Arama Sonucu: 4996 Aranan: Historians
Bu araştırma, sınıf öğretmeni adaylarına disiplinler arası bir yaklaşımla ilkokul programında yer alan derslerin kazanımlarını bir tema etrafında birbirleriyle nasıl ilişkilendirebileceklerine ve bir projenin nasıl yapabileceğine dair deneyim yaşamaları düşüncesiyle yapılmıştır. Ayrıca, çalışmada ele alınan proje ile mezun olduklarında farklı bölgelerde çalışma hayatına başlayacak olan öğretmen adaylarının kültürler arası iletişim ve etkileşim becerilerini geliştirmelerine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu amaçla öğrencilere “Görsel Kültürün Gücü” ana teması altında bireysel projeler hazırlatılmıştır. Çalışmanın amacı “Görsel Kültürün Gücü” teması üzerine yaptırılan proje çalışmasına yönelik sınıf öğretmeni adaylarının görüşlerini ortaya koymaktır.  Araştırma nitel araştırma yaklaşımıyla ele alınan bir durum çalışması niteliği taşımaktadır. Çalışma 2014-2015 Eğitim-öğretim yılı güz dönemi boyunca Ankara Gazi Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim – Sınıf Eğitimi A.B.D. 3.sınıfına devam eden 87 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 3.sınıfta “Matematik Öğretimi II” dersinde hafta içi birer ders (50’) ve hafta sonları gün boyunca çalışarak 14 hafta devam etmiştir. Çalışma sonunda proje ürünleri aynı fakültede gerçekleştirilen uluslararası bir sempozyum süresince (21-23 Ekim 2015) Gazi Konser Salonunda sergilenmiştir. Proje sürecinin değerlendirilmesi amacıyla öğrencilere sekiz sorudan oluşan açık uçlu görüş formu uygulanmıştır. Formlarda belirtilen görüşler nitel araştırma yaklaşımına göre ele alınmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Öğrenci görüşlerine göre proje süreci değerlendirildiğinde, öğrencilerin projeye yönelik daha çok olumlu düşünceler içinde oldukları söylenebilir. Öğrenciler, proje ile kendi ve farklı kültürleri araştırma, tanıma ve bilgi edinme fırsatları bulduklarını belirtmişlerdir. Ayrıca proje ile tasarım yapma fırsatları bulmuşlardır. Öğrenciler süreçte; zaman, içerik, tasarım ve disiplinlerarası ilişkilendirme konularında farklı nedenlerden kaynaklı sorunlar yaşadıklarını belirtmişlerdir. 
Cilt 14 , Sayı 1 , Oca 2016 , Sayfalar 41 - 68
Selma Aslantaş, Neşe (Işık) Tertemiz
Fen öğretimi genellikle üç öğrenme ortamında yürütülmektedir. Bu üç öğrenme ortamı; sınıf, laboratuvar ve okul dışı mekânlardır. Gerçek hayat ise sınıf duvarlarının dışında devam etmektedir. Sınıf  ve laboratuvar ortamları fen dersleri için sınırlı bir öğrenme ortamı olup fen öğrenmede okul dışı mekânlarda öğrencilere birçok fırsatlar sunmaktadır. Bu araştırmada ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin okul dışı öğrenme ortamlarından birisi olan “Planetaryum” gezisi ile ilgili görüşlerinin neler olduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim desenine uygun olarak yürütülmüştür. Araştırma 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Amasya iline bağlı Gediksaray ilçesinde bulunan bir ortaokulda öğrenim gören 17 sekizinci sınıf öğrencisi ile birlikte uygulama yapılmıştır. Araştırmada veriler, öğrencilerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerle elde edilmiş ve Nvivo 9 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan planetaryum gezisi sonrasında sonucunda öğrenciler, planetaryum gezisinin fen öğrenme açısından uygun olduğunu, bilgilerin daha kalıcı hale geldiğini ve bu tür okul dışı öğrenme ortamlarının eğlenceli ve etkili olduğu için yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak ilgililere gerekli öneriler sunulmuştur. 
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2016 , Sayfalar 1 - 24
Gökhan Sontay, Miyase Tutar, Orhan Karamustafaoğlu
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin bakış açılarından “Pozitif Öğretmen Ölçeğinin” geliştirilmesidir. Çalışmada kesitsel araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma farklı öğretim kademelerinde en az beş yıllık görev yapan toplam 448 öğretmen üzerinde yürütülmüştür.  Çalışmada ölçek geliştirme aşamaları takip edilmiştir. Bu doğrultuda çalışmada: Maddelerin ve ölçek deneme formunun hazırlanması, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi ve geçerlik analizi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, 21 maddelik ve beş boyutlu bir ölçeğe ulaşılmıştır. Ölçeğin birinci boyutuna “ dışa dönük kişilik özelliğine sahip olmak”, ikinci boyutuna “Konuyu somutlaştırmak”, üçüncü boyutuna “Öğrenci ile pozitif ilişki kurmak”, dördüncü boyutuna “Öğrenciyi derse katmak” ve beşinci boyutuna “Derste akış yaşatmak” adlandırılmıştır. Ölçeğin toplam varyansın % 63.230 açıkladığı belirlenmiştir. Ölçeğin tamamının güvenirlik değeri 0.89 olarak bulunmuştur. Ölçeğin açımlayıcı faktör analizi ile ortaya konan yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile de doğrulanmıştır (RMSEA = 0.067). Ölçeğin Pozitif Duygular ile korelasyonu 0.45; p<0.01 şeklinde bulunmuştur. Pozitif Öğretmen Ölçeği Öğretmen Formunun güvenilir ve geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Cilt 99 , Sayı 99 , Oca 2018 , Sayfalar 1 - 18
Ali Eryılmaz, Hafız Bek
Bu araştırmada Sosyal Bilimler Olarak Sosyal Bilgilerin amacı, içeriği ve yöntemi konusunda öğretmen görüşleriincelenmiştir. Çalışma tarama modelindedir. Çalışmanın örneklemini Kayseri ilinde görev yapan Sosyal Bilgilerve Sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Kayseri ilinde görev yapan 444 Sosyal Bilgiler veSınıf öğretmeninden elde edilmiştir. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak, Barr, Barth ve Shermiss (1978)tarafından geliştirilen ve Kozan (2002)’ın Türkçeye uyarladığı “Sosyal Bilimler Olarak Sosyal Bilgiler EğitimineYaklaşım Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Sosyal Bilimler Olarak Sosyal Bilgilerin amaç, içerik veyöntemine ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği, branş, ve meslekikıdemlerine göre ise anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Branş Öğretmenleri Sınıf öğretmenlerinden,kıdemi düşük olanlar yüksek olanlardan daha olumlu görüş belirtmişlerdir.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2011 , Sayfalar 1 - 18
Cengiz ÖZMEN
Bu makalenin amacı, 1933 yılında Devlet Matbaası’nda (İstanbul) basılan, matematikçi Ord. Prof. Dr. Ali Yar tarafından kaleme alınan Kozmoğrafya adlı Lise III ders kitabı bağlamında Cumhuriyet Dönemi boyunca liselerdeki astronomi eğitimini ele almak ve günümüzde lise eğitiminde astronomi örneğini kullanarak bilim eğitimini sorgulamaktır.
Cilt 24 , Sayı 4 , Oca 2016 , Sayfalar 2073 - 2088
Yavuz UNAT
Bu araştırmada 1998 ve 2004 sosyal bilgiler öğretim programlarına göre hazırlanan 7. sınıf ders kitaplarındakikavramların program doğrultusunda veriliş biçimleri karşılaştırılmıştır. Ders kitaplarındaki kavramların verilişbiçimi ve işlenişi, öğretime yardımcı unsurlarla ilişkilendirilmesi, ölçme değerlendirme çalışmalarında vesözlükte yer verilişi ortaya konulmaya çalışılmıştır. 2004 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı’na göre hazırlanankitap setlerinde 1998 yılına göre daha fazla kavrama ve işlenişine, kavramla ilgili öğretime yardımcı unsura,ölçme değerlendirme çalışmasına ve sözlük anlamına yer verilmiştir. 2004 öğretim programında kavramlarınveriliş biçimi ve düzeyine ilişkin yeterli açıklamalar ve bu doğrultuda hazırlanacak ders kitap setlerinde kavramöğretimi ilkelerine uygun işleniş yapılmalıdır.
Cilt 1 , Sayı 2 , Oca 2011 , Sayfalar 142 - 154
Fatma ÜNAL, Mehmet ÜNAL
2017 Kimya Dersi Öğretim Programı’nda yapılan değişikliklerin 2013 Kimya Dersi Öğretim Programı’nı uygulayan öğretmenlerin belirlediği bazı sıkıntılara ne derece yanıt oluşturabildiğinin bilinmesi son derece önemlidir. Bu düşüncelerden hareketle, çalışmada ilk olarak 2013 yılında yürürlüğe giren Kimya Dersi Öğretim Programı’na yönelik kimya öğretmenlerinin görüşleri incelenmiş, daha sonra öğretmen görüşleri dikkate alınarak 2017 Kimya Dersi Öğretim Programı’nda yapılan değişikliklerin değerlendirilmesi yapılmıştır. İki kısımdan oluşan çalışmanın ilk kısmına Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan 88 kimya öğretmeni katılmıştır. Öğretmen görüşlerini almak üzere 3 bölümden oluşan bir görüş formu araştırmacılar tarafından geliştirilmiştir. Geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının tamamlanmasının ardından uygulama yapılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında 2017 Kimya Dersi Öğretim Programı, genel hedefler ve ünite kazanımları açısından analiz edilerek yapılan yeni düzenlemeler belirlenmiştir. Öğretmenlerin 2013 programı ile ilgili belirttikleri programın olumlu ve olumsuz yönleri, uygulama kolaylıkları ve güçlükleri, konu sıralaması gibi programa yönelik genel görüşleri ile her sınıf düzeyindeki görüşleri 2017 program içeriği ile karşılaştırılmıştır. 2017 Kimya Dersi Öğretim Programı’nda tüm sınıf düzeylerinde bazı kavram ve konular çıkarılarak sadeleştirme yapıldığı ve programın yoğunluğunun genel olarak azaltıldığı belirlenmiştir. Özellikle 2013 programında konu sıralaması ile ilgili öğretmenlerin belirttiği sıkıntıların 2017 programında büyük ölçüde giderilmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 
Cilt 2 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 135 - 184
Ebru Demir, Şengül Gacanoğlu, Prof.Dr. Canan NAKİBOĞLU
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlik mesleğine kaynak teşkil eden yabancı dil (Almanca,Fransızca ve İngilizce) alanlarından mezun olan ve 2013 Kamu Personeli Seçme Sınavınakatılan (KPSSP-10 Puanı KPSSP-121 Testi) öğretmen adaylarının başarı durumlarınınkarşılaştırılmasıdır. Araştırma, çalışmanın amacı doğrultusunda, öğretmenlik (KPSSP-121Testi) alan bilgisi testine katılan, hem eğitim hem de fen edebiyat fakültelerinden mezun olan veöğretmen ataması yapılanlar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerüzerinden frekans, aritmetik ortalama ve yüzde dağılımlarına göre karşılaştırmalar yapılmıştır.Bu kapsamda öğretmenlik alan bilgisi testine, ilgili alanlardan 19.449 öğretmen adayıkatılmıştır. Yabancı dil alanlarından mezun ve sınava katılan öğretmen adaylarının KPSSP-121(60-100) puan aralığı, cinsiyet, doğru ortalamaları ve atanan öğretmenlerin sayısal dağılımlarıkarşılaştırılmış ve adayların sınav başarı ortalama puanları dikkate alındığında eğitim fakültesimezunu öğretmen adaylarının ortalama başarı puanları diğer fakülte mezunlarına göre dahayüksek çıkmıştır. Bu nedenle çalışma sonuçlarının Türkiye’nin yabancı dil öğretmeni yetiştirmeve istihdam politikalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Cilt 25 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 747 - 758
Osman YILDIRIM
Küreselleşmenin gittikçe arttığı psikolojik, sosyolojik ve hatta fiziksel sınırların kalktığı bir dönemi yaşıyoruz. Toplumlar, farklı insanları yani farklılıkları barındırıyorlar. Bu farklılıklar, bireysel ve toplumsal talepleri çeşitlendiriyor ve arttırıyor. İnsanlar bu ihtiyaçlarını sadece belirli dönemlerde değil sürekli aktif olarak dile getirmek istiyorlar. Bu bağlamda bu arayışa en iyi cevap: SİVİL TOPLUM’dur. Sivil alanda belirlenen ihtiyaçların devletin düzenlemelerinde kendini bulabilmesi uzun ve karmaşık bir tarihsel sürecin ürünüdür. Dünaya da sivil toplum ya da hükümet dışı organizasyonlar daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Geçmişte ve bugün demokrasinin gelişimine büyük katkılar sunan Sivil Toplum’un Türkiye’deki durumu nedir? Türkiye’de sivil toplum kuruluşları gelişmiş toplumlardaki etkinlik düzeyine sahip değildir.
Cilt 3 , Sayı 2 , Oca 2015 , Sayfalar 23 - 28
Hanifi Yumuşak
Çocuğun yaşantılar yoluyla elde ettiği kalıcı bilgiler çevresine karşı olumlu tutum oluşturmasını sağlamaktadır. Okul öncesi dönemde verilen çevre eğitimi ile çocukların yaşadıkları çevreye karşı sorumlu bir birey olarak yetişmelerini sağlamak ve onların farklı gelişim alanlarında kazanımlarını da desteklemek amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda hazırlanan çalışmada, okul öncesi dönemde aile katılımlı çevre eğitiminin dil gelişimine etkisi incelenmiştir. 10 hafta süreyle uygulanan çevre eğitim programında her hafta farklı bir tema seçilerek sınıf içi ve sınıf dışında olmak üzere farklı etkinlikler düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, Bolu ilinde 2014-2015 eğitim öğretim yılında Bağışçılar Vakfı Kreşine devam eden 24-36 aylık 11 çocuk oluşturmuştur. Karma araştırma deseninin kullanıldığı araştırmada nicel verilerin elde edilmesinde, çalışma grubunda yer alan çocukların dil gelişimlerini belirlemek için Türkçe Alıcı ve İfade Edici Dil Testi (TİFALDİ); nitel verilerin elde edilmesinde, “Aile Katılımı Görüşme Formu” ve odak grup görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmanın temel amacı doğrultusunda, elde edilen verilerin analizinde çalışma grubunda yer alan çocukların Türkçe Alıcı ve İfade Edici Dil Testi (TİFALDİ) ön test-son test ortalama puanları arasındaki farkın anlamlılığı test etmek için Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Aile Katılımı Görüşme Formları içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; aile katılımlı çevre eğitim programının 24-36 aylık çocuklarda dil gelişimine etkisi olduğu görülmüştür. 
Cilt 24 , Sayı 5 , Oca 2016 , Sayfalar 2143 - 2456
Burcu Kınık, Özlem Okyay, Yasemin Aydoğan
Türkiye’de Cumhuriyet’in ilanından itibaren 1960’lara kadar üniversite öğrenci örgütleri genelde etkisiz, güdüm altında ve herhangi bir itici gücü olmayan kuruluşlardır. Bu döneme kadar üniversite öğrenci örgütleri, tek parti yönetiminin politikalarını dışına çıkacak herhangi bir muhalif hareket içinde olmamış/olamamışlardır. Bu durum; Demokrat Partinin ülke yönetimini devraldığı günden itibaren, iktidarının büyük bir bölümünde de genelde herhangi bir değişiklik göstermez.  Bu durum 1959 yılından itibaren değişmeye başlar. Demokrat Parti’nin son dönemlerine doğru, özellikle ekonomik ve siyasal alanda baş gösteren bozulmalar, sivil-askeri bürokrasi ve öğrenci çevreleri arasında hoşnutsuzluğa yol açar. Demokrat Parti hükümeti; kendisine yönelik ülkede gittikçe artan etkili muhalefet ile diyalog kurup uzlaşı ortamı oluşturmak yerine, hızla artan muhalefeti kırmak için Tahkikat Komisyonu’nu teşekkül ettirmesi siyasi hoşnutsuzluğu daha da arttırır. Bu ortamda muhalif siyasi partilerin de desteğini alan bazı öğrenciler çeşitli muhalif dernekler adı altında Demokrat Parti hükümetine karşı büyük bir mücadele içerisine girerler. Özellikle 27 Nisan 1960’da İstanbul Üniversitesi’nde başlayarak kısa sürede, başta Ankara olmak üzere diğer illere yansıyan öğrenci gösterileri sonucunda oluşan suni siyasi istikrarsızlık ortamı bahane edilerek 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi gerçekleşir. Cumhuriyet tarihi boyunca Türk gençliğinin, dolayısıyla Türk öğrenci zihniyetinin profiline baktığımızda, dönemin siyasi ve ideolojik eğilimlerinden doğrudan etkilendiği görülmektedir. Askeri darbeye giden ve zemin hazırlayan süreçte; çeşitli sokak eylemlerinde öncü rol oynayan, aktif olan ve kendilerindeki örgütlü aksiyoner gücün farkına varan öğrenci kuruluşları, 12 Eylül 1980’e kadar siyasi gündemin belirleyicisi ve yönlendiricisi olmak istemişlerdir.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2016 , Sayfalar 9 - 22
Sefa Salih AYDEMİR
Bu araştırmada ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal-duygusal öğrenme becerileri düzeylerini belirlemek ve sosyal-duygusal öğrenme becerilerini çeşitli değişkenler açısından incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, Sosyal-Duygusal Öğrenme Becerisi Ölçeği aracılığı ile öğrencilerin sosyal-duygusal öğrenme düzeyleri belirlenerek, cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, yerleşim birimi, anne-baba eğitim durumu ve Türkçe-Matematik ders başarısı değişkenlerine göre ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal-duygusal öğrenme becerileri incelenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, öğrencilerin sosyal-duygusal öğrenme düzeyleri Her Zaman olarak belirlenmiştir. Öğrencilerin sosyal-duygusal öğrenme becerileri cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Sınıf ve yaş değişkenlerine ilişkin bulgular incelendiğinde her iki değişken için de ölçeğin tamamında anlamlı farklılık bulunmamakla birlikte, sınıf düzeyinde özgüven, dürtü kontrolü ve arkadaşlık ilişkileri faktörlerinde üçüncü sınıf öğrencilerinin lehine; yaş değişkeninde ise arkadaşlık ilişkileri ve arkadaşlık algısı faktörlerinde 8 yaşındaki öğrencilerin lehine anlamlı farklılık görülmektedir. Anne eğitim durumunda ölçeğin tamamında annesi lise mezunu olan öğrencilerin; baba eğitim durumunda ise başarı, süreklilik ve arkadaşlık ilişkileri faktörlerinde babası üniversite mezunu olan öğrencilerin, özgüven faktöründe babası ilkokul mezunu olan öğrencilerin ve özyönetim faktöründe ise babası lise mezunu olan öğrencilerin lehine anlamlı farklılık görülmektedir. Öğrencilerin yaşamış oldukları yerleşim birimine göre sosyal-duygusal öğrenme becerilerinde anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Türkçe ve Matematik dersi başarısı değişkenine göre ise Türkçe ve Matematik başarısı Çok İyi olan öğrencilerin lehine anlamlı farklılık görülmektedir.
Cilt 13 , Sayı 3 , Oca 2017 , Sayfalar 430 - 454
Hanife ESEN AYGÜN, Çiğdem ŞAHİN TAŞKIN
Bu çalışmanın amacı 36-71 aylık çocukların oyun davranışlarını değerlendirmek amacıyla bir ölçek geliştirmektir. Ölçek geliştirme sürecinde çocukların oyun davranışları gözlem yöntemi ile kayıt altına alınmış, ilgili alan yazını ve alanda kullanılan ölçme araçları incelenerek madde havuzu oluşturulmuş ve daha sonra geçerlik ve güvenirlik çalışmalarına yer verilmiştir. Ölçeğin geliştirilmesi aşamasında açımlayıcı faktör analizi için 220, doğrulayıcı faktör analizi için 224 olmak üzere toplam 444 çocuktan alınan veriler kullanılmıştır. Geçerlik çalışmasına ilişkin kapsam geçerliği ve yapı geçerliğinden yararlanılmıştır. Kapsam geçerliğini belirlemek amacıyla uzman görüşüne başvurulmuş, yapı geçerliğini sınamak amacıyla ise açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Güvenirlik çalışması kapsamında ise Cronbach Alpha değerleri incelenmiştir. Gerçekleştirilen geçerlik ve güvenirlik çalışmaları sonucunda, ölçeğin 5 boyut altında toplam 21 maddeden oluştuğu belirlenmiştir. 36-71 aylık çocuklar için oyun davranışları ölçeğinin bu yaş grubundaki çocukların oyun davranışlarının tespit edilmesinde geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir. 
Cilt 25 , Sayı 3 , Oca 2017 , Sayfalar 897 - 910
Özge Metin ASLAN
İlişkisel tarama modelindeki araştırmanın amacı, okul öncesindeki 4-5 yaş grubu çocukların sosyal gelişim düzeyleri ile öz bakım becerileri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Evren, Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı Pamukkale ilçesindeki bağımsız anaokullarındaki 4-5 yaş grubu çocuklardır. Kişisel Bilgi Formu, Davranış Değerlendirme Ölçeği ve Öz bakım Becerileri Kontrol Listesiyle veriler toplanmıştır. Sayı, yüzde dağılımları, Pearson Korelasyon, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve T Testleriyle veriler değerlendirilmiştir. Çalışmaya alınan çocukların cinsiyete göre yemek yeme ve giyinme beceri düzeyinde anlamlı bir farklılık var iken (p<0.05), kişisel bakım düzeyinde anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0.05); öz bakım becerisi ile sosyal becerisi arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. 
Cilt 99 , Sayı 99 , Oca 2018 , Sayfalar 1 - 18
Gülay Teşdemir Yiğitoğlu, Bilgin Kıray Vural, Özlem Körükçü
Anadilinin temel etkinliklerinden biri olan okuma becerisi, bireyin okul yaşamında ve toplumsallaşmasında önemli bir yere sahiptir. Öğrencilere yetkin bir okuma becerisinin kazandırılması çalışmalarında, okuma sürecinde kullanılacak metinlerin seçiminde bazı ölçütlerin göz önünde bulundurulması gerekir. Bu ölçütlerden biri de okunabilirliktir. Okunabilirlik formülleri metnin gözlenebilen dilsel özelliklerinden yola çıkarak metinleri okuma zorluklarına veya kolaylıklarına göre aşamalı olarak sınıflandırmayı amaçlayan kestirim araçlarıdır. Ders kitaplarının en önemli özelliği, öğrencilerde bir bilim alanına ilişkin ilk algılama ve kavramsallaştırmaların, bilgi altyapısının, beceri kazanımının çerçevesini oluşturmalarıdır. Ders kitabının okunabilirliğinin seviyeye uygun olması, konuların öğrenciler açısından kolay anlaşılmasını sağlayacaktır. Çalışmada dört farklı yayınevine ait ilkokul 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabının okunabilirliğinin ölçülmesi ve hedef yaş kitlesine uygun olup olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın modeli doküman incelemesine dayalı betimsel bir çalışmadır. MEB Yayınevi ve özel yayınevleri tarafından hazırlanan ders kitaplarından seçilen metinler üzerinde Felsch Okuma Kolaylığı Okunabilirlik Formülü, SMOG Okunabilirlik Formülü, Gunning Zorluk Göstergesi, Fry Grafik okunabilirlik formülü, Ateşman tarafından Türkçe için geliştirilen Okunabilirlik Formülü uygulanmıştır. Bu formüllerin yanı sıra 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarının okunabilirliğinin araştırılmasında uluslararası geçerliliğe sahip CLOZE test prosedürü kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Artvin Merkez ilçedeki tüm ilkokulların4. sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın sonucunda Ateşman tarafından Türkçe için geliştirilen okunabilirlik formülü dışında diğer formüllerden elde edilen sonuçlar ders kitaplarının hedef kitleye uygun olmadığını ortaya çıkarmıştır. Ateşman tarafından Türkçe için geliştirilen okunabilirlik formülü sonuçlarına göre ise 4. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitaplarının orta güçlük düzeyinde olduğu saptanmıştır.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 83 - 108
Özlem Ulu Kalın, Arcan Aydemir
Bu araştırmanın amacı, 4 - 8. sınıf öğrencilerine yönelik fen, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM= FeTeMM) tutum ölçeğinin Türkçe ’ye uyarlanması ve bu öğrencilerin STEM tutum düzeylerinin bazı demografik verilere göre farklılık gösterip göstermediği tespit edilmeye çalışılmıştır. Tarama modelinde olan çalışma, İstanbul, Edirne, Denizli, Antalya ve Kahramanmaraş illerinde 4. -5.- 6.- 7. ve 8. sınıf düzeyinden 964 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Guzey, Harwell ve Moore (2014) tarafından geliştirilen ve bu araştırma kapsamında Türkçe ‘ye uyarlaması yapılan 28 maddeden oluşan STEM tutum ölçeği kullanılmıştır. Veri analizlerinde Lisrel870 ve SPSS 17 programları kullanılarak, ölçek adaptasyonunda doğrulayıcı faktör analizi, farklılıkların olup olmadığını tespit etmek için Mann Whitney U-Testi (Mann-Whitney U-Test for Independent Samples) ve Kruskal Wallis H-Testi (Kruskal Wallis H-Tests for independent samples) testleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre örneklem grubu öğrencilerinin STEM tutum düzeylerinin katılıyorum seviyesinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin STEM tutum düzeylerinin cinsiyet, özel veya devlet okulu, anne -baba eğitim durumu değişkenleri açısından farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak, sınıf düzeyi (χ2 (sd=4, n=964) = 54.49, p<.05), yaşadıkları şehir (χ2 (sd=3, n=964) = 13.10, p<.05) ve meslek tercihleri (χ2 (sd=7, n=964) = 7.77, p>.05) STEM tutum düzeylerinde anlamlı farklılığa neden olmuştur. Çalışma ölçeğin alanda kullanımı, ilk ve ortaokul öğrencilerimizin STEM uygulamalarına hazır bulunuşluk düzeyini göstermesi açısından önemlidir.
Cilt 13 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 787 - 802
Ganime AYDIN, Mehpare Saka, Selcen Guzey
Bu araştırmanın amacı ilkokul yöneticilerinin 4+4+4 değişikliğine yönelik görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma, Denizli merkezi ve ilçelerinde gerçekleştirilmiştir. Denizli il merkezinden 14 ilkokul, ilçelerinden ise her ilçeden 2 ilkokul olmak üzere 36, toplam 50 ilkokulda görev yapan 168 yönetici örnekleme alınmıştır. Bu çalışmada verilerin elde edilmesinde araştırmacılar tarafından hazırlanan “4+4+4 Modeline Yönelik İlkokul Yöneticileri İçin Açık Uçlu Yazılı Anket” kullanılmıştır. İlkokul yöneticilerine araştırma konusuyla ilgili 3 açık uçlu soru sorulmuştur. Anket formunun uygulanmasıyla elde edilen nitel veri seti araştırmacılar tarafından içerik analizine tabii tutulmuştur. İlkokul yöneticilerinin görüşlerine göre 4+4+4 eğitim modeli eğitim sistemimizi olumsuz yönde etkilemiştir (% 63); 4+4+4 eğitim modeline önümüzdeki yıllarda bu şekliyle devam edilmelidir (% 38); 4+4+4 eğitim modelinin uygulanmasıyla birlikte okulda önemli değişiklikler yapılmıştır (% 69); 4+4+4 eğitim modelinin uygulanmasıyla birlikte yönetici olarak sorunlar yaşanmıştır (%87) ve en çok yaşanan sorun öğrencilerle ilgilidir (% 26); 4+4+4 eğitim modeli için hizmet içi eğitim almışlardır (% 70 ) ve alınan hizmet içi eğitim yetersizdir (% 48); 4+4+4 eğitim modelinin uygulanması için okulun fiziki koşulları çok uygundur (%48).
Cilt 4 , Sayı 7 , Oca 2014 , Sayfalar 27 - 49
Ali Rıza Erdem, Hüseyin Kıran
Araştırma 45-59 yaş grubu bireylerin yaşlılık dönemlerine ilişkin beklentilerini belirleyen ilişkilerin incelenmesi amacı ile planlanmıştır. Sakarya ili, Pamukova ilçesinde yaşayan 45-59 yaş grubundaki bireylerden oranlı tabakalı örnekleme tekniğine göre 356 kişi örnekleme alınmıştır. Bireyin yaşlılık dönemine ilişkin beklentilerine faktör analizi uygulanmıştır. Bireylerin yaşlılık dönemine ilişkin beklentilerini belirleyen boyutların birbiri arasındaki ilişki korelasyon analizi ile incelenmiştir. Ortalamalara göre bireylerin en yüksek beklentilerinin yaşama ilişkin, en düşük beklentilerinin fiziksel çevre ve konuta ilişkin beklentilerinin olduğu bulunmuştur. Bireylerin yaşlılık dönemlerine ilişkin beklenti düzeylerini belirleyen ilişkiler incelendiğinde; sağlığa ilişkin beklentiler ile ekonomik yaşama ilişkin beklentiler, sosyal yaşama ilişkin beklentiler ile sağlığa ilişkin beklentiler, fiziksel çevre ve konuta ilişkin beklentiler ile ekonomik yaşama ilişkin beklentiler ve beklenti toplam puanı ile ekonomik yaşama ilişkin beklentiler arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. 45-59 yaş grubu bireylerin yaşlılık dönemi beklentilerine  ilişkin hazırlık yapmalarının önemi eğitim çalışmaları ile anlatılmalı, bireyler bilinçlendirilmelidir.
Cilt 4 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 49 - 62
Tolga İLETMİŞ, Fatma ARPACI
Okulöncesi dönemde çocuklar zaman zaman çeşitli nedenlerden dolayı sosyal duygusal uyum problemleri yaşayabilmektedir.  Sosyal duygusal gelişim sürecinde ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının, çocukla kurulan etkileşim sürecinde kritik bir rol oynadığı bilinmektedir. Ebeveynler ile kurulan bu ilişki biçimi çocuğun daha sonraki ilişkilerinde kullanacağı yeni iletişim örüntülerini oluşturmaktadır. Bu araştırmada, 5 yaş çocuklarının okuldaki sosyal duygusal uyumları ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumları arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen bu araştırmada katılımcı grubunu okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 5 yaş grubu 50 çocuğun 50 ebeveyni ve 4 öğretmeni oluşturmuştur.  Araştırmada,  5 yaş çocuklarının ebeveynlerine, çocuk yetiştirme tutumlarını değerlendirmek için Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) uygulanmış, ayrıca çocukların sınıf ortamındaki sosyal duygusal uyumlarını değerlendirmeleri için öğretmenlerinden Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği’ ni (MASDU) doldurmaları istenmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, demokratik ebeveyn tutumu ile yetiştirilen çocukların okul ortamındaki sosyal duygusal uyumları yüksek bulunurken; otoriter, aşırı koruyucu ve izin verici ebeveyn tutumuyla yetişen çocukların okul ortamındaki sosyal duygusal uyumlarının düşük olduğu görülmüştür.
Cilt 1 , Sayı 2 , Oca 2017 , Sayfalar 1 - 14
DERYA ŞAHİN, Şakire Ocak Karabay, Tülin Demir
Atıkların değerlendirilmesi hem ekonomik olarak geri kazanım hem de çevre koruması açısından önemlidir. Atıkların değerlendirilmesi ve çevrenin korunması ile ilgili eğitim okulöncesi dönemde başlamaktadır. Yapılan çalışmalarda erken yaşlarda verilen çevre eğitiminin etkisinin yaşam boyu devam ettiği görülmüştür. Bu nedenle çocuk eğitiminde atık değerlendirme ve çevre koruma etkinlikleri farkındalık sağlama açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada beş yaş grubu çocuklarında kâğıt israfının önüne geçebilmek ve çocuklarda atık kâğıt değerlendirme bilinci kazandırmak amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk kısmında, çocukların kâğıt kullanımları dikkatle gözlemlenmiş, kâğıt oluşumu resimler, videolar ve slaytlar ile desteklenip anlatılmıştır. Sonraki kısmında eski gazeteler kullanılarak birlikte kâğıt hamuru hazırlamış ve kâğıt yapımında kullanılabilecek kâğıt parçaları oluşturulmuştur. Hazırlanılan kâğıtlara serbest resimler yapılarak sınıf içinde sergilenmiştir. Sonuç olarak çocuklarda atıkların değerlendirilmesine karşı olumlu yönde değişimler gözlemlenmiştir.  
Cilt 24 , Sayı 5 , Oca 2016 , Sayfalar 2457 - 2468
Azize ONUR, Atila ÇAĞLAR, Muhammed SALMAN
Yapılandırmacı anlayışa göre düzenlen Türkçe öğretim programı, sözlü iletişim (dinleme ve konuşma), okuma ve yazma ile dilbilgisi öğrenme alanlarından oluşmaktadır. Her bir alana ilişkin kazanımlar o alanın öğretimsel hedeflerini oluşturmaktadır. Okuma öğrenme alanına yönelik kazanımlar üç başlık altında toplanmıştır: okuduğunu anlama, akıcı okuma, söz varlığını geliştirme. Programda bu alanlara yönelik okuma kuralları, okunan metinlerin anlaşılması ve çözümlenmesi, anlamlandırılması, okunan metinlerin değerlendirilmesi ve okumanın bir alışkanlık hâline dönüştürülmesine yönelik çeşitli kazanım ve etkinliklere yer verilmiştir (MEB, 2015:6,7). Dört temel dil becerilerinden biri olan okumanın amacı, anlamaktır (Akyol, Yıldırım, Ateş ve Çetinkaya, 2013: 41; Yılmaz ve Köksal, 2008:52). Anlamaktan kastedilen yüzeysel anlamda bire bir kelime anlamlarını bilmekten öte sözcük ve sözcük gruplarının metnin bağlamında değerlendirilerek anlamlandırılması, zihinde eleştirilmesi, üzerine düşünceler üretilmesi ve önceki öğrenmelerle karşılaştırılarak zihinde yapılandırılmasını sağlayacak aktif bir okumadır. Birey okuduğu ölçüde düşünür, düşündükçe kendini yeniler, geliştirir. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden tekil araştırma modeli kullanılmıştır. Sivas il merkezi ve merkeze bağlı köylerde görev yapan 20 Türkçe öğretmenlerinden oluşan bir çalışma grubu, veri toplama imkânı göz önünde bulundurularak seçilmiştir. Çalışma grubundaki öğretmenlerden 12’si kadın 8’i erkektir.  Tamamı lisans düzeyinde eğitim görmüş ve eğitim fakültesinden mezun olmuştur. Türkçe Öğretim Programında yer alan 5. Sınıf okuma öğrenme alanına ilişkin kazanımlar, hedeflerde bulunması gereken özellikler açısından öğretmen görüşleri alınarak değerlendirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi kullanılarak sorulara cevap aranmış ve veriler toplanmıştır. Programda yer alan kazanımlara ilişkin öğretmen görüşleri incelendiğinde öğretmenler genel olarak okuma öğrenme alanında yer alan kazanımların beşinci sınıf öğrencisinin seviyesinin üstünde zihinsel beceri gerektirdiği, onların hazırbulunuşluk düzeyinin üzerinde kaldığı bu nedenle de uygulamada sıkıntıların yaşandığı görüşündedir. Bireysel farklılıklar olmakla beraber beşinci sınıf öğrencilerinin Piaget’in zihinsel gelişim dönemlerinden somut işlemler döneminde oldukları (Çelik, 1996: 37) düşünülecek olursa sorgulama, eleştirel düşünme, soyut düşünme ve olaylardan düşünceleri soyutlama gibi becerileri istenen düzeyde neden kazanamadıkları daha iyi anlaşılabilir.
Cilt 8 , Sayı 3 , Oca 2017 , Sayfalar 88 - 100
Mustafa Ersoy, Hatice Kurga
Bu çalışmanın amacı; 6 yaş çocuklarına öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarılarına olan etkisini incelenmektir. Öyküleştirme yöntemi; çocukların yeni bilgilerini kullanarak eski bilgilerini ve tecrübelerini işe koştuğu, bunların yanı sıra yeni bilgileri edinerek bunlarla birlikte süreçte aktif olarak yer aldığı problemlere çözümler ürettiği, deneyimler kazandığı bir ortam yaratmaktadır. Araştırma  nitel ve nicel tekniklerin bir arada kullanıldığı karma yöntemdir. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-66 ay arası çocukların; sayılar, geometrik şekiller ve örüntü kavramlarını öğrenmede öyküleştirme yönteminin etkisinin incelendiği ön-test son-test yarı deneysel yöntem ve uygulamalar süresince deney grubunun gözlemlenmesiyle araştırmanın nitel bölümü yürütülmüştür. Araştırmada çocukların sayılarla ilgili kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Piaget sayı korunum testi, geometrik şekil kavramları öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla; Aslan (2004) tarafından geliştirilen geometrik şekilleri tanıma testi ve örüntü kavramını öğrenme düzeylerini ölçmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen örüntü testi kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından deney grubuyla her hafta uygulanan etkinlikler sırasında yapılan gözlem araştırmacının güncesine kaydedilmiştir. Çalışma toplam 27 öğrenciyle gerçekleşmiştir. Kontrol grubu öğrencileri mevcut programla eğitim alırken deney grubu öğrencileri 8 hafta boyunca haftada bir gün öyküleştirme yöntemi ile hazırlanan matematik eğitimini almıştır. Araştırmada elde edilen nicel verilerin analizinde kontrol ve deney grubunun başarılarını karşılaştırmak amacıyla Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Kontrol ve deney gruplarının ön test ve son test başarılarını kendi aralarında karşılaştırmak amacıyla Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler betimsel analiz yoluyla analiz edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Sonuç olarak; öyküleştirme yöntemi ile verilen matematik eğitiminin çocukların matematik başarısını arttırmada olumlu etkiye sahip olduğunu göstermiştir.
Cilt 1 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 1 - 10
Aylin Sertsöz, Özlem Doğan Temur
Bu çalışma, sosyal bilgiler eğitimi kapsamında kariyer bilinci geliştirme eğitimi almış kız çocuklarının bu kazanımlarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımlarında durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 6. sınıfta öğrenim gören 9 kız öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada veriler yazışma tekniği ve katılımcı gözlemci notları ile elde edilmiştir. Veriler betimsel olarak analiz edilmiş olup araştırmanın alt problemlerine göre kategorilere ayrılmıştır. Araştırma sonucunda 6. sınıf kız çocuklarının mesleki tercihlerini toplumsal cinsiyetten bağımsız olarak ve genellikle yeteneklerini göz ardı ederek ilgi alanlarına göre belirledikleri tespit edilmiştir. Kız çocukları tarafından en çok tercih edilen mesleğin öğretmenlik olduğu görülmüştür. Seçtikleri mesleğin kişilik özelliğine uygun niteliklerini kendi özelliklerinden örneklerle açıklayabildikleri belirlenmiştir. Kariyer bilinci geliştirme kazanımlarının kız çocukları tarafından genel olarak edinildiği sonucuna ulaşılmıştır. 
Cilt 25 , Sayı 4 , Oca 2017 , Sayfalar 1619 - 1634
Kibar AKTIN
Bu çalışmanın amacı, araştırmaya katılan ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin “Dünyamız, Ay ve Yaşam Kaynağımız Güneş” ünitesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler öncesinde ve sonrasında zihinlerinde ‘Dünya’, ‘Ay’ ve ‘Güneş’ kavramlarını nasıl betimlediklerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim öğretim yılında, Konya ili Çumra ilçesinde yer alan bir taşıma merkezi ortaokuldaki 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya 19’u kız ve 12’si erkek olmak üzere 31 kişi katılmıştır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Öğrencilerin algılarını belirlemek için veri toplama aracı olarak çizim tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı, Ortaokul 6. Sınıf Fen Bilimleri 3-8. Sınıf Öğretim Programı “Dünyamız, Ay ve Yaşam Kaynağımız Güneş” ünitesi işlenmeden önce ve sonra uygulanmıştır. Çalışmaya katılan bütün öğrencilerden ‘Dünya’, ‘Ay’ ve ‘Güneş’kavramları ile ilgili düşüncelerini yansıtan bir resim çizmeleri istenmiştir. Resimlerin altına ise, çizimlerinde anlatmak istediklerini ifade etmeleri beklenmiştir. Verilerin analizinde fenomenolojik çalışma için kodlama şablonu ve içerik analizi kullanılmıştır. Öğrencilerden çizim yöntemiyle alınan veriler çözümlenirken ortak kodlar ile sınıflandırılmıştır ve öğrenci ifadelerinden örneklerle birlikte “Inspiration 9” programı kullanılarak zihin haritaları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular ışığında, araştırmaya katılan ortaokul 6. sınıf öğrencilerinin uygulama öncesi genel olarak ‘Dünya’, ‘Ay’ ve ‘Güneş’ konusunda eksik ve bilimsel olmayan kavramlara sahipken, ilgili ünite işlendikten sonra, öğrencilerin çoğunun bu Astronomi kavramlarını daha bilimsel kavramlarla ifade ettikleri ve algılarının bilimsel yönde değiştiği görülmüştür. 
Cilt 13 , Sayı 4 , Oca 2017 , Sayfalar 601 - 636
Gamze BABAOĞLU, Özgül KELEŞ