the documents in qadi registers can be evaluated by implementing social network analysis or not. The main purpose of this study is to exemplify where, how and in what ways the people related to each other. Initially, I will introduce SNA, how it is employed in different fields and reviewing works of Ottoman historians. Then, the different kind of documents such as testimony, proxy, suretyship and indicating lender-deptor relations in selected registers will be processed by SNA. Finally, the findings will be evaluated and discussed the limits of method. Keywords: Ottoman Social History, Social Network Analysis, Qadi Registers, Bursa, Historiography
Cilt 2 , Sayı 2 , Oca 2013 , Sayfalar 32 - 57
Zeynep Dörtok Abacı
Özet Çevirileri Öz
Bu çalışma Vak’a-i Hayriyye olarak da bilinen yeniçeriliğin kaldırılması konusunda mevcut literatürün bir değerlendirmesini yapmaktadır. Yeniçeriliğin kaldırılması hakkındaki resmi görüşün neden çoğu modern tarihçi tarafından sorgulanmadan kabul edildiği sorusuna cevap aramaktadır. Bu çalışmada Yeniçeri Ocağı’na Osmanlı’nın Klasik Dönemi’nin bozulmaya uğramış bir kurumu olarak bakmaktansa, ocağın Osmanlı siyasası içindeki toplumsal ve siyasi işlevleri üzerinde yoğunlaşılacaktır. Çalışmanın temel argümanı yeniçeriliğin kaldırılması konusuna alternatif bir yaklaşımın ancak ocağın bu toplumsal ve siyasi rolünün anlaşılması ile mümkün olabileceğidir.
, Sayfalar 175 - 194
Mehmet Mert Sunar
Özet Çevirileri
Güzel sanatların diğer şubeleri gibi edebiyatın da iktidarla daima dirsek temasları olmuştur. Yüzyıllar içerisinde Türk şairleri de iktidarla yani padişah ve yüksek dereceli devlet adamları ile poetik ilişkiler kurmuşlar, çok defa övgü bazen de yergi şiirleri kaleme almışlardır. Batılılaşma döneminin başından beri, yani merkezî otoritenin derece derece azalmasından, imparatorluğun yıkılıp ulus-devletin kurulmasından sonra ise bu ilişkiler bambaşka boyutlar kazanır. II. Abdülhamid devrinde doğan, Meşrutiyet ve Millî Mücadele süreçlerinin bizzat içinde olan, Cumhuriyet’in kurulmasına şahitlik eden Yahya Kemal’in de iktidarla ve devletle münasebetleri tartışma konusu olmuş, bazı şairler, araştırıcılar ve edebiyat tarihçileri Yahya Kemal’in siyasal iktidar karşısındaki tutumları hakkında oldukça spekülatif satırlar kaleme almışlardır. Bu çalışmada önce bu yorum ve değerlendirmelerin bir eleştirisi yapılacak ve tarafsız şekilde şairin devlet ve politika karşısındaki duruşu üzerinde durulacaktır.
, Sayfalar 213 - 236
Mehmet Samsakçı
Özet Çevirileri
11. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi 19-22 Temmuz 2006 tarihlerinde Fransa, Nantes’ta yapılmıştır. Kongreye yirmi farklı ülkeden katılım olmuş ve 66 bildiri sunulmuştur. Türkiye ise yirmi kişi ile katılmış ve yedi bildiri sunmuştur. Kongrenin başkanlığını Nantes Üniversitesi’nden Prof. Yannick Lemarchand yapmıştır.Kongrenin bir ana tema etrafında değil, çeşitli konuları ele alan bildiriler çerçevesinde organize edildiği dikkati çekmiştir. Türk delegasyonu on ikincisini yapmak üzere kongreyi devralmıştır. Bu amaçla kongre süresince kongreyi ve Türk muhasebe kültürünü tanıtan bir stand açılmıştır.
, Sayfalar 1 - 6
Remzi Örten
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Türkiye’de muhasebe tarihine duyulan ilgi fazla eski değildir. Kimi uzmanların parça parça çalışmaları eski tarihlerden beri vardır. Ama XX. yüzyılın sonlarına doğru bu ilgi artmış ve 2004 yılında, 2008 Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi’nin Türkiye’de yapılması kararlaştırılmıştır. Türk akademisyenler, bir yandan kongre hazırlıklarını yürütürken, bir yandan da kongrenin ve bölge muhasebe tarihi kültürünün tanıtımını yapmak üzere 2007 yılına kadar dünyanın çeşitli yerlerindeki kongre ve konferanslara katılmışlardır. Bölge ülkeleri ve öteki ülkeler 2008 yılında İstanbul’da yapılan dünya kongresine yoğun bir ilgi göstermişler ve toplam katılan sayısı 670’i bulmuş (255’i yurt dışından, 54 ülkeden), bildiri sayısı 240 dolayında (130’u yurt dışından) gerçekleşmiştir. Afrika, Balkanlar, Ortadoğu ve Asya’da yer alan ülkelerden oluşan coğrafyadaki akademisyen ve araştırmacıların muhasebe tarihi ile ilgileri dünya kongresinde ortaya çıkmış ve bu ilgi sonucu, ilki 2007’de Edirne’de deneme mahiyetinde yapılan Balkanlar ve Ortadoğu Ülkeleri Muhasebe ve Muhasebe Tarihi Konferansı’nın ikincisi 2010 yılında İstanbul’da organize edilmiş, üçüncüsünün de 2013 yılında yapılması kararlaştırılmıştır. Dünya kongresi ve bunu takip eden uluslararası konferanslar ile bölgede mevcut muhasebe tarihi kültürünün daha hızlı bir şekilde dünyaya tanıtılması olanağı doğmuş ve daha çok sayıda akademisyen ve araştırmacı muhasebe tarihi ile ilgilenir hale gelmiştir. Bu ilginin bundan sonra da artarak devam edeceği anlaşılmaktadır.
, Sayfalar 121 - 141
Oktay Güvemli, Cengiz Toraman
Özet Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi 20-24 Temmuz 2008 tarihleri arasında İstanbul’da yapılmıştır. Geçmişten günümüze muhasebe tarihi ve kültürü sloganı ile hazırlanan Kongre’ye 254’ü başka ülkelerden, 318’i Türkiye’den olmak üzere toplam 572 katılım olmuştur. Türkiye ile birlikte kongreye kaydını yaptıran ülke sayısı 58’dir. Ancak bu ülkelerden üçünün delegeleri çeşitli nedenlerle Kongre’ye gelememişlerdir. Kongreye kaydını yaptıran ülkelerin 15’i Orta Doğu ve Balkan ülkeleridir. Türkiye’nin coğrafi konumu katılan ülke sayısının artmasında etkili olmuştur. Kongre’de 239 bildiri tartışılmıştır. Bu bildirilerin 9’u, ana oturumlarda sunulan ve sipariş üzerine hazırlanan bildirilerden oluşmuştur. Kongre 20 Temmuz 2008 tarihinde akşam açılış kokteyli ile başlamış, 24 Temmuz 2008 tarihinde akşam yemekli Boğaz turu ile 22.30’da sona ermiştir. Kongre’de sosyal aktivitelere geniş yer verilmiş olup, özel bir kapanış oturumu düzenlenmiştir. Bir sonraki Kongre 2012’de İngiltere’de, daha sonraki Kongre ise, 2016 yılında İtalya’da yapılacaktır.
, Sayfalar 6 - 16
Oktay Güvemli
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri
12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi, 20-24 Temmuz 2008 tarihlerinde İstanbul’da, elli dolayında ülkeden gelen 500 dolayında katılımcı ve 240’a yakın bildiri ile yapılıyor. Türkiye’den otuz beş dolayında üniversitenin katılacağı ve yirmi beş dolayında meslek odasının ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşunun desteklediği bir kongre yapılıyor. Bu kongre, dört yıllık bir çalışmanın sonucudur. Bu dört yılın ilk üç yılında yurt dışı çalışmalara ağırlık verilmiş, son yılında Türkiye’deki çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Seksen sekiz bildiri yurt içinden sunulmakta, 149 bildiri 47 ülkeden katılanlar tarafından verilmektedir. Bu kongre Orta Doğu’da ve Balkanlar’da yapılan ilk muhasebe tarihçileri kongresidir. Dolayısı ile bu coğrafyanın derin muhasebe kayıt kültürünün tanıtılması için bir fırsat olarak görülmekte olup, hazırlıklar buna göre sürdürülmüştür. Katılan ülkelerin yarısından fazlası, bu coğrafyada yer alan ülkelerden ve bir de dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan kalkınmakta olan ülkelerden oluşmaktadır. Bu nedenle, muhasebe tarihinin dünya üzerinde yaygınlaştırılması için bu kongrenin özel bir önemi olduğunu söylemek yanlış olmasa gerektir. Bu arada Anadolu’nun zengin ticaret ve muhasebe kültür mirasının dünya kamuoyuna bir kez daha sunulması ve tanıtılmasında bu kongrenin payı olacağını belirtmek uygun olacaktır.
, Sayfalar 6 - 19
Oktay Güvemli
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri
Muhasebe tarihi, muhasebe yazınının radikal bir alanıdır. Bu alanda yapılan çalışmalar, çeşitli sınır-lılıklar içinde yapılmaktadır. En önemli sınırlılık, muhasebe tarihi incelemelerinin disiplinler arası çalışmayı gerektirmesidir. Siyaset, sosyoloji, hukuk, devlet yapısı, toplumun kültür değerleri, incelenen dö-nem içindeki ekonominin yapısı ve en önemlisi inceleme yapılan dönemde kullanılan yazı dili gibi konular muhasebe tarihi incelemelerinde göz önüne bulundurulması gerekli olan konuları oluşturmaktadır. Bu sınırlılıklar, ülkemizde de muhasebe tarihi araştırmalarının gelişmesine engel olmuştur. Ancak son yıllarda gerek dünya da gerekse ülkemizde disiplinler arası çalışmaların bilim dünyasında kabul görmesi, diğer alanlardaki araştırmalarda olduğu gibi muhasebe tarihi araştırmalarının da artmasına neden olmuştur. Ayrıca muhasebe tarihçileri akademisi ve bu akademinin önderliğinde yapılan ulusal ve uluslararası kongre ve konferanslar, bu alandaki bilimsel araştırmaların yaygınlaşmasına da katkı sağlamıştır. Bu bağlamda 12.Dünya Muhasebe Tarihi kongresi, muhasebe alanında çalışma yapan Türk akademisyenlerin, köklü muhasebe kayıt kültürü olan ülkemizin muhasebe tarihini yakından incelemelerine ve muhasebe tarihi ile ilgili çok farklı konularda bildiriler hazırlamalarına neden olmuştur. Bu çalışmanın amacı, 12.Dünya Muhasebe Tarihi Kongresinde Türk akademisyenler ve uygulamacılar, tarafından hazırlanıp sunulan 88 bildirinin, inceleme konusu, inceleme dönemi ve inceleme yön-temi açısından ele alınarak, bundan sonra yapılacak muhasebe tarihi araştırmalarında bir veri tabanı oluşturmaktır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde literatürde, muhasebe tarihi alanındaki, çalış-malar, ele alınmaktadır. İkinci bölümde dönemsel olarak kongrede sunulan bildirilerin tematik ve nice-liksel verileri incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise elde edilen bulgular değerlendirilmektedir.
, Sayfalar 217 - 228
Seval Kardeş Selimoğlu, Ümmühan Aslan, Batuhan Güvemli
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
1970’te başlayan Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongreleri, 1973 yılında The Academy of Accounting Historians’ın kurulmasından sonra düzene ve devamlılığa kavuşmuştur. Nitekim, Akademi’nin kuruluşundan sonra 1976 yılında düzenlenen ikincisinin ardından Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongreleri; 1980, 1984, 1988, 1992, 1996 ve 2000 yılında muntazaman yapılmış; 2002, 2004, 2006 ve 2008 yıllarında iki yılda bir kongre, bu yıldan sonra yeniden dört yılda bir yapılmaya başlanmış ve son kongre 13. Kongre adı ile 17-19 Temmuz 2012 tarihleri arasında İngiltere’de, Newcastle’da yapılmıştır.Kongreye 28 ülkeden 200 dolayında katılımcı olmuş ve 119 bildiri tartışılmıştır. Bu kongreye katılan ülke sayısı ve bildiri sayısı 2008’de İstanbul’da yapılan ve 55 ülkenin katıldığı ve 240 bildirinin tartışıldığı kongreden sonra en çok sayıda ülkenin katıldığı ve bildirinin tartışıldığı kongre olmuştur.Türkiye, kongreye katılan ülkeler arasında 34 kişi ile (refakatçiler ile birlikte 42 kişi) İngiltere’den sonra ikinci sırada yer almıştır. Bildiri sayısı bakımından da İngiltere’den sonra ikinci sırada Türk bildirileri (19 bildiri) bulunmakta idi.İngiltere Kongresi bir kez daha göstermiştir ki, Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongreleri, muhasebe tarihinin dünya üzerine yaygınlaşmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Ayrıca, bu kongreye katılanlar muhasebe tarihi çalışmalarını derinleştirmede deneyim sahibi olmaktadırlar. Bunların yanında, dünyanın çeşitli yerlerinde farklı zamanlarda başlayan muhasebe uygulamalarının nasıl birbirlerini etkiledikleri, bir hizmet sektörü olarak muhasebenin geçmişte kendisinden beklenen yararları nasıl karşıladığının bölgeler ve ülkeler itibarı ile ortaya konulması gibi hususlar bu kongrelere ve benzer konferanslara sunulan sunulan bildiriler sayesinde ortaya çıkarılmaktadır.
, Sayfalar 5 - 18
Oktay Güvemli, Recep Karabulut
Özet Çevirileri Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Bu çalışmanın amacı tarih eğitiminde kullanılabilecek savaş filmlerini değerlendirmektir. Çalışmanın yöntemi doküman analizine dayanmaktadır. Elde edilen savaş filmleri izlenerek Porter (1926) tarafından geliştirilen savaş ölçeğinin alt boyutlarına göre değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında filmler ile savaş türleri arasında önemli ilişki vardır. Savunma savaşlarında vatanseverlik duygusunun yoğun şekilde vurgulandığı görülmektedir. İç savaşlarla ilgili filmlerde ise vicdan duygusu yoğun olarak işlenmektedir. “Hotel Ruanda” filminde azınlık grubu öteki, kötü, yok edilmesi gereken insanlar olarak görenlere karşı, evrensel düşünceye sahip vicdanlı ve merhametli insanların olduğu vurgusu da yapılmaktadır. “Savaş Atı” filminde ise savaşın siyasi yönüne değil savaşın sonuçlarına, savaşın getirdiği yıkım üzerine yoğunlaşmıştır. Bununla beraber filmlerde ön yargıları görmekte mümkündür. “300 Spartalı” filmi Doğu dünyasına karşı ön yargılı vurguların yapıldığı filmler arasındadır. Bununla beraber filmlerde ayrımcılığın, ırkçılığın, emperyalizmin savaşların en önemli nedenleri arasında olduğu görülmektedir. Tarih öğretmenleri ve akademik düzeyde ders veren tarihçiler araştırmada konu edilen filmleri derslerinde özellikle savaşları anlatırken kullanabilir. Bu filmlerin sınıflarda kullanımında geliştirilen bir film izleme kılavuzunun önemli faydası olacaktır. Bahsedilen filmler ortaöğretim tarih dokuzuncu, onuncu ve on ikinci sınıflarda yararlanılabilecek materyaller arasındadır
Özgür AKTAŞ
Özet Çevirileri
Birinci Dünya Savaşı, İngiliz kadınlarının sokakta oy kullanma hakkı için verdiği mücadeleden, evinde çocuğunu emzirmesine kadar hayatındaki her şeyi derinden etkiledi. Belki de kadının hayatındaki en köklü değişim iş hayatına dâhil edilmesiydi. Savaş, İngiliz Milleti’ni askeri ve sivil cephe olarak ikiye bölmüştü. Cephenin erkeğe, sivil cephenin ise kadına ihtiyacı vardı. Kadınlar erkeklerin yardım çağrısına cevap verdiler. Fakat kadınların kamusal hayata geçişleri sancılı oldu. Birçok erkeğin kafasında, kadınlar geçici işçilerdi ve savaş bitince evlerine, yani ait oldukları yere geri döneceklerdi. Kadınlara göre ise kamusal alana girme önemli bir dönüm noktasıydı. Ayrıca kadınlar savaş yıllarında gösterecekleri çabanın oy kullanma hakkı taleplerine katkı sağlayacağını düşünüyorlardı. Erkek tarihçiler ve feminist düşünürler arasında kadınların oy hakkı elde edilmesinde Savaşın etkisi uzun bir süre tartışma konusu oldu. Birçok feminist düşünüre göre erkeklerin, eşit oy hakkını sadece kadınların Savaş yıllarındaki çalışmalarına bağlamasının altında yatan belki de tek neden kadınların mücadelesini kabullenmek istememeleriydi. Her iki taraf da Savaş ile eşit oy hakkının elde edilmesi arasındaki ilişkiyi kendi penceresinden yorumladı. Elde edilen oy hakkı ne kadınların söylediği gibi doğal bir süreçti, ne de erkeklerin iddia ettiği gibi Savaşın bir mükâfatıydı
Onur YAMANER
Özet Çevirileri
Ekim devriminden sonra Rusya I.Dünya Savaşı’ndan Brest Litovsk Andlaşması’nı imzalayarak çekilmiştir. Savaştan mağlup çıkan ülkelerden bir diğeri de Osmanlı Türkiye’si idi. Rusya’da gerçekleşen iç savaş, Polonya Savaşı, Sovyetlerin komünizmi doğuya yayma politikaları ve dünya emperyalizminin temsilcisi olan İngiltere ile karşılaştıkları sorunlar, Sovyetleri Ankara Hükümeti ile yakınlaştırmıştır. Ankara Hükümetinin de bu dönemde Sovyetlere ihtiyacı vardır. Çünkü Türkiye’de Mustafa Kemal Paşa önderliğinde “Misak-ı Milli” çerçevesinde bağımsız milli bir devlet kurmak isteyen hükümet söz konusudur. Çalışmada, Rusya’nın o dönemdeki siyasi ve ekonomik durumu da ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, ayrıca bu iki ülke arasında 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Andlaşması’nı doğuran sebepler ve bu dönemdeki siyasi durum, karşılaştırmalı olarak, hem Sovyet tarihçilerinin, hem de Türk tarihçilerinin yorumları ile ele alınmıştır. Andlaşmanın iki ülke arasında yeni bir dönemi başlatmış olduğu da vurgulanmıştır.
Cilt 12 , Sayı 1 , Oca 2014 , Sayfalar 143 - 157
Yrd. Doç. Dr. Vefa KURBAN
Özet Çevirileri
Her kültürün bir ölüm alt kültürü vardır. Osmanlı İmparatorluğunda Müslümanlara ait mezar taşları diğer medeniyetlerde eşine az rastlanır özelliklere sahiptir. Mezar taşlarının sahip olduğu kitâbeler ve şekilleri oldukça önemli bilgileri ihtiva etmektedir. Ölenin statüsü, mesleği, kimliği ve dilekleri bu bilgilerden birkaçıdır. Bu bağlamda tarih araştırmacıları için vazgeçilmez bir kaynak olmuştur. Yerli ve yabancı birçok bilim adamı bu konu üzerine araştırmalar yapmış tarihe ilişkin ipuçları elde etmişlerdir. Bu makalenin amacı, Osmanlı İmparatorluğunda muhasebe mesleğini irca eden Müslüman muhasebecilerin mezar taşlarının karakteristik özelliklerini ortaya koyabilmektir. Konunun sadece Müslüman muhasebeciler ile kısıtlı kalmasındaki temel sebep ise diğer semavi dinlere mensup olan muhasebecilerin mezarlarında tarafımızca yapılan araştırmada mesleklerine dair herhangi bir ibareye rastlanamamış olmasıdır.
, Sayfalar 232 - 241
Barış Sipahi, Ayten Çetin
Özet Çevirileri
ÖZETKullanın alanı büyük bir yaygınlık ve çeşitlilik gösteren "tuz",ne yazık ki Türk tarihçilerinin ilgi alanına girememiştir. Prof Dr.LütIıi Güçer'in Osmanlı tuzlarının organizasyonu ve tuz üretimikonusunda yazdığı makale dışında her hangi bir çalışmabulunmamaktadır. Bildiğimiz kadarıyla bazı Balkan tarihçilerininBalkanlar'daki tuz üretimi ve tuzlalar konusunda, kendi dillerindeyazılmış, araştırmalar bulunmaktadır. Dr. Evangelia Balta'nın"Mora Tuzlaları" konusundaki araştırması yayın aşamasınagelmiştir. Konunun bu denli bakir olması araştırmacılarınolgunluk düzeyi yüksek makaleler yazmasını zorlaştırmaktadır.Bu makalede biz, Osmanlı tarihçiliği için yeni bir alan olana"tüketim malları" tarihi çerçevesine yerleştirilmek üzere, 18.yüzyılda Erzurum tuzlalarının yeniden organizasyonunu yazdık.Mukataalann malikane sistemi içine alınarak yenidendüzenlenmesi sırasında "merkez" ve "taşranın" tuzlarınyönetilmesi için oluşturduklan bakış açısı dikkat çekicidir.Osmanlı taşrasındaki bir yeniden düzenleme, mali açıdanmerkezin hedeflediği gibi sonuçlanmıştır.ABSTRACT"Salt" which has an extensive and assorted usage in daily life,unfortunately, does not attract ·the interest of Turkish historiansyet. There is not any study except ProfLütfi Güçec's article on theSalt-resource (tuzla) and salt production in Ottornan State. So far as we know, there are some studies about salt production and tuzlas in Balkans written in their own language by Balkanianhistorians. Dr Evangelia Balta's research for Mora Tuzlaları isforthcomİng. Such disinterestedness in the subject makes theresearcher to write high-Ievcl artic1es dıfficult.in this artic1e we wrote the reorganization of Erzurum tuzlas in18th century to be taken within a brand new field of consumptiongoods history for Otoman history writing. During the re-regulation of Mukataas arter taken within Malikane system, it is quite remarkable the viewpoint of eenter and provinces for themanagement of ıuzlas. The result of such a re-regulation inOtornan provinces from the fiseal viewpoint has been just like the Centre aimed.
Cilt 10 , Sayı 21 , Oca 2003
Neşe Erin
Özet Çevirileri Öz
Bu gün Özbekistan’daki kütüphanelerde Orta Asya Türk tarihine ait bir çok yazma eser mevcuttur. Meşhur Özbek tarihçileri Şir Muhammed Munis, Muhammed Rıza Agehî ve Muhammed Yusuf Beyanî gibi sanatçılar tarafından yazılmış olan tarihî eserler bir çok yönü ile özel bir öneme sahiptirler. Bu tarihçiler birbirlerinin işini devam ettirerek Hive (Harezm) Hanlığı’nda XVII. asrın ikinci yarısından XX. asrın başlarına kadar meydana gelen olayları içine alan “Firdevsü’l-ikbal”, “Riyâzü’d-devle”, “Zübdetü’t-tevârih”, “Câmiü’l-vukuâti’s- sultanî”, “Gülşen-i devlet”, “Şahid-i ikbal”, “Şecere-i Harezmşahî” ve “Harezm Tarihi” gibi eserleri yaratmışlardır.XIX. asır ve XX. asrın başlarında yazılmış olan bu tarihî eserler, Orta Asya Türk tarihini bir çok yönüyle aydınlatacak özelliklere sahiptirler. Bu eserler XVII-XIX asırlarda -özellikle Kongrat sülalesi hükümranlığı devrinden itibaren- meydana gelen olayları çok ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada söz konusu eserler, ve yazarları hakkında ayrıntılı bilgiler verilirken, bu devirde Hive Hanlığı’nın siyasi, ekonomik, ve kültürel hayatının bir çok yönü de ortaya konulacaktır. 
Cilt 2 , Sayı 3 , Oca 2008 , Sayfalar 199 - 210
Feridun Tekin
Özet Çevirileri
Muhasebe ve Finansman Öğretim Üyeleri Derneği (MUFAD)nin organize ettiği uluslararası yeni bir etkinlik, 15-18 Eylül 2010 tarihlerinde İstanbul’da yapılması planlanmış olan 2. Balkanlar ve Ortadoğu Ülkeleri Denetim ve Muhasebe Tarihi Konferansı (2.BMAC) dır. Bu konferansın ilki 2007 yılında Edirne’de yapılmıştı. MUFAD daha önce de 2008 yılında 12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresini organize etmişti. Bu konferansın organize edilmesinin amacı, ülkelerin muhasebe kayıt kültürlerinin tanıtılması ve son on-onbeş yıldır önemi giderek artan muhasebe denetimi konusunun tartışılmasının sağlanmasıdır. Konferansa üç ayrı sempozyum eklenmiştir. Bunlardan birisi business history oturumudur. Bu konu ilk kez özel bir oturumda ele alınmış olacaktır. İkincisi son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizler ve yolsuzluklar karşısında muhasebenin sorgulanmasına imkan verecek olan Accounting and the New Labor Process Symposium’u dur. Üçüncüsü ise muhasebe ve işletme finansı eğitimi sempozyumu olup, akademisyenler tarafından uluslararası karşılaştırmalara olanak vermek üzere programa konulmuştur. Konferansa sayısı kırkı bulan bölge ülkelerinin yanında özellikle batı ülkelerinin ve uzak doğu ülkelerin katılımını sağlayacak programların yapılmasına özen gösterilmiştir. Konferansta ayrıca tanıtım standları ve sergilerin açılması da planlanmış bulunmaktadır.
, Sayfalar 6 - 10
Oktay Güvemli
Özet Çevirileri
2. Balkanlar ve Ortadoğu Ülkeleri Denetim ve Muhasebe Tarihi Konferansı, 15-18 Eylül 2010 tarihleri arasında, Trakya Üniversitesi’nin önemli katkı ve destekleri ile İstanbul’da yapılmıştır. Konferansa 37 ülke delegesi katılmış, katılanlar sayısı 144’ü yurt dışından olmak üzere 471’i bulmuştur. Konferansta 89’u yurt dışından olmak üzere 185 bildiri tartışılmıştır. MUFAD’ın son yıllarda üç uluslararası aktivitesi olmuştur. Bunlardan ilki 2007 yılında Edirne’de yapılan Balkan Ülkeleri Muhasebe ve Denetim Konferansı (1.BMAC) dır. İkincisi 2008 yılında İstanbul’da yapılan 12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi (12.WCAH) dir. Üçüncüsü de bu konferanstır. MUFAD, bu aktiviteler boyunca, Balkanlar ve Ortadoğu ülkelerinde ve batı ülkelerinde bir çok kurum ve akademisyenle işbirliği yapmıştır. Bu üç aktiviteye, Balkan ülkelerinin ilgisi giderek azalmıştır. Buna karşılık Ortadoğu ülkelerinin ilgisi giderek artış göstermiştir. Orta Asya ülkelerinden de giderek daha fazla katılım olduğu gözlenmiştir. Türkiye üniversitelerinde görev yapan öğretim üye ve yardımcıları tüm aktivitelerde geniş ölçüde yer almışlar ve bu uluslararası aktivitelere büyük destek vermişlerdir.
, Sayfalar 6 - 17
Oktay Güvemli
Özet Çevirileri
Bu çalışmanın amacı, araştırma yönünde belli başlı yenilikler olup olmadığını veya tam tersine gelişmelerin öngörülebilir bir yön içersinde gelişip gelişmediğini ortaya koymaktır. Temel muhasebe dergilerinde yayımlanan araştırma içerikli çalışmaları inceleyerek bu amacımızı ortaya koymaya çalışacağız. Yüzyılımızın ilk yıllarında muhasebe tarihi araştırmasındaki gelişmeler ortaya konularak, değerlendirilecektir. Çalışma, bu yüzyıldaaraştırmaların gideceği yönler üzerine bazı değerlendirmeler sunacaktır. Bildiri için, Accounting Historians Journal, Accounting, Business and Financial History, Accounting History, Contabilità e Cultura Aziendale and De Computis gibi tamamen veya önemli ölçüde muhasebe tarihine adanmış dergiler ile Accounting, Organizations and Society, Critical Perspectives on Accounting, European Accounting Review, Accounting, Auditing & Accountability Journal, Revista Espanola de Financiacion y Contabilidad, Abacus, Revista de Contabilidad, Accounting and Business Research, ve Accounting Forum gibi muhasebe dergilerinin muhasebe tarihi ile ilgili olan çalışmaları dikkatlice değerlendirilmiştir. Bunlardan başka, 50 kadar muhasebe dergisinde yayınlanan muhasebe ile ilgili çalışmalar incelenmiştir. Böylece toplam 62 dergide muhasebe tarihiyle ilgili bildiriler bulduk. Bu dergiler içerisinde muhasebe tarihi ile ilgili toplam 683 adet araştırma tespit edilmiştir. Ancak muhasebe tarihiyle ilgili kongrelerde sunulmuş, fakat basılmamış bildiriler dikkate alınmamıştır. Kısacası, bu araştırmada en önemli kıstas olarak dikkate alınan tek şey çalışmanın basılmış olmasıdır.
, Sayfalar 54 - 70
Esteban Hernandez Esteve
Özet Çevirileri Öz
Heritage buildings are part of human creation, which produces icons for a country, provides local identity, reflects the cultural values and background, represents a source of memory, historical events, and contributes to the tourism industry. The process of conserving a heritage begins even before a building is considered as heritage. It is derived from the individuals, institutions, or communities that decide some historic buildings are worth conserving, as they represent something worth remembering and their past that should be passed to future generations. However, abandoned and ruined heritage buildings are still evident generally, including in Malaysia. These indicate the visible symbols of failing cultural heritage management processes of conservation in retaining the heritage of a human-made architectural legacy. Conflicts occur as value clashes and goal incompatibility among the heritage stakeholders engaging in cultural heritage management emerge. The heritage stakeholders refer to individuals or groups who have vested interests in heritage buildings. These consist of heritage building owners, local communities, historians, conservation specialists, heritage buildings surveyors, government, and Non-Governmental Organisations. This paper aims to explore and review the current cultural heritage management process in developing a conceptual framework for conserving heritage buildings in Malaysia from the perspective of facilities management. Facilities management is chosen because of its familiarity with the building care process. The framework will integrate facilities management perspective with the integration of people, place process and technology in conserving a heritage building. Eight characteristics of heritage buildings, which are social, economic, political, historic, aesthetical, scientific, age, and ecological are identified. The linkages of cultural heritage management and facilities management will be seen as one activity, rather than process that occur at opposite ends of a spectrum. This conceptual framework may help to prevent the deterioration that leads to a magnitude of loss of heritage buildings in Malaysia.
Cilt 5 , Sayı 1S , Oca 2015 , Sayfalar 45 - 51
Hasif Rafidee Bin Hasbollah
Özet Çevirileri Öz
Tarihsel çerçevede neye ‘ekonomik başarı’ adını verebileceğimiz noktasında Batılı tarihçiler dillendirilmemiş bir ittifak içerisindedirler. Buna göre tarihsel süreçte ekonomik başarı fiziki çıktı imalatında maksimum üretkenlik gösterenlere aittir. Özellikle endüstri devrimi anlatılarında bu anlayışın, veyahut varsayımın izlerini sürmek mümkün. Diğer taraftan, ekonomik başarının ne olduğunun veya olması gerektiğinin tarifini tarihçiler değil popüler kültür yapmakta. Açık bir biçimde, tarihçiler modern zamanlara ait popüler ekonomik telakkilerin tesirinde kalıyor, ve tarihsel bağlamda ekonomik başarıyı bugün odaklı bir perspektiften yorumlayıp anakronizme düşüyorlar. Halbuki, modernite öncesi metinlerde bugünün ekonomik algılarına alternatif anlayışlar bulmak mümkün.
Cilt 2011 , Sayı IX , Oca 2011
Yasir YILMAZ
Özet Çevirileri
While some historians see the Treaty of Unkiar Skelessi as a diplomatic victory for the Russian Tsar, Nicholas I, others consider the same treaty indicative of Mahmud II’s desperation in the face of his rebel governor, Mehmet Ali Pasha. Nevertheless, none of them have evaluated this treaty as being part of Mahmud II’s ongoing endeavour to solve the Mehmet Ali problem with diplomacy. Accordingly, this article aims to look at the Treaty of Unkiar Sklessi from a new perspective by using the Ottoman documents, and uncover some hitherto-overlooked details of the Ottoman diplomatic struggle during the Mehmet Ali Problem.
Cilt 17 , Sayı 2 , Oca 2016 , Sayfalar 1 - 16
Serkan DEMİRBAŞ
Özet Çevirileri Öz