Arama Sonucu: 15 Aranan: kükürtdioksit
Sera gazları olarak bilinen ; SO2 (Kükürtdioksit), NOX (Azotoksitler), CO (Karbonmonoksit), CO2(Karbondioksit), PM10 (partiküler madde), CFCs (Kloroflorokarbonlar) vd. gibi gazların dünya yüzeyinden yansıyan ultraviyole ışınları tutarak, bu ışınların atmosferden uzaklaşmalarına engel olup ısınmaya neden oldukları bilinen bir gerçektir. Kış aylarında fosil yakıt tüketimi arttığından, bu gazların kış aylarında havadaki oranlarında artış gözükür. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Batman, hava kirliliği ve aşırı sıcaklıklar ile dikkat çeken bir ilimizdir. Bu bağlamda bu çalışmada, Batman’ın hava kirliliği batmanın sıcaklık değerlerini tetikliyor mu? sorusuna cevap bulmaya çalıştık. Batman’ da yukarıda sayılan gazlardan SO2 ve PM10 gazları 2005 yılından itibaren ölçülmektedir. Yapılan istatistiki veri araştırması sonucunda , SO2ölçüm değerleri normal sınırlar dahilinde olduğu görülmüştür. PM10 değerlerinin ise genel olarak hep sınır değerlerin üzerinde ölçüldüğü ve hatta bazı dönemler ölçüm sonuçlarından Batman’ın en kirli il olduğu tespit edilmiştir. Burada, Batman’ın kış ayları, kış sezonu, Ekim ve Mart ayları aylık sıcaklık değerlerinin ortalaması ile kış ayları, kış sezonu, Ekim ve Mart ayları PM10 ve SO2değerlerinin ortalaması karşılaştırılmış ve değerlendirilmiştir. Bulunan sonuçlar gösterdi ki, kış aylarından Şubat ayı PM10 ortalamaları ile Şubat ayı aylık ortalama sıcaklık değerleri arasında 0,865 gibi yüksek bir ilişki vardır. Özellikle, Batman’ın Ekim ayı PM10 değerlerinde aşırı artış göstermesi dikkat çekmiştir. Bu karşılaştırmalar tablo halinde gösterilip incelenmiştir
Cilt 3 , Sayı 2 , Oca 2013 , Sayfalar 90 - 104
Murat BATAN
Özet Çevirileri Öz
Bu çalışmada yapılan analizler, geçmiş yılların verileri ve en önemli atmosferik hava kirliliği bileşenlerinin ölçüm değerleri kullanılarak Batman şehir merkezindeki hava kirliliği kalite indekslerine göre araştırılmıştır. Batman şehir merkezide, hava kirliliği oluşturan temel bileşenlerden olan kükürtdioksit(SO2) ve partikül maddeler (PM) 2006-2011 yılları için incelenmiştir. Ölçülen değerler, Hava Kalitesi Kontrol Yönetmeliği (HKKY) ve Avrupa Birliğinin (AB) belirlediği sınır değerlere göre kıyaslanmıştır. Buna göre, Batman şehir merkezindeki hava kirliliği sınır değerleri HKKY değerlerinin altında kalmış fakat AB’nin belirlediği sınır değerlerin üstünde kalmıştır. Sonuç olarak, Batman şehir merkezinde düzenli hava kalitesi ölçümleri yapılmamakta olup, yerel bir çevre komitesinin oluşturulması, hava kirliliğinin önlenmesinde gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Alınması gereken tedbirler ayrıca sıralanmıştır.
Cilt 7 , Sayı 1/2 , Oca 2017 , Sayfalar 48 - 55
Hamit ADIN, Fevzi YAŞAR, Şehmus ALTUN, Bahattin IŞCAN
Özet Çevirileri Öz
Ülkemiz toplam tüketilen enerjinin yaklaşık % 30`nu binaların ısıtılması ve soğutulması amacıyla kullanmaktadır. Yalıtımsız binalar nedeniyle fazla kullanılan enerji; kükürtdioksit, karbonmonoksit, karbondioksit, toz ve kül gibi maddeleri meydana getirir, bu ise hava kirliliğini arttırmaktadır. Bu kirletici maddelerin miktarı binalarda yalıtım uygulamaları sonucu azaltılabilir. Ülkemizde konutlarda enerji tasarrufuna yönelik, TS 825 "Binalarda Isı Yalıtım Kuralları"standardı en son 2008 yılında yenilenmiştir. Standarda ülkemiz 4 bölgeye ayrılmıştır. Bu çalışmada, TS 825 standardına göre 2. bölgede bulunan Balıkesir ili için yapılmıştır. Balıkesir il merkezinde ısıtma amaçlı doğal gaz tüketimi son 5 yılda hızlı bir şekilde artmıştır. Çalışmada, Balıkesir ilini temsil eden örnek bir bina seçilmiştir. Örnek binada doğal gaz ve kömürün ısıtma amaçlı yakıt olarak kullanıldığı kabul edilmiştir. Örnek binanın dış duvarlarında farklı kalınlıkta ve tipte yalıtım malzemeleri kullanılmıştır ve bu kullanımların hava kirliliğine olan etkileri araştırılmıştır.
Cilt 8 , Sayı 1 , Oca 2013 , Sayfalar 39 - 53
Okan KON
Özet Çevirileri Öz
Bu çalışmada piyasada bulunan farklı firmalar tarafından üretilmiş Ege Bölgesi orijinli Bornova Misketi şaraplarının, genel bileşimleri ve duyusal tanımlayıcıları belirlenmiştir. Şarapların duyusal analizlerinde Tanımlayıcı Duyusal Analiz yöntemleri kullanılmıştır. Elde edilen duyusal analiz verilerine Temel Bileşen Analizi (PCA) uygulanmıştır. Bornova Misketi Şaraplarının alkol oranları hacmen %11.0 ile %14.4 arasında, toplam asit miktarları 6.1 g/L ile 7.8 g/L arasında değişmiştir.  Tüm şaraplar uçar asit ve kükürtdioksit miktarları bakımından Türk Gıda Kodeksine uygun bulunmuştur. Bornova Misketi şaraplarına uygulanan Lezzet-Aroma Profil Analizi sonuçlarına göre renk bakımından şaraplar benzer bulunmuş, renk skalasında açık sarı-saman sarısı olarak değerlendirilmiştir. Temel Bileşen Analizi sonuçlarına göre Bornova Misketi şarapları duyusal açıdan, bir örnek hariç birbirine yakın bir şekilde gruplanmıştır. Şaraplar lavanta-ıhlamur, tropik meyve, narenciye, çiçek ve ağaç meyveleri kokuları ile pozitif korelasyon gösterirken ekşilik ve acılık kriterleri ile ters korelasyon göstermiştir.
Cilt 42 , Sayı 1 , Oca 2017 , Sayfalar 86 - 94
Merve Darıcı, Selin Yabacı Karaoğlan, Zeynep Dilan Çelik, Turgut Cabaroğlu
Özet Çevirileri Öz
Hava kirliliği özellikle kentleşmenin yoğun ve plansız olduğu bölgelerde daha fazla görülmektedir. Bu noktalarda yaşanan kirlilik, hava kalitesini azaltmakta ve sonuç olarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu çalışmada gerek çarpık kentleşme, gerekse topografik nedenlerden dolayı hava kalitesinde azalma görülen Doğu Karadeniz Bölgesindeki kükürtdioksit (SO2) konsantrasyon dağılımları incelenmiştir. Özellikle kış aylarında ısınma amacıyla kullanılan fosil yakıtlar bölgede önemli derecede hava kirliliğine yol açmaktadır. Çalışma alanında hava kirliliğine yol açabilecek önemli kaynaklardan biride Karadeniz sahil yoludur. Yapılan çalışmada, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yer alan, Artvin, Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerindeki SO2 kirleticisinin hava kalitesi üzerindeki etkileri ve dağılımları, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla üretilen haritalarla incelenmiştir. Hava kalitesiyle ilgili veriler, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na ait ölçüm istasyonlarında ölçülen 2011-2016 yılları arasındaki saatlik verilerdir. Yapılan çalışma sonucunda, 2011-2016 yılları arasında illere göre ilkbahar ayları SO2 konsantrasyon ortalamaları sıralaması Ordu > Giresun > Trabzon > Gümüşhane > Rize > Bayburt > Artvin, yaz aylarında Trabzon > Giresun > Rize > Ordu > Artvin > Bayburt, sonbahar aylarında Trabzon > Ordu > Gümüşhane > Giresun > Bayburt > Artvin > Rize, kış aylarında ise Ordu > Trabzon > Gümüşhane > Giresun > Bayburt > Artvin > Rize şeklinde olduğu bulunmuştur.
Cilt 2 , Sayı 2 , Oca 2016 , Sayfalar 81 - 99
Kazım Onur Demirarslan, Halil Akıncı
Başlık Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri
Çalışmada güneşte kurutulmuş domateslerin kalitesine SO2 niceliğinin ve depolama koşullarının etkisi araştırılmıştır. Domatesler, kurutulmuş üründe yaklaşık 1000, 4000 ve 8000 ppm SO2 içerecek şekilde, kükürtlenerek güneşte kurutulmuş ve kurutulan domatesler iki farklı sıcaklık (5 oC ve 30 oC) ve iki farklı bağıl nemde (%58 ve %85) yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) ile paketlenip depolanmıştır. İncelenen özellikler, nem, toplam kükürtdioksit, esmerleşme, CIE L*a*b* renk değerleri ile duyusal (lezzet ve renk) özellikleridir. Kükürdün rengi koruyucu etkisinden dolayı, depolama boyunca kükürt içeren örneklerde esmerleşmenin azaldığı ve düşük depolama sıcaklığının etkisiyle örneklerin depolama süresinin arttığı belirlenmiştir.
Cilt 22 , Sayı 3 , Oca 1997
Özgül Babalık, Fikret Pazır
Özet Çevirileri Öz
Çalışmada güneşte kurutulmuş domateslerin kalitesine SO2 niceliğinin ve depolama koşullarının etkisi araştırılmıştır. Domatesler, kurutulmuş üründe yaklaşık 1000, 4000 ve 8000 ppm SO2 içerecek şekilde, kükürtlenerek güneşte kurutulmuş ve kurutulan domatesler iki farklı sıcaklık (5 oC ve 30 oC) ve iki farklı bağıl nemde (%58 ve %85) yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE) ile paketlenip depolanmıştır. İncelenen özellikler, nem, toplam kükürtdioksit, esmerleşme, CIE L*a*b* renk değerleri ile duyusal (lezzet ve renk) özellikleridir. Kükürdün rengi koruyucu etkisinden dolayı, depolama boyunca kükürt içeren örneklerde esmerleşmenin azaldığı ve düşük depolama sıcaklığının etkisiyle örneklerin depolama süresinin arttığı belirlenmiştir.
Cilt 22 , Sayı 3 , Oca 1997
Özgül Babalık, Fikret Pazır
Özet Çevirileri Öz
Gıdalarda antimikrobiyal, antioksidatif ve renk açmak amacıyla yaygın olarak kullanılan kükürt ve kükürt bileşikleri kalıntılarının nicel tayini, bu çalışmada geliştirilen iletkenlik yöntemi (kondüktometri) ile yapılarak, iodometrik ve Monier-Williams yöntemleri ile karşılaştırılmış, bu yöntemin daha güvenilir sonuç verdiği çeşitli, konsantrasyonlarda kükürtdioksit miktarları ile iletkenlik arasındaki ilişkiyi veren korelasyon katsayılarının 0.99’dan yüksek olduğu, daha kısa sürede ve seri olarak uygulanabileceği saptanmıştır. 
Cilt 20 , Sayı 1 , Oca 1995
Abdurrahman Arslan
Başlık Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri
Gıdalarda antimikrobiyal, antioksidatif ve renk açmak amacıyla yaygın olarak kullanılan kükürt ve kükürt bileşikleri kalıntılarının nicel tayini, bu çalışmada geliştirilen iletkenlik yöntemi (kondüktometri) ile yapılarak, iodometrik ve Monier-Williams yöntemleri ile karşılaştırılmış, bu yöntemin daha güvenilir sonuç verdiği çeşitli, konsantrasyonlarda kükürtdioksit miktarları ile iletkenlik arasındaki ilişkiyi veren korelasyon katsayılarının 0.99’dan yüksek olduğu, daha kısa sürede ve seri olarak uygulanabileceği saptanmıştır. 
Cilt 20 , Sayı 1 , Oca 1995
Abdurrahman Arslan
Başlık Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri
Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak, artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu araştırmada hava kirleticilerin başında gelen kloroflorokarbonlar, ozon tabakasının incelmesine ve dolayısıyla küresel ısınmaya neden olan maddeler, azotoksitler, kükürtdioksit ve sera gazlarının başında gelen karbondioksit emisyonları tüm dünya ülkeleri göz önüne alınarak ortaya konmuştur. Veriler Birleşmiş Milletler İstatistik Bölümü’nden (United Nations Statistics Division) alınmış, sonuçlar Türkiye’nin mevcut durumunu açıklar biçimde değerlendirilmiştir. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Uzun Menzilli Sınırlar Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesi gibi uluslararası sözleşme ve protokoller, bütün ülkeleri hava kirleticilerinin ölçülmesi, belirli plan ve programlar çerçevesinde azaltılması için zorlamaktadır. Sözleşme ve protokol metinleri, gelişim süreçleri, amaç, kapsam, hedef ve yaptırımları, sözleşmelere ait resmi web sitelerinden alınmıştır. Bu protokol ve sözleşmelerin hava kirletici maddelerin emisyonlarında ne tür değişimler gösterdiği yapılan bu araştırma sonucu görülmektedir. Yapılan sözleşmelerin pek çoğunda imzası bulunan Türkiye’nin durumu da dünya perspektifinden incelenmiş, küresel hava kirliliği resminde nerede olduğu ve nerede yer alması gerektiğine dair yaklaşımlar ortaya konmuştur.
Cilt 27 , Sayı 2 , Oca 2011 , Sayfalar 134 - 149
Aysun ALTIKAT, Fatma EKMEKYAPAR TORUN, Tuba TURAN BAYRAM
Anahtar Kelimeler Özet Çevirileri Öz Anahtar Kelime Çevirileri
Kuru kayısı, yaş kayısının kurutulmuş şekli olup, ülkemizin geleneksel ihraç ürünleri arasındadır. Ülkemizde kayısı, ‘’Gün Kurusu’’ ve ‘’Kükürtleme’’ olmak üzere halen iki metotla kurutulmaktadır. Kuruma süresini kısaltmak, doğal rengi korumak, böceklenmeyi önlemek ve muhafaza süresini artırmak amacıyla yapılan kükürtleyerek kurutma, toplam üretimin %80’inden fazlasını oluşturmaktadır. Kükürtlemede en önemli sorun kükürt ve nem oranının ayarlanmasıdır. İdeal nem oranı % 0.2’dir. Ancak ülkemizde üretilen kayısının şeker oranının yüksek olması nedeniyle nem oranını Avrupa standartlarına indirmek oldukça zordur. Kuru kayısıyı rengini muhafaza ederek 3-4 yıl ve daha uzun süre saklayabilmek için yüksek konsantrasyonda kükürtleme yapılmakta, bu da kayısının tat ve kalitesini olumsuz etkilemektedir. Kükürtlemede daha iyi bir sonuç almak için kullanılan kükürdün kalitesi de yüksek olmalıdır. Kuru kayısı ithal eden ülkelerin izin verdikleri kükürt miktarı; Almanya ve İngiltere'de 2000 ppm (mg kg-1), Fransa ve Danimarka'da 1000 ppm, İtalya'da 600 ppm, Avusturya'da 300 ppm'dir. Ülkemizde ise maksimum limit 2000 ppm'dir. Bu araştırmada; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki market ve pazarlardan tedarik edilen 43 adet kuru kayısıda kükürdioksit analizleri yapılmıştır. Örneklerin 17 adedinde yasal limitlerin (%40) üzerinde kükürtdioksit bulunmuştur. Bulunan bu sonuçlara göre; üreticiler kükürtleme işlemini daha kontrollü ve modern koşullarda yapmalıdır.
Cilt 20 , Sayı 1 , Oca 2016 , Sayfalar 7 - 11
Fatma HEPSAĞ, Ali YILDIRIM, Özgür GÖLGE, İbrahim HAYOĞLU
Başlık Anahtar Kelimeler Özet Çevirileri Öz Başlık Çevirileri Anahtar Kelime Çevirileri
Bu çalışmada ülkemizde üretilen bazı üzüm sirkelerinin genel bileşimleri, kalıntı metal-metaloit içerikleri belirlenmiş ve Türk Gıda Mevzuatına uygunlukları araştırılmıştır. Bu amaçla piyasadan oniki farklı firmaya ait sirke örnekleri alınmış, S1’den S12’ye kadar kodlanmış ve sirkelerin genel bileşimleri, fiziksel ve kimyasal analizlerle (yoğunluk, alkol, kuru madde, indirgen şeker, toplam asit, uçar asit, pH, kül, toplam SO2, asetil metil karbinol testi), kalıntı metal-metaloit analizleri, atomik absorbsiyon spektrometresi ile belirlenmiştir.Analiz sonuçlarına göre oniki sirke örneğinden birinin doğal sirke olmadığı, örneklerin alkol ve toplam asit miktarlarının (bir örnek hariç) sirke standardına uygun olduğu belirlenmiştir. Sirkelerin kükürtdioksit miktarları Türk Gıda Mevzuatında belirtilen üst limitin altında bulunmuştur. Kalıntı metal-metaloit içerikleri bakımından, sadece bir örnekte demir miktarının biraz yüksek olduğu bunun dışında bütün örneklerin demir, bakır+çinko, arsenik ve kurşun miktarlarının Türk Gıda Mevzuatı’na uygun olduğu saptanmıştır.
Cilt 35 , Sayı 3 , Oca 2010
Muzaffer Akbaş, Turgut Cabaroğlu
Özet Çevirileri Öz
Bu çalışmada ülkemizde üretilen bazı üzüm sirkelerinin genel bileşimleri, kalıntı metal-metaloit içerikleri belirlenmiş ve Türk Gıda Mevzuatına uygunlukları araştırılmıştır. Bu amaçla piyasadan oniki farklı firmaya ait sirke örnekleri alınmış, S1’den S12’ye kadar kodlanmış ve sirkelerin genel bileşimleri, fiziksel ve kimyasal analizlerle (yoğunluk, alkol, kuru madde, indirgen şeker, toplam asit, uçar asit, pH, kül, toplam SO2, asetil metil karbinol testi), kalıntı metal-metaloit analizleri, atomik absorbsiyon spektrometresi ile belirlenmiştir.Analiz sonuçlarına göre oniki sirke örneğinden birinin doğal sirke olmadığı, örneklerin alkol ve toplam asit miktarlarının (bir örnek hariç) sirke standardına uygun olduğu belirlenmiştir. Sirkelerin kükürtdioksit miktarları Türk Gıda Mevzuatında belirtilen üst limitin altında bulunmuştur. Kalıntı metal-metaloit içerikleri bakımından, sadece bir örnekte demir miktarının biraz yüksek olduğu bunun dışında bütün örneklerin demir, bakır+çinko, arsenik ve kurşun miktarlarının Türk Gıda Mevzuatı’na uygun olduğu saptanmıştır.
Cilt 35 , Sayı 3 , Oca 2010 , Sayfalar 183 - 188
Muzaffer Akbaş, Turgut Cabaroğlu
Özet Çevirileri Öz
Amacımız, son yıllarda oldukça sık kullanılan ve çalışmalara konu olan antimikrobiyal gıda katkı maddelerinin, işlevi, kullanım alanları, günlük alınabilir kabul düzeyleri, insan sağlığı üzerine etkileri hakkında önemli yeni bilgiler vermektir. Antimikrobiyal gıda katkı maddeleri ile ilgili, 2006-2016 yılları arasında Dergipark’ta yayımlanan makaleler incelenerek bu derleme hazırlanmıştır. Çalışan nüfusun artması ile birlikte tüketicilerin paketli hazır gıda ürünleri kullanımı artmıştır. Paketli gıda ürünlerinde, gıda ürünlerinin üretilmesi, hazırlanması, taşınması ve depolanması sırasında, gıdaların raf ömrünü uzatmak, zararlı mikroorganizmaların üremesini geciktirmek, tat ve rengini güzelleştirmek amacıyla gıda katkı maddesi kullanımı yaygınlaşmıştır. Tüketicilerin, gıda katkı maddelerinin sağlık üzerine direkt olarak olumsuz etkilere neden olduğunu düşünmesi, üreticileri yapay yerine doğal kaynaklardan elde edilen gıda katkı maddeleri üretimine itmektedir ve doğal kaynaklardan elde edilen gıda katkı maddelerinin her geçen gün artış gösterdiği gözlenmiştir.Gıda katkı maddelerinin zararlılığı hakkında birçok araştırmalar yapılmış ve günümüzde hala yapılmaya devam etmektedir. Uluslararası komisyonlar tarafından gıda katkı maddelerinin günlük alınabilir kabul düzeyleri ile ilgili birçok listeler hazırlanmıştır. Yapılan araştırmalar sonucunda bu düzeylerin sıklıkla değiştirildiği gözlenmiştir. Gıda katkı maddelerinin çok fazla tüketilmesi alerji, astım, hiperaktivite ve kanser gibi hastalıklara neden olabilmektedir. Bu nedenle Uluslararası Komisyonlar tarafından belirtilen zararsızlık dozlarına dikkat edilmeli ve bu dozlardan fazlası kullanılmamalıdır.
, Sayfalar 1 - 17
Arda ÖZTÜRKCAN, Sıla ACAR
Anahtar Kelimeler Anahtar Kelime Çevirileri
  • 1 (current)